Başıboş Köpek Dosyası: Aşılayıp, Kısırlaştırıp, Yerinde Yaşattılar mı?

TAKİP ET

Türkiye'nin başıboş köpek problemi her geçen gün büyürken başıboş köpeklere ilişkin yasa tasarısı büyük tartışmalara neden oldu.

Türkiye'nin başıboş köpek problemi her geçen gün büyürken başıboş köpeklere ilişkin yasa tasarısı büyük tartışmalara neden oldu. 

İlgili kanun teklifi, TBMM'de kabul edilerek yasalaştı. 17 maddelik yasada sokak hayvanları rehabilite edilmesi, barınak imkânlarının genişletilmesi, denetlenmesi, sokağa bırakılmasına karşın para cezası gibi birçok tedbir yer alıyor.

Verilen önergeyle saldırgan olan, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olan hayvanlara yerel yönetimlerce ötanazi yapılacağına ilişkin hüküm teklif metninden çıkarıldı. “Veterinerlik Hizmetleri Kanunu’nun 9'uncu Maddesi’nin 3'üncü Fıkrası’nda yer alan hükümler uygulanır” ifadesi metne eklendi.

Veterinerlik Hizmetleri Kanunu’nun 9'uncu Maddesi’nin 3'üncü Fıkrası’nda şu ifadler yer alıyor:

Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak;

a) Hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında,

b) Akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda,

c) Davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda, veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.

Yeni yasayla beraber şunlar olacak:

Hayvanları Koruma Kanunu'nda değişiklik öngören teklife göre, başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili yetki belediyelerde olacak.

Düzenlemeye göre başıboş sokak köpekleri kısırlaştırılacak, aşıları yapılacak, sahiplendirilinceye kadar bakımları barınaklarda sağlanacak. Teklifle "yakala-kısırlaştır-sal" metodu "Yakala-Kısırlaştır-Tut/Sahiplendir" olarak değiştiriliyor.

Hayvan bakımevlerine alınan köpekler rehabilite edilenler sahiplendirilinceye kadar barınaklarda kalacak. Bunun için belediyeler 31 Aralık 2028'e kadar hayvan bakım evleri kurmakla ve mevcut bakımevlerinin koşullarını iyileştirmekle yükümlü olacak.

Uygulamayı gerçekleştirmeyen yetkililere 2 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.

Teklifle evcil hayvanlarını terk edenlere ve sahipsiz hayvan popülasyonunu artıranlara da ceza kesilecek. Sahiplendiği köpeği sokağa bırakanlar, hayvan başına 60 bin lira ceza ödeyecek, köpekleri şehir dışındaki boş arazilere bırakan belediye ya da derneklere de hayvan başına 50 bin lira ceza uygulanacak.

Teklifle, evcil hayvanlara yönelik dijital kimliklendirme süresi de uzatılıyor. Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2025 tarihine kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmak zorunda olacak.

Teklifle, Hayvanları Koruma Kanunu'nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, Kanun'un amaçlarına "insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla" ifadesi eklenecek.

Sahipsiz hayvanlara ilişkin yürütülecek çalışmalarda, tereddüde mahal verilmemesi, kedi ve köpeklerin sahipli hayvan statüsüne alınabilmesi için Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı veri tabanına kaydedilmesi zorunluluğu bulunduğundan "sahipli hayvan" ve "sahipsiz hayvan" kavramları açık bir şekilde tanımlanacak

Yasaya Karşı Çıkanlar: Veteriner Hekimler Derneği

Yasaya karşı çıkanlar ise hayvanların öldürüleceğini, başka çözümler bulunabileceğini öne sürüyorlar. Bu konuda en çok dillendirilen çözüm önerisi ise "aşıla, kısırlaştır, yerinde yaşat" şeklinde köpeklerin aşılanması ve kısırlaştırılması sonrasında alındıkları yere bırakılmasına ilişkin.  Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Gülay Ertürk de "Hem Odalar ve bağlı Birlik hem derneğimizin üyeleri ötanazi yapmayacak. Bu yasayı çıkaranlar ötanazi yapacak hekim bulamayacaklar!" ifadesiyle sert bir şekilde duruma karşı çıkmıştı. 

Ancak bunun etkili bir çözüm olmadığı, hayvanların kısırlaştırma sonrasında saldırganlığının devam ettiğini Gülay Ertürk'ün imzasıyla yayımlanan Veteriner Hekimler Derneği Sahipsiz Sokak Hayvanları Raporu'nda görüyoruz.

Çelişkiler barındıran raporda raporda önce tüyler ürpertici ama gerçekçi bir hava çiziliyor.

Raporun Çözüm bölümünde kısırlaştırmanın konunun çözümüne ilişkin çok da etkili olmadığı da dolaylı yoldan itiraf ediliyor ki şu ifadeler yer alıyor: 

"Hayvanlar kısırlaştırılıp alındıkları yerlere bırakılsa da bu kez herhangi bir kişinin
sorumluluğunda olmadıklarından, içgüdüleriyle davranan bu hayvanların sürüleşip vahşileşip insanlara saldırmaları söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla, köpeklerin kanunda ve yönetmelikte belirtilen yerel hayvan koruma görevlilerinin zimmetli sorumluluğuna verilmesi çözüm sağlayacaktır." 


Yapılacaklar kısmında ise baştaki gerçekçi hava yerini 1., 2. ve 3. maddelerde deyim yerindeyse "çiçeğe böceğe barışa kardeşliğe" bırakıyor. 4., 5., 6. maddelerin yerinde öneriler olduğu görülürken 7. önerinin ise esasında sahipsiz hayvanlarla bir ilgisi yok.  

Yönetsel-Uygulamasal bölümünde ise 2. maddede "kısırlaştır, aşıla, çip tak ve aldığın yere bırak formülü ile sorunu gecikmeden çözmelidirler" denilirken 6. maddede açıkça "Sokaklarda, asla sahipsiz hayvan olarak köpekler bırakılmamalıdır." fikri ileri sürülüyor. Zannediyoruz ki kafalar biraz karışık.

Velhasıl Veteriner Hekimler Derneği bu konuya bir yandan bilimsel yaklaşırken diğer yandan ticari kaygılarını ihmal etmemiş. Kafa karışıklıklarının temel sebebinin bu ticari kaygılar olduğunu düşünüyoruz.

Belediyeler Ne Kadar Kısırlaştırma Yapıyor?

Başıboş köpek mevzusunda AKP'nin derdinin halkın güvenliği olmadığı aşikar. AKP istibdadının her iş gibi bu işi de ya yanlış ya da yapılması gerekenden daha pahalıya yapacağını da tahmin etmek zor değil.

Fakat ortada büyük bir sorun var. Muhalefetin öne sürdüğü diğer sorunlarımızdan öncelikli mi? Onlar ne kadar öncelikliyse bu da o kadar öncelikli. Zannediyoruz ki 10 yaşındaki Mustafa Erçetin'in ailesinden tecrit edilmiş bir şekilde, ışıksız bir odada ölmesi bütün bahanelerin üzerinde bir sorundur.

Ancak muhalefet ekseriyetle soruna yok sayma yahut palyatif çözümler önerme tavrıyla yaklaştı. Şimdiye kadar muhalefetten bu konuda en makul yaklaşımı Özgür Özel gösteriyor ama o da ikircikli. Ortada bir sorun olduğunun farkında ancak diğer yandan kendi partisi içindeki muhalifleri de ürkütmek istemiyor. Seçimlerden 1. parti olarak çıkması Özgür Özel'in pozisyonunu güçlendirdi ancak doğal olarak hala vermesi gereken sınavlar var. Bu yüzden kırılgan ve mütereddit.

Bununla birlikte durumun bugüne gelmesinde birincil sorumlu tabii ki AKP ama muhalefet sütten çıkmış ak kaşık değil. Aşıla, kısırlaştır, yerine bırak yönteminde ısrar eden kimi belediyelerin faaliyet raporlarını okuyunca ortaya içler acısı bir tablo çıkıyor. 

Tüm yılları çalışmak dosyayı gereğinden fazla uzatacağı için bu dosyada ekseriyetle üç büyük şehrin ve belli başlı ilçelerinin 2020 ve sonrasındaki yıllarını ele alacağız.  

Hangi Belediye Ne Kadar Kısırlaştırma Yapıyor? 

İstanbul

İBB'nin verilerine göre geçen yıl 42 bin 500 kedi ve köpek kısırlaştırıldı. Bunun 32 bin 308'i kedi, 10 bin 261'i köpek.

Verilerde dikkat çeken bir diğer detay ise İBB'nin AKP'den CHP'ye geçtikten sonra toplam kısırlaştırma sayısının artması ama artışın kedi kısırlaştırmalarından kaynaklanması, TBMM'de tartışılan yasanın temelini oluşturan köpek kısırlaştırmaları ise giderek azalıyor.

İBB'nin sitesindeki rapor toplu olduğu için her yılı ayrı ayrı incelemeyeceğiz. Kimi iddialara göre vatandaşlar kendi kedilerini sokaktan bulmuş gibi götürdükleri için kedi sayısında asimetrik bir artış yaşanıyor. 

Ancak burada ilginç bir detay daha var. 2019 yılında İBB'nin yaptığı Sokak Hayvanları Çalıştayı'nda konuşan dönemin İBB Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı "İstanbul'da 2018 verilerine göre; 162 bin 970 kedi, 128 bin 900 köpek olmak üzere 291 bin 870 sokak hayvanı olduğu öngörülüyor." ifadelerini kullanıyor. Ancak bu yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı'nın verileri olarak yayımlanan haberlerde İstanbul'daki başıboş köpek sayısı yine 128 bin 900 olarak verildi. 

Ankara

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde de durum farklı değil. ABB'nin 2023 Raporu'nda "2023 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı muhtelif merkezlerde, 351.497 hayvan muayene edilmiş, 20.971 hayvan kısırlaştırılmış, 644.795 enjeksiyon işlemi yapılmış, 25.312 hayvana aşı yapılmış (kuduz, antiparaziter), 15.193 görüntüleme (röntgen vb.) işlemi ve 207.829 diğer veterinerlik hizmetleri olmak üzere sokak hayvanlarına toplamda 1.265.597 adet veterinerlik hizmeti verilmiştir." deniliyor.

İlerleyen satırlarda "2023 yılında 6.234 köpek yakalanarak kısırlaştırma işlemi yapılmıştır." ifadeleri yer alıyor. Yani ABB de kedilere daha fazla kısırlaştırma yaparken sorunun esas kaynağı olan köpeklere yönelik kısırlaştırmayı daha az yapıyor.

2022 yılındaki raporda ise "2022 yılında, 6.525 köpek yakalanarak kısırlaştırma işlemi yapılmıştır." ifadeleri yer alıyor. 

Kısırlaştırılan toplam hayvan sayısı ise 23 bin 541, bir önceki yıla göre toplam sayı artmış ancak sayının büyük çoğunluğunu kediler oluşturuyor. 

2021 yılı raporuna göre ise "2021 yılı içerisinde 6.385 köpek 10.888 kedi olmak üzere toplam 17.273 hayvan kayıt altına" alındı. 

2020 yılı raporunda ise kaç kedi kaç köpek kısırlaştırıldığı ayrıca verilmiyor. Toplam sayı "2020 yılı içerisinde 4.909 hayvan kayıt altına alınmış, 62.936 hayvan muayene edilmiş, 10.362 hayvan kısırlaştırılmış, 148.416 enjeksiyon işlemi yapılmış, 14.107 hayvana aşı yapılmış (kuduz, antiparaziter), 4.898 görüntüleme (röntgen vb.) işlemi, 33.631 diğer veterinerlik hizmetleri olmak üzere toplamda sokak hayvanlarına 279.259 veterinerlik hizmeti verilmiştir." ifadeleriyle belirtiliyor.

Tabii şunu belirtmek de gerekiyor; faaliyet raporlarında kısırlaştırma sayılarının düzenli yer alması ABB'nin AKP'den CHP'ye geçmesiyle başlıyor. 2018 ve öncesindeki faaliyet raporlarında 2010 yılında 111 toplam kısırlaştırma, 2011 yılında 409 sokak hayvanı kısırlaştırması, 2015 yılında 4.779 toplam kısırlaştırma, 2016 yılında 5.567 toplam kısırlaştırma, 2019 yılında 9082 toplam kısırlaştırma sayısı veriliyor. Bu kısırlaştırmaların kaçı kedi kaçı köpek bilinmiyor. Yani AKP tarafından yıllarca yönetilen ABB uzun yıllar boyunca köpek sorununa seyirci kalmış denilebilir.

Dikkat çeken bir diğer detay ise bütün kısırlaştırma raporlarında hedefin çok çok üzerine çıkıldığı. Ancak bu hedefler sorunun çözümü için yeterli olmamış. Bugün soruna ilişkin konuşan iktidar-muhalif tüm taraflar sorunun büyümesini sadece izlemekle yetinmiş.

İzmir

Türkiye'nin belki de en çok başıboş köpek barındıran şehri olarak bilinen İzmir'de durum ise vahim. Faaliyet raporlarında kimi yıllarda kaç kedi kaç köpek kısırlaştırıldığı belirtilirken bazı yıllarda toplam sayı veriliyor. İstanbul kısmında bahsettiğimiz Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı verilerine dayandırılan haberlerde İzmir'de 450 bin köpek bulunduğu belirtiliyor. Ancak İzmir'deki kısırlaştırma sayıları bu sayıya göre oldukça düşük. Belediye kaynakları da sağlıklı bir sayı vermiyor.

2023 yılı faaliyet raporunda toplam kısırlaştırılan kedi ve köpek sayısı 28.009 olarak belirtiliyor. 2022 yılında da 23.084 kedi ve köpeğin kısırlaştırıldığı belirtiliyor. 

2021 yılında ise 8.906 kedi 8.013 köpek kısırlaştırması yapıldığı belirtiliyor. 2020 yılında da sayılar 3.086 kedi 1.724 köpek olarak belirtiliyor. 2019'da 3.783 kedi 2.365 köpek olarak ayrı ayrı sayılar yine veriliyor. 2022'den itibaren sayıların neden toplu verildiği ise bilinmiyor. 

Görüldüğü gibi Türkiye'nin 3 büyük şehrinde belediyeler ister iktidarın kontrolünde olsunlar ister muhalefetin, yasanın eski halindeki kısırlaştırma işlemlerini hakkıyla yerine getirmemiş. Bu durum da sorunun giderek büyümesine neden olmuş. 

İlçe Belediyeleri

Nitekim ilçe belediyelerinde de durum farklı değil. Beşiktaş Belediyesi 2004'ten beri CHP'de, o kadar eskiye gitmeyeceğiz. 2021'deki faaliyet raporunda "Beşiktaş ilçemizde yaklaşık 1000-2000 adet sokak köpeği, 15000 üzeri sokak kedisi mevcuttur." deniliyor. Yapılan kısırlaştırma sayısı ise şu şekilde:

 

2022'de ise "Beşiktaş ilçemizde yaklaşık 4000 adet sokak köpeği, 30000 adet üzeri sokak kedisi olduğu tahmin edilmektedir." deniliyor. 1 yılda iki katına çıkıyor sayılar. Demek ki ya kısırlaştırma yetersiz kaldı ya da sokağa atılan kedi-köpek sayısında bir patlama yaşandı. Peki 2022 yılında kısırlaştırma nasıl? Önceki yıldan daha az ve bunların kaçı köpek kaçı kedi bilinmiyor.

2023'te açıkçası durum bayağı komik. "Sokak Hayvanları Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezimizde 60 kedi kapasiteli 20 adet kedi kafesi ve 16 adet köpek kafesi ile ilçemizde bulunan yaklaşık 4.000 adet sokak köpeği ve 30.000 adet üzeri sokak kedisinin gerekli tıbbi ihtiyaçları karşılanmaktadır." deniliyor. Sayılar bir önceki yılla aynı. 2023'te kısırlaştırmaya nispeten ağırlık verilmiş. Ancak yine kaçı köpek kaçı kedi bilinmiyor. 

Yine muhalefetin kalesi olan Kadıköy Belediyesi'nde tablo şöyle:

Tablonun hemen altında ise şöyle bir paragraf var:

"2023 Yılında 4.323 kedi ve 90 köpek olmak üzere toplam 4.413 hayvan kısırlaştırılmış olup hayvan bakım merkezlerimizde bulunan hayvanlar ve rehabilitasyon işlemi gören sahipsiz hayvanlar için yaklaşık 90 ton kuru mama temin edilmiştir"

2023 yılı faaliyet raporuna göre Kadıköy Belediyesi bütün bir 2023 yılı boyunca 90 köpek kısırlaştırmış. Burada önceki yıl yapılan kısırlaştırmalar işe yaradı tezi öne sürülebilir ancak ilçede toplamda kaç köpeğin olduğu bilinmediği için sağlıklı bir veriye ulaşmak mümkün olmuyor. 

Önceki yıllara ilişkin tablo ise şöyle: 

Peki sadece muhalif belediyeler mi böyle? Elbette hayır. 2024 seçimlerine kadar AKP'nin kalesi olan Keçiören'in 2023 faaliyet raporunda "Kısırlaştırma ünitemizde 1.350 adet sokak hayvanı kısırlaştırılmış ve kulak küpesi takılarak işaretlenmiştir. 703 adet hayvanında kuduz aşısı yapılarak, kanun hükümleri gereği alındıkları ortama bırakılmıştır." deniliyor. 

2022 yılında "Kısırlaştırma ünitemizde 1.389 adet sokak hayvanı kısırlaştırılmış, kuduz aşıları yapılmış ve kulak küpesi takılarak işaretlendikten sonra kanun hükümleri gereği alındıkları ortama bırakılmıştır." deniliyor. 

2021 yılında ise "Kısırlaştırma ünitemizde 1537 adet sokak hayvanı kısırlaştırılmış, kuduz aşıları yapılmış ve kulak küpesi takılarak işaretlendikten sonra kanun hükümleri gereği alındıkları ortama bırakılmıştır." ifadeleri yer alıyor.

AKP'nin Ankara'daki bir diğer kalesi olan Mamak'ta ise 2023 yılında kısırlaştırmaya ilişkin bir bilgi yok. 2022 yılında açılan 1200 kapasiteli barınakta aynı yıl yapılan kısırlaştırma sayısı ise 2.424 olarak belirtiliyor. 2021 yılındaki sayı ise 2.613.

2020 yılı faaliyet raporunda "Sokak hayvanlarının çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek ve hayvanlardan insanlara geçebilen hastalıkların önlenmesi, sokak hayvanlarının sayılarının kontrol altına alınması için 2020 - 2024 yılları arasında her yıl için 1000 kısırlaştırma ve aşılama işlemlerinin yapılarak bakım ve rehabilitasyon hizmetini sunmak" ifadeleri yer alıyor. Bu hedefin tutturulduğu ifade ediliyor ancak detaylı bir bilgi yok.

Bu sayılar diğer belediyelere göre çok görünse de Ankara'daki köpek popülasyonunun merkezlerinden birisi olması nedeniyle Mamak için oldukça yetersiz.

Sonuç

Velhasıl "aşıla, kısırlaştır, yerinde yaşat" önerisini öne sürenlerin bu işi yapmadığını görüyoruz. Farklı belediyeler de incelenirse durumun hemen hemen benzer olduğu görülecektir. Belediyenin AKP, MHP, CHP, İYİ Parti veya bir başka parti tarafından yönetilmesi bir şey ifade etmiyor. 

Buradaki temel sorunumuz yasanın uygulanmaması ve giderek büyüyen, çocuklarımızın canına mal olan bir sorunu herkesin görmezden gelmesi. Sokağa atılan köpeklerle ilgili caydırıcı bir ceza yok. Merdiven altı üretim ve ticaretiyle ilgili caydırıcı bir ceza yok. 

Başıboş köpeklerin saldırılarında idari yönetim sorumlu tutuluyor ancak burada da caydırıcı bir ceza yok, verilen tazminat cezaları en nihayetinde toplumun cebinden çıkıyor.

Kimsenin diğerinden daha vicdanlı değil. Ortada iktidarın, belediyelerin, bir kısım STK'ların ve kimi vatandaşların dahil olduğu büyük bir dolandırıcılık var. Bu dolandırıcılık Türk milletinin hayatını her geçen gün olumsuz etkiliyor. 

Elbette bir insan itlafa karşı olabilir. Bundan doğal bir şey yok. Ancak itlafa karşı olmak başka şey, köpekler sokakta yaşamaya devam etsin demek başka şey. Tüm bu süreç boyunca yasaya karşı çıkanların ağzından daha fazla barınak yapılması gerektiğine ilişkin yüksek bir ses duyulmadı.

Nitekim kaldırımda yürürken köpek dışkısına basmak istemeyen, sabah işine rahat gitmek isteyen, gece evine rahat dönme isteyen insanlara "önce suçluları, kaçakları toplayın" demenin bir anlamı yok. Sokakta başıboş köpeklerin olmasını savunmakla kaçak göçmenlerin ülke sınırlarından kontrolsüz girmesini savunmak arasında çok büyük bir fark yok. İkisi de Türk milletinin hayatını olumsuz etkiliyor. İkisinde de vatandaşlar birincil sorumlusu olmadıkları bir meseleden dolayı zarar görüyorlar ve birincil sorumlular cezalandırılmıyor. 

Umuyoruz ki Türk milletinin hayatını olumsuz etkileyen tüm sorunlar en hızlı şekilde çözülür. 

 

başıboş köpek köpek başıboş köpek sorunu köpe sorunu aşıla kısırlaştır yerinde yaşat köpek kısırlaştırma