Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 16-04-2020 20:16
Güncelleme : 31-08-2020 12:56

Törenin Üstünlüğü

Türk uygarlığının en önemli ve eşsiz özelliği Türk töresinin toplumu oluşturan herkes için geçerli olması, kağan ya da katun dahil hiçbir kişinin, törenin üstünde ve töre hükümlerinden azade olmamasıdır

Türk uygarlığının en önemli ve eşsiz özelliği Türk töresinin toplumu oluşturan herkes için geçerli olması, kağan ya da katun dahil hiçbir kişinin, törenin üstünde ve töre hükümlerinden azade olmamasıdır.

Türk uygarlığında, töre herhangi bir sınıf ya da toplum kesimi için ayrım gözetmez, suç işleme imtiyazı yahut da suçluya iltimas tanımaz bu manada tam eşitlikçidir. Bu toplumsal yapı çok ama çok önemlidir ve bu yapı korunduğu müddetçe Türkler istikrarlı, güçlü ve müreffeh devletler kurulabilmiştir.

İnsanların topluluk halinde ve barış içinde, uzlaşarak yaşayabilmesi için o toplumda eşitlikçi ve herkes tarafından adaletli olduğu kabul edilen, rıza ile boyun eğilen kuraların olması gerekir ve işte Türk töresi tam olarak da budur...

Bu yüzden sonsuz bozkırlardaki dağınık Türk obaları bir çok defa bir araya gelebilmiş, dünya tarihine damga vuran büyük devletler ortaya çıkartabilmiştir.

Bu devletler batıda Atlantik, doğuda Pasifik okyanusları ile Kuzey Buz Denizinden güneyde Hint Okyanusuna kadar yayılan geniş topraklarda egemen olmuşlardır. Üstelik bu egemenlik farklı adlar ve örgütlenmeler adı altında, dalgalar halinde bin yıllar boyunca sürmüştür.

İşte bu egemenliği sağlayan güç Türk töresi ile sağlanan istikrar ve nizamdır.

Dünyanın bir çok coğrafyasında kurulmuş devletlerde keyfilik ve kuralsızlık egemenken, yönetici sınıflar hiçbir şekilde kural tanımazken Türklerde yöneticiler her zaman Türk töresinin tam ve mutlak denetimi altındadırlar.

Türk töresini çiğneyen her kim olursa olsun en ağır şekilde cezalandırılır, töreyi ihlal eden hiç kimseye, hiçbir şekilde imtiyaz tanınmazdı. Türk töresinde yöneticilere tanınan belki de tek imtiyaz suç işledikleri yada Türk töresine karşı çıktıkları zaman hanedan mensuplarına ölüm cezası verilirse kanı akıtılmaz, kendi yayının kirişi ile boğulurdu. Bu gelenek Osmanlı’da dahi devam etmiştir.

Türk toplumları ve devletlerinde de elbette yöneten ve yönetilen ayrımı vardı, lakin bu ayrım  yöneticilere asla ve kat’a törenin üstünde ya da dışında olma imtiyazı ve töreye aykırı davranma hakkı vermezdi.

Türk töresi kadın ve erkek ayrımı yapmaz, kölecil değil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yapıdadır. Türk töresi sekülerdir, kimse inancından dolayı bir imtiyaz sahibi olmaz yahut da bir yaptırıma muhatap olmaz. Türk töresinde ruhban sınıfı yoktur, din sömürüsü ve din görevlilerinin devlet yönetimine ve akçeli işlere karışması kabul edilemez. Bu manada seküler bir karakter arz eder. Göktengri inancında Kam ya da Şamanlar mülksüzdür, mülk edinmeleri yasaktır! İnanç önderliklerini siyasi güç ve mülk edinmede kullanmaları kesin olarak kabul edilemez.

Türk töresinde liyakat çok önemlidir, kişi adını bile gösterdiği başarı ve liyakata bağlı olarak kazanır. Türk töresinde ahlaksızlık ve yalan söylemek çok ciddi bir suçtur, törenin bu hükmünü ihlal edenler kesin olarak en ağır bir şekilde cezalandırılır.

Özellikle göçebe Türk devletleri bir çeşit askeri demokrasi ile yönetilirdi, mülk ortaktı ve bu manada komünal bir üretim biçimi olduğunu söyleyebiliriz. Türk devletleri daima sosyal devlet olmuştur ve bu özelliklerini kaybettikleri anda da yönetilenlerin saygı ve bağlılığını kaybederek yıkılmışlardır.

Türk milleti yerleşik hayata geçip üretim biçimi değiştikçe ne yazık ki töre göz ardı edilmiş özellikle ithal dini etkiler ile başka başka toplumlardan alınan dini yasalar Türk töresinin yerini almıştır.

Bu durum çok ciddi toplumsal huzursuzluklar yaratmış, birçok büyük ve kanlı isyana sebep olmuş, özellikle Türk obaları bu ithal yasaları hiçbir şekilde benimseyip içselleştirmemiştir.

Bu ithal dini yasalar dayatıldıkça daima Türkler ile devletin arasını açmış, Türklerin devlete olan biat ve bağlılığını zedelemiş, çoğu zaman ciddi bir çatışma ortamı yaratmıştır. Ancak Cumhuriyet rejimi ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde hem Türk kimliğinin devlet katında kabul görmesi hem de Türk töresine uygun, seküler bir hukukun uygulamaya konmuş olması sayesinde geniş halk kitleleri yeniden devlete saygı ve bağlılık duymaya başlamıştır.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA