Advert
bursa escort bursa escort konya escort akşehir escort karatay escort meram escort selçuklu escort çumra escort escort konya beyşehir escort
Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 19-03-2021 09:52

Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -1-

Türkçülük en yalın anlatımı ile; Türklerin hak, değer ve menfaatlerini savunmak, koruyup kollamaktır.

İfade aslında bu kadar yalın ve net, fakat ne yazık ki çok uzun zamandır Türkçülük ve Türkçülüğün esasları ile içeriği üzerinde ciddi boyutlu entelektüel, felsefi ve ideolojik tartışmalar yapılmıyor, yazılmıyor, çizilmiyor.

Bu makalem ile başlayan ve devamı niteliğinde olacak diğer makalelerim ile Türkçülük konusunda bir tartışma başlatmayı ve bu kavram etrafında oluşan belirsizlikleri bir miktar da olsa ortadan kaldırmayı amaçlıyorum.

Elbette bu kadar geniş bir kavram tek bir makale kapsamında açıklığa kavuşturulamayacaktır, bu yüzden bu konuyu bölümlere ayırıp, peş peşe gelecek birkaç makalede inceleyeceğim.

Umarım başta Türkçüler ve Türk milliyetçileri olmak üzere geniş bir kesim bu tartışmaya katılır, bu kavram etrafında ciddi bir beyin fırtınası yaratabiliriz...

Bu tanımda geçen temel kavramları “Türk”, “Hak”, “Değer” ve “Menfaatler” şeklinde sıralayabiliriz. Herkesin ittifak edeceği üzere burada özne olan “Türk” kavramıdır ve bu kavram başlı başına üzerinde durulması, araştırılması, ne olduğunun irdelenmesi ve açıklığa kavuşturulması gereken bir kavramdır. Türk kimdir? Türk olmak için ne gerekir? Ve Türk kime denir sorularını bu tartışmanın en sonuna saklamak sanırım işimizi epeyce kolaylaştıracaktır.

Bu yüzden ilk birkaç makalede öncelikle; “Hak” kavramına açıklık getirmek istiyorum

HAKLAR

Bir insan topluluğunun sahip olabileceği birçok temel hak vardır, bunlardan başlıcaları şöyle sıralanabilir:

1- Var olma, varlığını ve neslini sürdürme hakkı.
2- Egemen olma; Yasa yapma, kural koyma, yürütme ve yargı hakkı.
3- Özgür olma hakkı.
4- Mutlu olma hakkı.
5- Onurunu koruma hakkı.

Türkçü dünya görüşü; Türklerin, yukarıda saydığım bu temel haklara tam ve eksiksiz olarak sahip olmasını, herhangi bir gücün bu haklara tecavüz etmesinin engellenmesini savunur.

Aslında ilk bakışta bu hakların çağımızda büyük ölçüde garanti altına alınmış olduğu düşünülebilir lakin bu hakları tehdit eden ve ilk ağızda aklınıza hiç gelmeyecek çok fazla tehdit unsuru ve güç odağı vardır.

1- Var Olma, Varlığını ve Neslini Sürdürme Hakkı

Var olma, varlığını ve neslini sürdürme hakkı, en temel ve önde gelen haktır ve gerek şarttır ne yazık ki bu hak gezegenimiz koşullarında daima çok ciddi tehdit altındadır.

Bu tehdit sadece tek tek bireyleri değil aynı zamanda toplumun büyük bir kısmını ve hatta tamamını da kapsayabilir. Tarih yok olmuş, nesli tükenmiş uluslar ile doludur.

Üstelik bu hak sadece diğer insanlar, dış askeri güçler, yerli ya da yabancı terör örgütleri tarafından tehdit edilmez. Belki de asıl ve daha büyük tehdit; doğal afetler, hastalıklar, iklim değişikliği, çevre kirliliği, su ve gıda krizleri, genetiği değiştirilmiş organizmalar, tarım kimyasalları, elektromanyetik radyasyon ve yahut da birtakım uyuşturucu ve benzeri ilaçlardan kaynaklanıyor da olabilir.

Kişilerin yaşamını, nesillerinin genetik sağlığını, üreme kapasitesi ve doğurganlığını tehdit eden kimyasalların ve yahut da başka unsurların Türklerin varlığını ve neslini sürdürme hakkını en az askeri tehditler kadar riske atmadığını kim söyleyebilir?

Oysa günlük konuşmalarda devamlı savaşlar, yerli yabancı askeri tehditler ön plana çıkarılır, militarist çözüm yolları ve güvenlik politikaları düşünülür, lakin diğer ciddi ve önemli tehditler hemen hemen hiç konu olmaz.

Türkçü dünya görüşü bütün bu ve benzeri tehditleri dikkate alarak ulusun varlığını tehdit edebilecek her unsura karşı önlemler düşünmek ve geliştirmek zorundadır.

2- Egemen Olma; Yasa Yapma, Kural Koyma, Yürütme ve Yargı Hakkı

Türkçü dünya görüşünün en temel ilkelerinden biri “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusun” olmasıdır.

Egemenliğin en önemli unsuru elbette ki yasa yapma, kural koyma hakkıdır. Daha birkaç yüzyıl öncesine kadar sadece Türklerin değil diğer ulusların ve hatta insanların yasa yapma, kural koyma hakkı yoktu. Yasaları muhayyel ilahların yaptığı ve insanlara tebliğ ettiğine inanılır, insanların bu yasaları değiştiremeyeceği bırakın değiştirmeyi eleştiremeyeceği kabul edilirdi.

Bu düzen aydınlanma ile gelen hümanist çağa kadar sürdü. İnsanların sadece yasa yapmak hakkı değil bu yasaları uygulayacak, toplumu yönetecek, kararları verecek insanları seçme ve denetleme hakkı da yoktu. Yöneticilerin tanrısal güçler tarafından seçilerek belirlendiğine, tapınak ehli ruhban sınıfının da bu seçimi insanlara duyurmakla görevli olduğuna inanılırdı. Sıradan insanların yani kara budunun yönetimde hak, yürütmede söz sahibi olması mümkün değildi.

Sıradan insanlar bu egemenlik haklarına aydınlanma devrimi sonrasında yaşanan milliyetçi hareketler sayesinde ve ancak birkaç yüzyıl önce kavuşabilmiştir. Ondan önce ise asil kandan geldiği ve tanrı tarafından seçildiği yalanları üzerine bina edilmiş hanedan egemenlikleri vardı.

Yaşadığımız topraklarda Türk budunu egemenlik haklarına tam ve eksiksiz olarak ancak 1923 yılında kavuşabilmiş ve bu haklar ancak bu yılda anayasal güvence altına alınabilmiştir. Bu yüzden de ilk gerçek Türk devleti Türkiye Cumhuriyeti'dir, çünkü Türkler ilk defa bu devlette egemenlik haklarına sahip olmuşlardır.

Bu gün bu topraklarda yasama, yürütme ve yargı erkleri Türk ulusuna aitse bu cumhuriyet devrimleri sayesindedir. Peki Türk ulusunun canı pahasına savaşarak, diş tırnak mücadele ederek kazandığı egemenlik hakları artık tehdit altında değil midir?

Elbette tehdit altındadır, öncelikle en büyük tehdit dinden ve İslami siyasetten gelmektedir! Bu siyaseti güdenler, şeriatın geri getirilmesini ve hilafetin hortlatılmasını istemektedir. Böyle bir olay gerçekleşirse Türklerin yasa yapma, kural koyma hakkı tamamı ile ortadan kalkacak ve egemenlik hakkının en önemli unsuru buharlaşacaktır. Bir halifenin bulunması halinde bu halife muhakkak ki yürütme ve yargı güçlerinin de kendi vesayeti altında olmasını talep edecektir. Bu Türklerin binlerce yıl uğraşıp kan can pahasına elde ettikleri egemenlik haklarının tamamen ortadan kalkması anlamına gelmez mi?

Bu gün İran’da yürürlükte olan teokratik rejim böyle değil midir? İran’da yürütme ve yargı tamamı ile din adamlarının vesayeti altında değil midir?

Görüldüğü üzere Türklerin egemenlik hakları üzerindeki en büyük ve ciddi tehdit dinden gelmektedir. Bu yüzden Türkçü dünya görüşü laik olmak ve Türklerin yasa yapma kural koyma hak ve özgürlüğünü savunmak zorundadır.

Din konusuna kısaca değindik, lakin Türklerin egemenlik haklarını tehdit edin tek tehdit elbette din ya da dinler değildir.

Diğer tehditleri sıralamaya izninizle bir sonraki makalemde devam edeceğim.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -2- 05-04-2021 10:13 Türkçülüğün Esasları Üzerine Düşünceler -1- 19-03-2021 09:52 Dokunulmazlıklar Sorunu 03-03-2021 09:24 Anayasa ve Laiklik İlkesi 15-02-2021 09:53 Dil Meselesi 07-02-2021 08:55 Ankara'nın Ruhu 31-01-2021 10:58 Laiklik Nedir Ne Değildir 23-01-2021 11:41 Özgürlük 15-01-2021 15:11 Karanlık Fabrikalar Geliyor 08-01-2021 10:21 Türkçe Ezan Meselesi 25-12-2020 10:43 Seçme Saçmalar 19-12-2020 14:04 Şeriat Bizim Hukukumuz mudur? 11-12-2020 13:47 Osmanlıcılık Oynayarak Türk Milliyetçisi Olunamaz 04-12-2020 14:55 Ahlak Meselesi 27-11-2020 10:47 Sözde Değil Özde Demokrasi 23-11-2020 10:44 Kapitülasyonlar Meselesi 13-11-2020 10:22 Her Deprem Bir Sınavdır 06-11-2020 09:51 Cumhuriyet 29-10-2020 16:15 Eğitim Reformu Nasıl Olmalı 23-10-2020 10:32 Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Türk-İslam Sentezi Mümkün mü 20-02-2020 20:02 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA