Fırtına Geatların Büyük Savaşçısı Beowulf Destanı 2. Bölüm: Beowulf ve Ejderha

TAKİP ET

Fırtına Geatların kralı Hygelac bir savaşta ölünce Halkı Beowulf'un onlara önderlik etmesini istedi ve onu kral seçtiler

Fırtına Geatların kralı Hygelac bir savaşta ölünce Halkı Beowulf'un onlara önderlik etmesini istedi ve onu kral seçtiler. Tam elli soğuk kış boyunca Şanlı savaşçı Geatland'a krallık etti, ta ki habis ruhlu o korkunç ejderha ortaya çıkıp Geatland'ı küle çevirene kadar. Üç yüz kış… Tam üç yüz kıştır karanlık bir mağarada sessiz ve gizlice büyük bir hazinenin başında nöbet tutmuştu ejderha. Deniz kıyısındaki kayalıklarda bin yıldır orada olan yolun sonundaki mağarada bu büyük hazinenin üzerinde yatmıştı. Çok uzun zaman önceydi, halkı tamamen yok edilmiş bir kral hazinelerini ve canını bu kıyımdan güçlükle kurtarıp işte bu nemli, soğuk ve karanlık mağarada saklamıştı. ''Ey Toprak'' dedi, ''Artık yok olmuş bir halkın hazinelerini geri al çünkü onları silip parlatacak hizmetkarları kalmadı, altın kılıçlar kuşanacak beyleri kalmadı, altın kupalarla içecek savaşçıları toprak oldular''. Daha sonra yalnız kral hazinenin üzerin lanetler yağdırarak uğursuz bir tılsım bıraktı, her kim bu hazineye dokunursa uğursuzluk ve ölüm kokusu yakasını bırakmayacaktı. Yedi yüz kış boyunca hazineye dokunan olmadı ama bir gün azından alevler püskürten ejderha bu mağarayı buldu ve kendisi için yuva haline getirdi. Üç yüz kış boyunca ejderha her gün bu hazineyi saydı, böyle değerli bir hazineye sahip olmakla kendi kendine övündü durdu. Beowulf'un krallığının ellinci yılında bir köle hatasına karşılık olarak sahibinin kamçısının tadına baktı, sonunda dayak yemekten öyle bezmişti ki sahibinden kaçmak zorunda kaldı. Deniz kenarındaki kayalıklarda saklanabileceğini düşünüyordu, bir tesadüf eseri yaşlı mağarayı buldu ve içeride ne olduğundan habersizce oraya sığındı. İçeriye girdiğinde hazinenin ışıltısı gözlerini almıştı fakat koca ejderha tüm hazinenin üzerine yatmış bir halde uyuyordu. Sessizce yaklaştı köle ve ejderhanın boynunun altında duran o uğursuz altın kupayı gizlice aldı. Burada kalamazdı, yeniden affedilme ümidi ile sahibine verebileceği iyi bir hediye vardı elinde üstelik. Sahibi kölenin bu eşsiz hediyesini kabul edip onu affetti. Ejderha uyandığında hazinesini yeniden saydı ve kupayı bulamadı, öfkeden çıldırmış halde defalarca saydı, sonunda onun çalınmış olduğunu anlayarak iz sürmeye başladı. Tüm Geatland'dan intikam almak istiyordu, evleri yakmaya, insanları canlı canlı yutmaya, bu güne kadar Geatland'da eşi görülmemiş bir katliama başlamıştı. Sabah olduğunda küle dönmüş cesetlerden hala duman tütmekteydi. Günün ilk ışıkları ile korunaklı mağarasına kaçıp kendini sözde görünmez kılacaktı ama Kral Beowulf olan bitenden çoktan haberdar olup onu takip ettirerek yerini öğrenmişti. Çünkü ejderha Beowulf'un yiğit savaşçılarının bulunduğu kulelerden birini de yıkmıştı. Öldüreceğim onu'' dedi Beowulf, soylu beyleri toplayarak. Asiller buna karşı çıktılar onlara göre bu bela daha fazla rahatsız edilmeden sonsuza dek o mağarada uğursuz hazinelerinin üzerinde yatmalıydı. Hiç birini dinlemedi ''Ateş yılanı ölmeli'' diye haykırdı ve ekledi ''Onunla yalnız dövüşeceği, ardımda ne sivri mızraklı yiğit savaşçılar ne de parlak kılıçlı soylular olmadan, tek başıma mağaraya gireceğim''. Fırtına Geatlarının Kralı kendisi için usta demircilere parlak demirden bir kalkan yaptırdı, ıhlamur ağacından yapılma kalkanı ateş saçan bu devin alazlarına bir saniye olsun dayanamazdı çünkü. Beowulf kendisine yolda eşlik etmeleri için on bir yiğit savaşçısını ve kupayı çalmış olan hırsız köleyi alarak onları mağaraya götürmesini emretti. Mağaranın girişinde arkadaşları ile vedalaştı ve onlara ''Tıpkı bir zamanlar Grendel'i çıplak ellerimle yendiğim gibi bu ejderhayı da silahsız öldüreceğim, ama önce kılıcımla onu ikiye bölmem gerekecek, yalnızca demir kalkanım ve demir örme gömleğim beni onun ateşinden ve zehrinden koruyacak'' diyerek ölüme ve zafere hazır şekilde mağaranın önüne yürüdü. Onun geldiğini anlayan ejderha ağzından alevler püskürterek mağaradan çıktı. Beowulf kılıcı Naegling'i kaldırıp ejderhanın sert pullarla örtülü derisine olağanca gücü ile indirdi ama canavar yara almamıştı, sert pulları onu kılıcın darbesinden koruyordu. Parlak demir kalkanı ejderhanın ateşi ile kızışıyordu, Yüce Kral sonunda kahramanlıklarla dolu ömrünün sona ereceğini anlamıştı. İlk vuruş ejderhanın canını acıtmamış ama onun yüreğini nefret ve öfke ile tutuşturmaya yetmişti, yeniden alevler püskürtüp Beowulf'u bir ateş çemberi içinde bıraktı. Yanındaki savaşçılar ve bir köle bu karşılaşmayı izlemenin heyecanını ve yiğitliğini tatmak yerine korkaklığın verdiği onursuzluk içinde arkalarına bakmadan ormana doğru kaçtılar. Yalnızca Wiglaff, Beowulf'un kahraman yeğeni onu terk etmedi ve savaşçıların ardından krallarına karşı borçlarını böyle ödedikleri için ne kadar onursuz olduklarını haykırdı. Ardından Wiglaf kılıcını çekip Beowulf'un yanına koştu. Kalkanının yanabilir, kılıcı bu korkunç ateş karşısında eriyebilirdi ama Wiglaf'ın yüreği yer yüzünün en sert madeninden dövülmüştü. Bu sırada Ejderha yeni bir saldırıya hazırlanıyordu alevlerini püskürttüğünde Wiglaf'ın ıhlamur kalkanı yandı böylece Beowulf'un demirden kalkanı ardında iki savaşçı siper aldılar. Ejderhanın ikinci saldırısını oluşturan alev kesilince Beowulf ansızın kalkanının ardından çıkıp Naegling'i ejderhanın başına sapladı ama bu güçlü vuruşa dayanamayan kılıç kırıldı, Naegling sahibini yarı yolda bırakmıştı. Beowulf geri çekilmeye çalışırken bu kez ejderha atıldı ve yüce savaşçıyı boynundan yakaladı, Beowulf yaralanmıştı boynundan fışkıran kızıl kan bir yanardağ gibi püskürüyordu. Ejderha başında kılıçla üçüncü kez ateş püskürtürken Wiglaf demir kalkanın ardından fırlayıp kılıcını onun göğsüne soktu, ejderhanın alevleri yavaş yavaş sönmeye başlamıştı. Beowulf son bir gayretle canlandı ve yerinden fırlayıp canavarın başını kesti, bu onun dünyadaki son zaferiydi, Ejderha'nın zehri vücudunda hızla yayılıyordu. Büyük savaşçı yorgun halde bir kenara yığıldı, Wiglaf hemen yanına koşunca ona hazinelerden birkaç parçayı görmek istediğini, böylece bu hazineye kazanmanın övüncü ile dünyadan rahat ve huzurlu bir şekilde ayrılabileceğini söyledi. Wiglaf mağaranın derinliklerine inip hazineye baktı, hazine çok uzun zamandır oradaydı, değerli kılıçlar pas tutmuştu. Parlak altınlardan birkaçını alıp doğruca Beowulf'un yanına gitti. Büyük savaşçı ölmek üzereydi. Hazineyi görüp tanrıya bu bahadırlığı göstermesine fırsat tanıdığı için şükretti ve Wiglaff'tan kendisi için büyük bir höyük yapılıp orada defnedilmesini istedi. Değerli altınları yeğenine bırakıp son nefesini verdi. Fırtına Geatların Büyük Savaşçısı Beowulf Destanı 1. Bölüm: Beowulf'un Grendel'i Yenmesi