Giriş Tarihi : 30-01-2020 20:00

Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar

Türk milliyetçiliği için pek çok tanım yapılıyor ki aslında bu tanımlar, kişilerin kendilerini konumlandırdıkları yere göre oluşan farklı yorumlar

Türk milliyetçiliği için pek çok tanım yapılıyor ki aslında bu tanımlar, kişilerin kendilerini konumlandırdıkları yere göre oluşan farklı yorumlar. Türk milliyetçiliğini temel olarak Türk milletini sevmek, onu yükseltmek, ilim, edebiyat, sanat ve sanayide diğer milletlerden ileri bir duruma getirmek ve bir birlik tesis etmek için çaba göstermek olarak tanımlayabiliriz. Asıl mesele bu tanımın dışında oluşan, çoğu zaman kişiler etrafında yoğunlaşan, nihayetinde kavgaya ve hakaretlere varan durumlar. Bu, birlik oluşturabilecek olan Türk milliyetçilerini, birbirlerinden uzağa savurmakta. Elbette herkesin kendisini istediği şekilde tanımlaması, kendine herhangi bir sıfat yüklemesi, bunu savunması ve desteklemesi hayatın olağan akışına uygun. Fakat bunu yaparken karşıdakine hakaret etmesi, onu aşağılaması, hainlik ile suçlaması, öz hakiki olduğunu iddia etmesi ise aynı derecede yanlış. Bunu daha önce farklı mecralarda sözlü ve yazılı olarak ifade etmeme rağmen genel durumda bir değişiklik görmediğim için yeniden ifade etme ihtiyacı duyuyorum. Öncelikle son yıllarda popüler bir hal alan Atatürk-Enver Paşa kıyaslamasından başlamak istiyorum. Bu iki vatan evladının hangi açıdan kıyaslandığını tam olarak anlayabilmiş değilim. Böyle bir kıyaslamanın getirisi nedir onu da bilmiyorum. Yaptıkları, yapmak istedikleri, hayalleri, gerçekleri, içinde bulundukları şartlar, pozisyonları, beraber çalıştıkları kadro, halkın durumu vb. pek çok etkeni göz ardı ederek bu insanları kıyaslamak, o şu kadar ondan, bu bu kadar ondan eder demek maalesef bir akıl tutulmasıdır. Bu tutulma, her ikisini birbirinin alternatifi gibi de görmektedir ki bu yanlıştır. Ve bu yanlış, sosyal medyadan yazılı ve görsel basına kadar her yerde devam etmektedir. Ben askeri ve idari hamleleri, devletin dağılmasını önlemek ve yeni bir devleti ayakta tutmak için verdikleri mücadeleleri, ortaya koydukları tavırları sebebiyle her ikisine de müteşekkirim. Tarihin fasılalarını mutlaka konuşacağız ama bunu salt muhabbet veya muhalefet olarak yapmaktan uzak durmamız gerekiyor. Diğer bir karşılaştırma ise Başbuğ Alparslan Türkeş ile Hüseyin Nihal Atsız arasında yapılmakta. Özellikle bu kısımda çok ciddi ifadeler, hatta kin dolu cümleler kurulmakta. Hepimiz bir şekilde Atsız’ın dizeleri, romanları, fikir yazıları ile hemhal olduk. Bunlardan kısmen veya tamamen etkilenmiş olmamız bizim şahsi ilgi alanımız ve yönelimlerimiz ile alakalıdır. Atsız’ı sevmek ile ona olan muhabbeti Başbuğ Alparslan Türkeş’e bir saldırı aracı olarak kullanmak arasında ciddi fark vardır. Alparslan Türkeş’e Başbuğ denmesini eleştirmek, hatta bunu kindar ve alaycı bir dil ile kınamak kimseye bir fayda sağlamamaktadır. Alparslan Türkeş, Türk Dünyası ve Türkiye için yaptıkları ile bu şekilde anılmayı hak etmiştir. Onun bir adım ötesine geçecek tek bir kişi çıkaramamış olanların, kendisini bu şekilde eleştirmesinin hiçbir sağlam dayanağı yoktur. Üstelik kimse Atsız’ın, bazı kesimlerce Atsız Ata şeklinde anılmasına ses çıkarmazken; aynı kesimlerin Başbuğ sıfatına bu derece takılması da laftan öte bir manaya haiz değildir. Yazının bu bölümüne kadar, temel olarak gördüğüm ve kişiler üzerinden yıllardır süren bazı tartışmaları özetledim. Siz buna daha pek çok örnek verebilirsiniz. Çünkü bu tartışmalar ne yazık ki aynı temel “dedikodu” düzeninin farklı yansımaları. Bunun yanında Türkçü, Ülkücü, Türk milliyetçisi gibi farklı tanımlar ile insanların karşıdakine hakaret için kullandığı Sentezci, Allahsız Ülkücü (!), Putçu, gibi kavramlar da bu tartışmanın diğer tarafını oluşturmakta. Oysa Türk milliyetçileri kendi içlerinde birbirlerini nasıl tanımlarsa tanımlasın, dışarıdan bakıldıklarında bütün ton farklarına rağmen hepsine aynı “faşist” yaftası vurulmakta; hepsi aynı salonda farklı kıyafetler ile yer alan benzer insanlar olarak görülmektedir. Yani, her şey yine Türk milliyetçiliğine yazılmaktadır. Bugün belki de ihtiyacımız olan tek şey biraz “incelmek”. Birbirimize karşı kurduğumuz o saldırgan cümleleri, hiçbir yere varmayan ve varma potansiyeli olmayan kısır tartışmaları bırakmak ve önce kendi gelişimimiz, ardından da Türk milliyetçiliğinin tekâmülü için çaba göstermek. Türk milliyetçileri, yoğun olarak siyaseti konuşmakta, siyasi yazılara yoğun ilgi göstermekte, karşılıklı salvolar yapabilecekleri konuşma veya yazılara teveccüh etmekteler. Öte yandan diğer alanlarda aynı çabadan uzak durumdalar. Türk edebiyatına yeni isimler kazandırma konusunda son 20 yıldır fazla bir yol alamayışımız bir yana, temel edebi eserlerimizin çoğunu tanıtamadık. Şiirimizde çok estetik öğeler olmasına rağmen, bunları duyuramadık. Pek çok genç bu manada çaba göstermeye hazır veya bu donanıma sahip olmasına rağmen, bunlara yol gösteremedik. Gösterdiğimiz tek yol, yazının başında belirttiğim günlük kavga dili. İncelmek diye kastettiğim şey de tam olarak bu. Hepimiz gardımızı almış, bir yerden gelecek tepkiyi bekliyor ve ona göre gergin bir ruh haline bürünüyoruz. Parlamamız için büyük yangınlar gerekmiyor. Küçük bir söz bile içimizde patlamaya hazır o volkanı alevlendiriyor. Birkaç gün alev püskürüyor ve ardından suskunluğa gark oluyoruz. Oysa aynı temel sorunlar, aynı meseleler, aynı gelecek kaygısı, aynı “ne yapabilirim” bilinmezliği sürüyor. Ta ki, bir daha bir kıvılcım yanana kadar. Yazıyı çok uzattığımın farkındayım ama şunu belirtmeliyim ki ben Türk milliyetçisi bir çevrede büyüdüm. Kendimi daima bu çevreye ait hissettim ve öyle hissedeceğim. Fakat, dışarıdan Türk milliyetçiliğine bakan birinin sadece sürekli kavga eden ama üretim yapmayan, edebiyat, sanat, hatta felsefe ile ilgilenmeyen bir “yığın” görüyor olması kuvvetle muhtemel. Bu görüntüyü ortadan kaldırmak bizim elimizde. Bu arkamıza aldığımız yığınlara, basılı kitaplarımıza, uyduruk konferanslarımıza, gerilimden beslenen tanınırlığımıza mal olsa da. Yok ben bunları daha fazla önemsiyorum diyorsak da korkarım ki biz ne Türkçü ne Türk milliyetçisi ne de Ülkücüyüz. Kendi apoletlerimizi kendimizin taktığı bir düzende, kendimizi efendi görsek de hepimiz aslında köleyiz.
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA