Murat Özbülbül
Giriş Tarihi : 16-07-2020 19:56
Güncelleme : 28-08-2020 13:47

Vahdettin'in Üç Mektubu

Devlet i Ali'nin son Padişahı, Sultan Vahdettin hakkında bir değerlendirme yaparken saltanatın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kaldırılması sonrasında yazmış olduğu üç mektup çok önemlidir

Devlet i Ali'nin son Padişahı, Sultan Vahdettin hakkında bir değerlendirme yaparken saltanatın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kaldırılması sonrasında yazmış olduğu üç mektup çok önemlidir.

Bu üç mektup; İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanı General Harrington’a yazmış olduğu sığınma talebini içeren mektup, Mekke'yi ziyaret edip hacı olduğu sırada yayınlamış olduğu halka açık mektup “Mekke Beyannamesi” ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John Calvin Coolidge'e saltanat ve hilafetini korumak için yardım talep ettiği mektup olarak sıralanır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1922 tarihindeki oturumunda çıkarılan yasa ile saltanata son vermiş ve bu tarihten itibaren Sultan Vahdettin, ülkeden ayrıldığı 17 Kasım 1922 tarihine kadar sadece “Halife-i Müslimin Mehmet Vahdettin” ünvanını kullanmıştır. Her üç mektup da internette var, detay merak eden açıp okuyabilir, ben burada sadece her üç mektubunda ortak özelliği olan “Ben hala Müslümanların halifesiyim ve saltanat hakkım bakidir” iddiasını teyit eden bölümleri alacağım.

Buna göre:

Vahdettin'in General Harrington'a Yazdığı Mektup

Vahdettin 16 Kasım günü İngiliz komutanı General Harrington’a yazdığı kısa mektupta şöyle diyor:

İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, yüce İngiliz devletine sığınıyor ve bir an evvel Konstantinapolis'den başka yere naklimi talep ederim efendim!
16 Kasım 1922
Müslümanların Halifesi Mehmet Vahdettin

17 Kasım 1922’de Malaya zırhlısı ile Konstantinapolis’den ayrılan Vahdeddin 20 Kasım’da Malta’ya varmıştır.

Vahdettin'in Mekke Beyannamesi

Vahideddin’e Malta’dayken Hicaz Kralı’ndan ardı ardına davet mektupları gelmeye başlamıştı. Bu mektuplardan birinde Hicaz Kralı Hüseyin, Vahdettin'i Kâbe-i Muazzama’nın muazzam misafirliğine davet etmiştir. Bu davet üzerine İngilizler Vahideddin’e “ne isterseniz öyle yaparız, tamamıyla serbestsiniz” demişlerdi. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, bu seyahate İngiliz Hükümeti’nin mümkün olan her türlü yolla olanak sağlaması gerektiği kanaatindeydi. İngilizler, Halife unvanını taşıyan bir kimseyi kutsal topraklara kendi gemileriyle “kendilerinin bir adamı gibi” götürmenin yanlış olacağını düşünmüşlerdi. Böylece Ajax ve Clematis ile Süveyş’e, buradan da Cidde’ye varış Mısır Hükümeti tarafından ayarlanmıştı. 1 Ocak 1923 tarihli Daily Telegraph Gazetesi, Vahdettin’in Kral Hüseyin’in davetine icabetinin İslam âlemi üzerinde önemli etki bırakacağının umulduğunu yazmıştı.

Vahdettin Mekke'de hacı oldu ve burada bir de halka açık mektup yayınladı.

Vahdettin,1923'te Mekke'de yayımladığı beyannamesinde “yaptıklarının hesabını vermekten korktuğu için değil”, “hayatını göz göre göre tehlikeye atmak gibi Allah buyruğunun kabul etmeyeceği bir şeyden kaçınmak ve peygamberin ‘güçlüklerden kaçınmak' sünnetini yerine getirmek için tıpkı peygamberin Mekke'den Medine'ye hicret ettiği gibi” hicret ettiğini belirtecekti.

Görülen o ki Vahdettin, ihanetini, ülkesinden kaçıp düşmana sığınmasını bile dinsel gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışıyordu.

Beyannamenin sonunda Vahideddin; Hilafetin nüfuzunu muhafaza etmek, kanun ve adaleti tanımayanların elinden hayatını kurtarmak için taht-ı saltanat ve memleketi muvakkaten terk ettiğini peygamberimiz efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettiği gibi ihtiyar hicret eylediğini, hilafeti saltanattan tefrik etmenin bütün İslam alemine hakaret teşkil ettiğini, hilafetin geleceğini beş milyon Türk'ün değiştiremeyeceğini, üç yüz milyon Müslümanın buna karar verip TBMM tarafından verilen kararı reddedeceğini beyan etmişti.

Bu ziyaret esnasında Vahideddin ile Şerif Hüseyin arasında Hüseyin’in Halife olma meselesi ile alakalı soğuk bir nezaket ilişkisi gelişmiş ve mesafe oluşmuştu. Vahdettin bu gelişme üzerine buraların havası bana yaramadı diyerek Avrupa'ya dönme isteğini dile getirir. İsteğinin kabulü üzerine Vahideddin, ılıman iklimi ile meşhur San Remo’ya yerleşmeye karar vermiştir.

Vahdettin'in ABD Başkanı John Calvin Coolidge'e Yazdığı Mektup

Vahdettin, San Remo'da bulunduğu günlerde ABD Başkanı'na bir mektup yazmıştır. Bu mektup, Halis Reşat Bey tarafından Paris'te bulunan Amerikan elçiliğine teslim edilmiştir. Elçilik de bu mektubun orijinalini ve İngilizce çevirisini I5 Nisan 1924 tarihli yazısıyla Washington'a göndermiştir. Vahdettin'in mektubu Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi'nde 86700/1788 numarada kayıtlıdır.

"Amerika Cemahir-i Müttefikiye Reisi Mösyo Coolidge Cenaplarına siyasi olayların ve gelişmelerin tüm iç yüzünü, hangi nedenlerden dolayı saltanat merkezimi geçici bir süre için terk etmek zorunda kaldığımı biliyorsunuz. Bu konuda ayrıntılı bilgi sunmayı gereksiz görüyorum. Bu süresiz uzaklaşmanın, babadan kalma sahip olduğum Saltanat ve Hilafet makamından vazgeçtiğim anlamına gelmeyeceği açıktır. Ankara meclisi gibi bir isyancı fitnenin bu konuda alacağı tüm kararların geçersiz olacağını bildiririm. Şöyle ki; İslam Hilafetinin Osmanlı Saltanatı'ndan soyutlanması ve ayrılması ve Hilafetin tümüyle kaldırılması dini, kavmiyeti, vatanı belirsiz ve karışık askerlerden ve öteki sınıflardan oluşan küçük bir şer zümresinin kısmen zorla ve kısmen bilgisizlik ve gafletle yönlendirdiği beş-altı milyonluk Türk kavminin yetki alanı içinde değildir. Bu ancak tüm İslam dünyasınca atanan uzman kişilerden oluşan bir meclisin toplanması ve tüm din bilginlerinin ortak kararı ile çözümlenecek büyük bir evrensel sorundur. İslam bilginlerinin bildiği üzere şeriata aykırı kararlar herhangi makamdan olursa olsun sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bundan başka bu durumun, içinde bulunulan koşullarda İslam dünyasında sonuçları pek vahim olabilecek büyük bir heyecana yol açacaktır. Ayrıca gelişmiş ülkelerin iç güvenliklerine de büyük bir etki yapacaktır. Hanedanımın ileri gelenleri aleyhinde Ankara meclisi tarafından kabul edilen sürgün ve kovma, emlakine ve bireysel mallarına el koyma gibi haksız kararları hanedanım bireylerini, insan ve kişilik haklarından soyutlar mahiyettedir. Bu konuda yüce kişiliğiniz ve cumhuriyet hükümetiniz tarafından olanaklar ölçüsünde yapılabilecek yardımları pek değerli sayacağımı açıklamaya gerek yoktur. Bu vesile ile sağlıklı olmanızı yüce haktan niyaz eylerim.
13 Mart 1924
Müslümanların Halifesi Mehmed Vahdeddin
"

Her üç mektubun ortak özelliği Vahdettin'in Saltanat ve özellikle de Hilafetini korumak için destek arayışıdır. İngiltere ve Amerika'nın bu destek arayışında kendisine yardımcı oldukları da bir hakikattir. Fakat asıl önemli hakikat dünyaya yayılmış Müslüman nüfusun Vahdettin'in Saltanat ve özellikle de Hilafet iddiasını ciddiye almadığı, tanımadığı hususudur.

