M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 30-06-2021 19:13
Güncelleme : 30-06-2021 19:22

Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak

Çağdaş insan korkunç: Dünyanın düz olduğuna inananların sayısı, 2000 yıl öncesine nazaran kat kat fazla, mesela.  Çocuklarına aşı yaptırmak istemediği için yok olmuş çocuk hastalıklarının hortlamasına neden olan ebeveynler, mesela, aşıdan önce çocuğunu hastalığa kurban veren ebeveynlerle karşılaşsalar, ikinci grup ne düşünürdü? Bioenerji zırvalarına inanıp binlerce lirasını kaptıran “eğitimli” insanlarımız var. Liste uzar gider elbet, fakat yakın zamanda en sorunlu tiplerin hayvanperestler olduğuna kanaat getirdim: Kasten hayvansever demiyorum zira ben hayvanseverim. Hayvanperest tabiri, sokak köpeklerinden şikayet edilince “sen sokağa çıkma”, “sokak hayvanların yaşam alanıdır” vs. gibi zırvaları dile getirebilen sosyopatları kapsıyor.

Bu sosyopatların segmentleri var elbette; kimisi şifa imkanı olmayacak şekilde bu hastalığın pençesine düşmüş halde; hiçbir rasyonel ifadeyle ikna edemezsiniz ve kapıldığı dinin emir ve yasaklarına mugayir bir laf ettiğinizde sizin ölmenizi çığlık atarak talep edebiliyor. Bazılarının sorunu sadece bütüncül ve rasyonel düşünememek, ancak ilk gruptaki insanlar bu diğer tiplere kanaat önderliği yaptığından onların da kurtulması yahut sağlıklı bir hayvanseverliğe erişmesi imkansız görünüyor.

Türkiye’nin ciddi bir başıboş hayvan sorunu var, bu kadar büyük ve yaygın bir soruna dair Türk milliyetçilerinin fikrinin olmaması düşünülemez. Dünyanın en sıradan doğrusunu ifade ettiğimi düşünerek yaptığım paylaşımlara gelen tepkileri görünce, fakat, en baştan başlayarak sokaklarda neden köpek başta olmak üzere hayvan olmaması gerektiğini anlatmak istedim. Bunu başarmak için önce çok basit bir öncül üzerinde uzlaşmak gerekiyor: Hayvanlar insan değildir.

Veganlık ve hayvanperestliğin zırvaları yalnız bu kitleyi bağlasa çok sorun değildi, ancak kendileri gibi düşünmeyenleri sair olumsuz sıfatla yaftalıyorlar ve kamusal alandaki sorunların çözülmesini engelliyorlar. Bu bakımdan tekrar etmek gerekiyor ki hayvanlar insan değildir ve insanlar et yer, et yemelidir de. Sırtlanların bir antilopu husyelerinden yakalayıp hala canlıyken yemeye başlamaları gaddarca mıdır? Değildir elbet, sırtlan için bu varoluşunun ta kendisidir. İnsan da böyle, ancak insan düşünen ve soyutlayabilen bir varlık olduğundan onun için etik diye bir şey vardır ve insanın yüceliği burada kendini gösterir: Et yememiz gerekiyordur, evet, fakat hayvanı acı çektirmeden öldürmeye çabalarız. Çabalamayan insan var mıdır? Elbette vardır, tam da bu yüzden hayvansever olmak ve insana yakışmayan usullerde besi hayvanı üretimi ve kesimi yapanlara karşı tedbirler düşünmek gerekiyor. Ancak et yemenin kendisi neden ahlaksızca olsun? Birtakım ağaç bitlerini aynı sürü güder gibi güdüp onların salgıladığı şekerli sıvıyı tüketen karıncalar bizi büyülüyor; onlarınki sömürmek değilse, bizimki neden sömürmek? Buna verilecek tek cevabın temelinde “insan hayvan değildir” olabilir; bu cevabı verdiğinizde ise, insanın sokağında hayvan gezmesine karşı çıkmamızı kabul etmeniz gerekir.

Evet insan hayvan değildir ve bu yüzden hayvanlarla giriştiği ilişkide etiği gözetir; yalnız etik değil, soyutlama yeteneği nedeniyle can çekişen yahut acı çeken bir hayvanla empati yapabilir, bu yüzden zulmetmez ve etmemelidir. Basitçe “et yememiz lazım, ancak bunu yaparken zulmetmememiz lazım” önermesine ulaşmak varken, et yiyen, süt tüketen insanları sürekli itham etmek niye? Eşit işe eşit ücreti, eşit toplumsal temsili ve dezavantaj yaratan kurumların ilgasını savunan feminizmden bugünkü gerizekalılık yarışmasına nasıl ulaştıysak, bu sonuca da aynı yoldan ulaştık.

Bu tiplerin bir de “doğa, doğa!” diye tutturması insanı hasta ediyor: Evvela, biraz geniş bakarsanız her şey doğaldır. Fabrika da doğaldır, mikroçip de. Zira doğaüstü diye bir şey yoktur, henüz doğaüstü hiçbir olgu, olay yahut maddeyi tespit etmedik; zaten tespit edebileceğimiz her şey doğal olur. Sonra, insanoğlunu bugünlere getiren doğaya karşı mücadelesi ve nihayet doğayı yenmesi, akabinde doğayı ehilleştirmesidir. Epey zayıf canlılar olmamıza rağmen bugün rahat içinde ve binbir eğlence seçeneğinin arasında neredeyse öfori halinde yaşıyorsak doğayı tımar ettiğimizden yaşıyoruz. Bu serüvenin birçok neticesinden faydalanıp, sonra doğa, hayvanlar diye çığlıklar atmak çok saçma geliyor.

İmdi, gelelim bu köpek hayvanına. Köpek hayvanı köpektir. İyi iletişim kurduğunuz, sizi tanıyan, yetişmiş, sorunsuz beslenen bir köpekse, mesela, enfes bir hayvandır. Fakat sokakta yaşıyorsa saldırganlaşabilir. Yahut hastalanabilir. Aç kalabilir, en önemlisi hasta edebilir. Başıboş köpekler, gürültü kirliliğinden başlayarak birçok zararın yanında biyolojik kirliliğe sebep oluyorlar. Sonra hastalık yayabiliyorlar. Doğrudan saldırarak insan yaralayabiliyor, yahut öldürebiliyorlar ki; bunu yapamasalar bile doğaya karşı verdiğimiz mücadele sonunda keyfimize göre dizayn ettiğimiz yaşam alanlarımızda keyfimizce yürüyüş yapmak istediğimizde ufacık rahatsızlık vermiş olmaları dahi olmamaları için yeterli bir sebeptir. Sonra, trafik kazalarına sebebiyet veriyorlar. Sonra, evcil ve ehil hayvanlara zarar veriyorlar. Sonra, özellikle şehirlerin mücavir alanlarında doğal ortamında yaşayan hayvanlara zarar veriyorlar. Saydıkça sayılır; birazcık aklı başında bir insan evvela sokak köpeklerinin bir sorun olduğunu kabul etmek zorundadır. Etmiyorsa sosyopattır.

Pekala bu sorun nasıl çözülür? Bu işin mahiyeti gereği başıboş hayvanlara dair isabetli istatistikler bulmak zor, ancak geçen yıllarda bir veteriner meslek grubu başkanı Türkiye’de toplam 8 milyon başıboş hayvan olduğundan bahsetmiş. Bunların yarısı köpek olsa, 4 milyon köpek yapar. Kaba bir hesapla, 15-20 kilo ağırlığındaki bir köpeğin mama ihtiyacı günlük 300 gramdır. İnternetten öğrendiğimize göre en ucuz köpek mamasının kilosu 10 lira, ancak toplu alım vs hesaba katarak diyelim ki 8 lira. Bir köpeğin barınağa günlük yemek maliyeti 2.4 liradır; buna yakalama, koruma vs. gibi diğer giderleri hiç yansıtmıyorum bile. 4 milyon köpek, günde kabaca 9.6 milyon liralık yemek gideri demek, ayda 288 milyona ulaşıyor. Bu kaynağın köpeklere ayrılmasının yegane yolu, varlıklı insanların özgür iradeleriyle işlettikleri ve bağışlarla ayakta tuttukları barınaklarda mümkündür. Zira sevgili ağabeyim Suat Başaran’ın enfes şekilde ifade ettiği gibi kamusal sorumluluğu olmayan kamusal alanda gezemez; başıboş köpeğin kamusal sorumluluğu yoktur üstelik kamusal alandan bakınca sadece zararlıdır. Kamunun böyle bir maliyetin altına girmesi için hiçbir neden sunulamaz, ancak insanlar nasıl sevimsiz rap sanatçılarının konserlerine para verip gitmekte özgürlerse, özel kaynaklarıyla böyle barınaklar açıp işletebilirler. Zaten literatürü tarayınca başıboş köpek sorununu çözmüş ülkelerin çoğunda barınakların STK’lar tarafından işletildiğini görüyoruz.

Pekala bu gerçekleşene dek ne yapacağız? Milyonlarca başıboş köpek var ve her gün bir başıboş köpeğin sebep olduğu kaza yahut yaralanma yahut ölüm haberi görüyoruz. Hayvanperestlerse olanca yüksek desibelli laflarına rağmen şimdiye dek böyle büyük çaplı bir işe girişmiş ve gerçekleştirmiş değiller. Oturup onların başarıya ulaşmalarını mı bekleyeceğiz? Bu süreçte hiçbir suçumuz yokken huzurumuz, beden bütünlüğümüz ve paşa keyfimiz mi bozulacak?

Hayır elbette – yegane çözüm itlaftır. Kısırlaştırma işi, yukarıdaki mama hesabından daha maliyetli bir iş, üstelik kısırlaştırıp sokağa salmak başıboş köpeklerin yarattığı hiçbir zararı o an için çözmüyor. Uzun vadede etkili olabilmesi içinse bütün köpeklerin dörtte üçünün hemen kısırlaşması gerekiyor, yoksa bir batında 2-4 yavru ortalamasıyla çoğaldıkları için nüfusu azaltmayı bırak, sabit bile tutamıyoruz. Kamuya faydası olmayacak bir işe büyük paralar ayırmanın anlamı var mı? Varsa neden AKP’den şikayet edelim mesela, adamların bize hiç faydaları yok ama dört beş maaş alıyorlar, özel jetlerde şampanya içiyorlar, lüks otellerde alem yapıyorlar. Bırakalım yapsınlar demememizin sebebi kamusal alan fikrinin mahiyetidir, henüz bunu sindirememiş ancak çoğu iyi niyetli bir grup insanın canı öyle istiyor diye faydası olmayan işlere kaynak ayrılamaz.

Karşı bir argüman olarak köpekleri yakalayıp itlaf etmenin de maliyetli olduğu söylenebilir – ancak burada fayda vardır. Yol yapmak da maliyetlidir, sağlık sistemi de; fakat bunlar faydalıdır. Yığınla zararı olduğunu en gerizekalı hayvanperestin bile kabul edeceğini düşündüğüm başıboş köpeklerin temizlenmesi kesinlikle faydalıdır.

İşin bir başka boyutuna değinmemek olmaz: Başıboş köpek insanın yarattığı bir sorun. Aynı kölelik gibi, kadın sömürüsü gibi sosyal evrim serüvenimizin bir sonucu ve bizim terekemizde bir utanç kaynağı. Bu hayvanları aldık, dönüştürdük, kendimize bağımlı kıldık, yaşam alanlarımıza soktuk ve sonra başıboş bıraktık. Bunun neticesinde bela çekiyoruz; ortaya çıkan probleme semptomatik tedavi elbette gerekiyor ancak bir daha yaşanmaması için tedbirler almak da lazım. Bu yüzden bütün ülkede köpek yahut diğer evcil hayvan sahiplerine mikroçip taktırmak zorunlu hale gelmelidir. Evcil hayvanını başıboş bırakan vatandaşı tespit ederek toplum sağlığına tehdit yaratan, kamu düzenini bozan bir suçlu olarak yargılamalı ve kesinlikle cezai müeyyideye tabi tutmalıyız. Literatürde gördüğümüz kadarıyla gelişmiş ülkelerde sahipsiz bir hayvan görüldü mü hemen yakalanıyor, üç gün ila iki hafta arasında değişen sürelerde geçici barınakta tutuluyor. Sahibi gelirse, diyelim ki hayvanın kaçtığını beyan ettiyse, ilk birkaç gün için sadece mama-yem parası, sonrası için kamu düzenini tehlikeye attığı ve kamu kaynağını gereksiz sarf ettirdiği için para cezası veriliyor. Bu iyi niyetli, geri dönen sahip için geçerli. Çip takılır da kötü niyetli sahip tespit edilebilir hale gelirse, kesinlikle hapis cezası öngörülmeli.

Evcil ve ehil hayvanın yeri sahibinin yanı ve arazisidir. Kamusal alanda ancak kamusal sorumluluk taşıyan sahibinin, yani vasisinin yanında ve doğru güvenlik tedbirleriyle yer alabilir. Yarının Türkiye’si vizyonumuz evcil hayvanlarıyla mutlu mesut yaşayan bir halk manzarasıysa, başıboş köpekleri ve diğer başıboş hayvanları mutlaka ortadan kaldırmalı ve sokaklarımızın bir daha hem insanlar, hem hayvanlar için trajedilere ve olumsuz neticelere sebep olan bu manzarada olmaması için doğru tedbirleri almalıyız.

Şu halde doğru politika yerel yönetimlerin baş edemediği (ve istismar ettiği – mesela bazı belediyeler hayvanları yakalayıp başka belediye sınırına atıyor) bu ulusal mesele için bir ulusal birim kurmak, başıboş hayvanları hummalı bir çalışmayla bütün şehirlerimizden toplamak, STK’ların bunu başarabildiği yerlerde barınaklarda sahip beklemelerini sağlamak, bunun mümkün olmadığı yer ve zamanlarda da yeni trajedileri sürekli yeniden üretmemek için acı çektirmeden uyutmaktır. Emin değilim ama, sokak hayvanını beslemeyi marifet zannedip sokak hayvanlarından şikayet edenlere saldıranları da şehirlerden uzakta tımarhanelere kapatma seçeneği de milli huzurumuzun tesisi açısından en az AKP’nin gitmesi kadar gerekli gibi geliyor.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
Yorumcu 2 ay önce
Yazdıklarınıza tamamıyla katılıyorum. Çok önemli bir hususu gündeme getirmişsiniz. Selamlar.
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA