Atatürk'ün Kararlılığı, Türk Milletinin Zaferi: Hatay'ın Anavatana Kavuşmasının 86. Yılı

TAKİP ET

Mondros Mütarekesi'nin ardından Fransız işgali altında kalan Hatay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kararlılığı ve Türkiye'nin diplomatik mücadelesi sonucunda 23 Temmuz 1939'da yeniden anavatanına kavuştu. O tarihi kavuşmanın üzerinden bugün 86 yıl geçti.

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılmasının ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ile Türk yurdu Hatay da işgal yıllarına girdi.

1918'de bölgeye giren Fransız kuvvetleri, İskenderun Sancağı'nı Suriye Mandası'na bağlarken, Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı Hatay'da işgale karşı direniş hareketleri başladı. Ancak Milli Mücadele'nin en çetin günlerinde Ankara Hükümeti, Anadolu'nun kurtuluş mücadelesine öncelik vermek durumundaydı.

20 Ekim 1921'de TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması'yla Fransa işgal ettiği birçok Anadolu toprağından çekilmek zorunda kaldı. Hatay ise geçici olarak Fransız hakimiyetine verildi. Buna rağmen antlaşmaya, bölgedeki Türklerin dili, kültürü ve kimliğini güvence altına alan maddeler eklendi. Gazi Paşa Hazretleri, Hatay'dan vazgeçmedi; yalnızca uygun zamanı beklemeyi tercih etti.

Cumhuriyet'in uluslararası alanda tanınmasını sağlayan 1923 Lozan Antlaşması'nda da Hatay meselesi gündeme getirildi. Türkiye, genç Cumhuriyet'in geleceğini güvence altına almak amacıyla sorunu siyasi zeminde çözme iradesini devam ettirdi. Böylece Hatay, Fransa'nın manda yönetimi altında kalmaya devam etti. 

"Hatay Benim Şahsi Meselemdir"

1936 yılına gelindiğinde Fransa'nın Suriye'den çekilmeye hazırlanması Hatay meselesinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Türkiye, Fransa'nın bölgeden ayrılırken Hatay'ı Suriye'ye bırakma girişimlerine sert biçimde karşı çıktı ve meseleyi Milletler Cemiyeti'ne taşıdı. Başbuğ Atatürk de bu süreçte Hatay'ın Türkiye için taşıdığı önemi açıkça dile getirdi. Tarihe geçen "Hatay benim şahsi meselemdir." sözü, onun Hatay'ı ne kadar çok sevdiğini gözler önüne serdi.

Yoğun  temaslardan sonra Milletler Cemiyeti, Hatay'a özel bir statü verilmesini kabul etti. Yapılan düzenlemeler sonucunda Hatay kendi meclisine, anayasasına ve yönetimine geçti. Bu durum,bölgenin yeniden Türkiye ile bütünleşmesini de sağladı.

2 Eylül 1938'de Hatay Devleti resmen kuruldu. Tayfur Sökmen devlet başkanı, Abdurrahman Melek ise başbakan oldu. Türkçe resmi dil ilan edilirken, Türk bayrağından ilham alınarak hazırlanan bayrak göndere çekildi. Yaklaşık on ay sürecek bu dönem, Hatay'ın anavatana kavuşmasından önceki son adım olarak tarih sayfalarında yerini aldı.

Hatay Meclisi, 29 Haziran 1939'da aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti'ne katılma iradesini ortaya koydu. Kararın ardından Türkiye ile Fransa arasında gerekli diplomatik süreç tamamlandı ve işgalciler bölgeden çekilmek zorunda kaldı.

Beklenen gün ise 23 Temmuz 1939'da geldi. Son Fransız askerinin Hatay'dan ayrılmasıyla birlikte Türk ordusu şehre girdi ve Hatay resmen Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçası oldu. Böylece Misak-ı Millî'nin önemli hedeflerinden biri gerçekleşmiş oldu. Hatay'ın anavatana kavuştuğu 23 Temmuz, bugün de Türk milletinin hafızasında tarihi bir dönüm noktası olarak yerini korumakta.

başbuğ atatürk tayfur sökmen abdurrahman melek 23 temmuz 1939 türkiye cumhuriyeti hatay benim şahsi meselemdir var ol atatürk misakî milli fransa işgalci fransa birlik Hatayın anavatana katılması yıl dönümü mondros osmanlı devleti 1. dünya savaşı ankara