Mektuplarda da görüldüğü gibi Vahdettin eli kolu bağlı hapse tıkılmış biri değil. Yavuz Sultan Selim'in son Abbasi Halifesini Konstatinapolis'e getirip Yedikule zindanlarına tıktığı gibi hapse tıkılmamış yahut da Yavuz'un oğlu Kanuni'nin halifeyi zindandan çıkartıp kellesini aldığı gibi kimse kellesini almamış. Müslümanlar Vahdettin'in bütün çabasına ve arzusuna rağmen Halifeyi tanımamış, olan biten budur. Hilafeti bitirenler Müslümanlar olmuştur sonuçta.

Vahdettinin Hilafet ve Saltanat ayrılamaz iddiası da temelsizdir çünkü Yavuz'un hapse attığı ve Kanuni'nin de boynunu vurdurduğu son Abbasi halifesi de bir sultan değildi, Memlük Sultanı'nın himayesinde Kahire'de Hilafet makamında oturuyordu. Bu üç mektup Vahdettin'in sadece Türk Kurtuluş Savaşına karşı işgalci emperyalist devletler ve Yunan kuvvetleri ile işbirliği yapan bir hain olduğunu değil savaş bitip büyük zafer kazanıldıktan sonra dahi ihanetine davam ettiğinin ispatıdır.

Bu üç mektup İngilizler'e kimin hizmet ettiğini, İngilizlerin de kime yardım ettiğini açık ve net olarak göstermektedir.


Murat Özbülbül

NELER SÖYLENDİ?
@
Murat Özbülbül

Murat Özbülbül

DİĞER YAZILARI Earth 2050 16-10-2020 12:30 42 Bin Uydu 08-10-2020 13:24 Olmasaydın Olmazdık 01-10-2020 14:11 Türk İç Savaşı Sona Erdi mi? 25-09-2020 09:29 Türk İç Savaşı 18-09-2020 13:13 Vatan Nedir, Vatandaş Kime Denir 11-09-2020 10:07 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi 04-09-2020 09:54 Türk Milletinin İlk Zaferi 30-08-2020 18:01 İmzalanan Sevr Anlaşması'nın İçeriği 27-08-2020 16:51 Sevr İmzalandı mı? 25-08-2020 14:20 Sosyolojik ve İdeolojik Taban Meselesi 14-08-2020 19:36 Türkçülük, Türk Milliyetçiliği ve Irkçılık 06-08-2020 20:13 Frigler, Etrüskler ve Göktürk Alfabesi 30-07-2020 19:53 İstanbul Sözleşmesine Kim Neden Karşı 23-07-2020 21:15 Vahdettin'in Üç Mektubu 16-07-2020 19:56 Adaları Kim Aldı Kim Verdi 09-07-2020 21:20 Osmanlı'da Köle Ticareti 04-07-2020 20:59 Menderes'in İki Büyük Suçu 25-06-2020 20:39 Osmanlı'da Padişah Olmak ya da Olmamak 17-06-2020 21:20 Kılıç Hakkı ve Ayasofya Meselesi 11-06-2020 20:45 Mustafa Kemal Batıcı Mıydı? 07-06-2020 20:06 Demokrasi Nedir, Ne Değildir? 28-05-2020 20:55 Milli Ekonomi Davası 21-05-2020 20:07 Geçmişte Yaşayan Milliyetçiler 18-05-2020 20:07 Dr. Rıza Nur Meselesi ve Türk Milliyetçilerini Zehirleyen Anılar 07-05-2020 21:33 Dr. Rıza Nur Meselesi 30-04-2020 20:30 23 Nisan 1920: Türk Milletinin Egemenlik Kavgasına Konan Nokta 23-04-2020 20:32 Törenin Üstünlüğü 16-04-2020 20:16 Türkçe Bir Ordu Dilidir 09-04-2020 20:45 Nasıl Bir Gelecek 02-04-2020 20:47 Milliyetçi Siyaset Otoriter ve Militarist Olmak Zorunda mı 28-11-2019 21:17 Yeni Bir İnsan Irkı Mı Doğuyor 21-11-2019 18:00
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA