Aşırı Soldan Gelen Rantçı Kuşatma: DİSK'in CHP'yle Bitmeyen Hesabı

TAKİP ET

CHP’li Belediye Başkanı Cemil Tugay yönetimindeki İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından başlatılan grev, şehirde kamu hizmetlerini durma noktasına getirdi.

Grev üzerinden yürütülen pazarlıklarda Başkan Tugay’ın teklif ettiği 59 bin TL maaş DİSK tarafından reddedildi. AKP-MHP ortaklığının Türkiye'yi içine soktuğu ekonomik bunalımda sendika, 82 bin TL gibi astronomik bir ücret talebinde bulundu.

Ancak grevin arka planında yalnızca işçi hakları ve ücret pazarlığı değil, yıllardır süregelen akraba kadrolaşması, hemşericilik ve çıkar ağları yatıyor. Öyle ki, anlaşma sağlanamadığı takdirde bir dahaki seçim AKP'ye oy vermekle tehdit eden DİSK Ege Temsilcisi Memiş Sarı’nın oğlu ve eşi dahil 30'dan fazla akrabası İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden maaş aldığı ortaya çıkıyor. Bu durum sendika-devlet ilişkisini değil, sendika-rant ilişkisini gözler önüne seriyor.

Toplu İş Sözleşmesi'ndeki Skandal Madde

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın, toplu iş sözleşmesinde bulunduğu iddia edilen ve bir işçi emekli olduğunda onun yerine çocuğunun işe alınmasını içeren maddeyi doğrulayan sözleri durumun vahametini yeniden ortaya koyuyor. Tugay konuyla ilgili olarak bir önceki dönem belediye başkanı Tunç Soyer'in bu konudaki sorumluluğuna işaret ederek 

"Benim dönemimden önceki dönemde yapılmış toplu iş sözleşmesine bir madde konulmuş. Emekli olursa yerine çocuğu alınacak gibi bir şey. Benim de yeni haberim oldu. Yeniden değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum." 

şeklinde konuşmuştu. Bu maddenin mevzuata uygunluğunu tam bilmediğini aktaran Tugay, 

"Ama böyle bir şeyi çok uygun bulmuyorum. Biz çünkü liyakat üzerinden görevlendirme yapmayı daha doğru buluyoruz açıkçası. O nedenle orada liyakat önemlidir. İhtiyacımız olduğunda duyuruya çıkmak ve başvuran insanlar arasından adil bir değerlendirme yaparak insanları görevlendirmek en doğrusudur." 

ifadelerini kullanmıştı. Görünen o ki, yapmadığı hizmetlerin yanına sıra aşırı sol ilişki ağıyla İzmirlilerin çokça tepkisini çeken ve başarısız belediye başkanlığı döneminin sonunda yeniden aday gösterilmeyen Tunç Soyer'in belediye ve sendika arasındaki mevcut sorunlarda büyük payı bulunuyor.

Talepler Ne Kadar Gerçekçi?

Türkiye’de kamu sektöründe ortalama memur maaşının 50-55 bin TL arasında olduğu bir ortamda, DİSK’in 82 bin TL talebi gerçeklikten kopuk, ideolojik bir dayatma olarak yorumlanıyor. Eleştirilerin odak noktalarından bir de bu taleplerin DİSK tarafından CHP’li bir belediyeye yöneltilmesi olarak görülüyor.

1 Mayıs'ta Taksim'e çıkamayan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sürecinde herhangi somut bir tepki ortaya koyamayan ve AKP belediyelerinde varlık gösteremeyen DİSK'in, aşırı sol ve akrabacı/hemşerici anlayışla CHP'yi hedef alan abartılı talepleri Türk kamuoyundan yoğun tepki görüyor.

Söz konusu tablo, 1970’lerde DİSK’in Ecevit liderliğindeki CHP hükümetini sokak eylemleriyle köşeye sıkıştırmasını hatırlatıyor. 

80 Öncesi Ecevit ve DİSK Gerilimi

Bülent Ecevit, özellikle 1970'lerin başından itibaren “ortanın solu” kavramını benimseyerek Marksist literatür ve anlayıştan uzak sosyal demokrat bir çizgi izledi.  Marksist çizginin hakim olduğu ve aşırı sol örgütlerle doğrudan ilişkili hale gelen DİSK ise bu dönemde CHP'yi "uzlaşmacı" olmak suçluyordu.  DİSK'in "devrimci şiddet" adı altında aşırı sol terörizmle arasına mesafe koymamakta ısrar etmesi Ecevit ve CHP'yle arasındaki mesafeyi daha da artırdı.

Bugün de DİSK'in tutumunun, istibdadın her geçen gün baskısını artırdığı bir ortamda yerel seçimlerde kazandığı başarıyla doğrudan AKP-MHP ortaklığının hedefi haline gelen CHP'ye zarar verdiği değerlendiriliyor.  Aşırı taleplerle, belediye yönetimini felç eden ve halkın temel hizmetlere ulaşımını sekteye uğratan söz konusu grev, "işçi hakları" kılıfıyla DİSK'in hemşericilik ve sendikal rant ağlarını gizleme vazifesi görüyor.

Gelinen nokta ikili bir yapıyı işaret ediyor: Bir yandan CHP içindeki eski kadroların oluşturduğu çıkar ağları, diğer yandan Türk milletinin gerçeklerinden uzak, aşırı sol ideolojik dogmatizme hapsolmuş sendikal yapılar.

Aşırı Sol ve Etnik Siyasetin Rantı

Türkiye’de aşırı solun sendikal yapıları, emek mücadelesinden çok ideolojik angajmanlar, rant ağları ve hemşerici kadrolaşma ekseninde şekilleniyor. Emeğin değil, aile boyu maaşlıların savunulduğu bir “sınıf bilinci”, işçinin değil sendika ağalarının çıkarını önceleyen bir "emek siyaseti", soğuk bir gerçeklik olarak yeniden karşımıza çıkıyor.

Bugün DİSK, haksız taleplerle İzmirlileri mağdur ederek AKP’ye alan açarken; CHP yönetimi ise bu kuşatma altında manevra kabiliyetini yitiriyor. Bu tablo, sadece bir grevi değil; Türk siyasetinde “aşırı sol ve etnik siyasetin” kendi çıkarları doğrultusunda nasıl istibdada alan açtığının yeni bir örneği olarak kayda geçiyor.

cumhuriyet halk partisi izmir cemil tugay tunç soyer disk