Soykırımcı Çin'in Türkiye'de Artan Beşinci Kol Faaliyetleri

TAKİP ET

Doğu Türkistan'daki soykırım politikalarını aralıksız sürdüren Çin Komünist Partisi, Türkiye'de medya, siyaset ve kamu yayıncılığını kapsayan çok hatlı bir propaganda ağı yürütüyor. İktidar medyasındaki isimsiz metinlerden muhalif gazetecilerin Doğu Türkistan turlarına, TRT'ye yönelik ihtar krizinden siyasi partilerle yürütülen temaslara uzanan Pekin merkezli nüfuz operasyonunun detaylarını derledik.

Doğu Türkistan’daki Türklere soykırım politikalarını aralıksız sürdüren Çin Komünist Partisi (ÇKP), Türkiye’deki medya mecralarını, siyasi partileri ve kamuoyunu yönlendiren isimleri hedef alan çok katmanlı bir propaganda ağı örüyor.

Açık kaynaklara yansıyan temaslar, Pekin’in Türkiye’ye yönelik bu nüfuz operasyonunun ne derece ürkütücü bir boyuta ulaştığını net bir biçimde ortaya koyuyor.

Medyatik İsimler Üzerinden Soykırım Maskelemesi

Doğu Türkistan’daki toplama kamplarını, asimilasyon politikalarını ve sistematik hak ihlallerini dünya kamuoyundan saklamaya çalışan Pekin, Türkiye’de basını araçsallaştırma konusunda küstahlaşan adımlar atıyor. 

Kızıl Çin yönetimi, Türk kamuoyunda muhalif olarak bilinen Özlem Gürses, İsmail Saymaz ve Türker Ertürk gibi  gazeteci ve yazarları işgal altındaki Doğu Türkistan bölgesine kapsayıcı bir propaganda gezisine götürdü. Bölgedeki soykırımı makyajlı vitrinler arkasına gizleyerek bu isimler üzerinden kamuoyuna yansıtma çabası, Pekin’in klasik iletişim manipülasyonu olarak kayıtlara geçti.

Özlem Gürses, "Türkiye-Çin Dostluk Vakfı" adlı soykırım maskeleme oluşumunun web sitesinde yayımladığı yazıda, bölgedeki hayatın güllük gülistanlık olduğunu iddia ederek adeta Pekin'in sözcülüğünü yaptı.

İsmail Saymaz ise Instagram hesabından yaptığı paylaşımda işgalci yönetimin Doğu Türkistan bölgesine taktığı "Şincan" ismini kullanarak bölgede ibadet özgürlüğünün olduğunu savundu.

Oysa Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) uydu görüntüleriyle yaptığı kapsamlı çalışma, bölgedeki yaklaşık 16 bin caminin yüzde 65’inin yıkıldığını veya hasar gördüğünü, bunların 8.500’ünün tamamen yerle bir edildiğini ortaya koydu.

Chochek’s Shiho (Wusu)'da cami bulunan alan, 2017 öncesi ve sonrası.

Guardian ve Bellingcat’in ortak soruşturması da 2016’dan bu yana en az 31 caminin ve iki önemli türbenin kısmen ya da tamamen yıkıldığını belgeledi.

Türk medyasının önemli simalarını soykırımı gölgelemek için bölgeye davet eden katliamcı Çin yönetimi, dünya kamuoyunun gayet malumu olan gerçekleri medyatik isimler üzerinden gizlemeye çalışıyor. Türk'e taraf olması beklenen isimler ise Çin'in bu yalanlarının maşası oluyor.

AKP Medyasının Soykırımcı Çin Aşkı

Çin Büyükelçisi’nin ÇKP rejimini ve Pekin’in Doğu Türkistan politikasını öven propaganda metni, AKP yanlısı Sabah Gazetesi sayfalarında isimsiz bir şekilde yer bulabildi. Yazı, 5 Temmuz 2026’da “Partiler Arası İlişkiler, İkili İlişkilerin Temellerini Güçlendirmektedir - Son Dakika Haberler” başlığıyla yayımlandı.

Bununla da yetinilmeyip, Çin Devlet Başkanı diktatör Xi Jinping’in propaganda kitabı AKP medyasında geniş bir çerçevede işlenerek meşrulaştırılmaya çalışıldı.

TRT'ye İhtar ve Özür Beklentisi

TRT ekranlarında "Mehmed: Fetihler Sultanı" adıyla yayımlanan dizide Ali Şir Nevai yer verildi. Karakterin “Çin, kudretiyle erkeklerimizi köle, kızlarımızı ise cariye etmeye karar kılmıştır. Orada yalnız korku vardır” ifadeleri Çin tarafında paniğe yol açtı. 

Çinli bir hukuk bürosu, TRT Genel Müdürü Muhammed Ziyad Varol, TRT Genel Müdürlüğü, Miray Yapım, Yapımcı Eyüp Gökhan Özekin ve Senarist Ozan Bodur’dan 30 gün içinde özür beklediğini iletti.

Tarihsel açıdan problemli olan sahnenin gerçekçiliği bir yana, tepki çeken konu, Soykırımcı Çin'in yardakçılığını yapan büronun talebinin kamuoyuna SözcüTV tarafından servis edilmesi oldu.

TRT'nin "Mehmed: Fetihler Sultanı" dizisinde büyük kriz! ????

Çinli bir hukuk bürosu, dizideki tarihi hatalar nedeniyle TRT'ye ihtarname göndererek özür ve düzeltme talep etti.

Fatih Sultan Mehmet döneminde henüz kurulmamış olan Yarkand Hanlığı ve ünlü şair Ali Şîr Nevâî'nin elçi… pic.twitter.com/9vjKX2k50e

— SÖZCÜ Televizyonu (@szctelevizyonu) July 19, 2026

 

Mürteci İslamcı ve Soykırımcı Komünist Flörtü

Pekin’in en dikkat çekici hamlelerinden biri de mürteci İslamcı Yeniden Refah Partisi (YRP) kanadında yaşanıyor. Normal şartlarda Doğu Türkistan’daki mezalime tepki vermesi beklenen bir siyasi yapının, son üç ay içerisinde Çin yardakçlıları ile flörtleşmesi ciddi kuşkular doğuruyor. Üç ayda gerçekleşen tam altı ayrı temas, her iki haftada bir üst düzey görüşme yapıldığını gösteriyor.

Süreç, 13 Nisan’da ÇKP Dış İlişkiler Bakan Yardımcısı’nın YRP Genel Merkezi’nde Fatih Erbakan’ı ziyaretiyle başladı. 8 Haziran’da Çin Büyükelçiliği heyeti, TBMM’de YRP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin’in kapısını çaldı. Hemen ardından 8-15 Haziran tarihlerinde Suat Kılıç başkanlığındaki YRP heyeti, Çin’e giderek üç eyalette yedi gün süren geniş bir ziyaret gerçekleştirdi. 

Gezinin hemen ardından temaslar artarak devam etti. 2 Temmuz’da YRP Parti Sözcüsü Suat Kılıç, Çin Büyükelçisi ile “Türk-Çin Dostluk Vakfı’nda” bir araya gelerek diplomatik ilişkilerin yıl dönümü vesilesiyle birlikte pasta kesti. 15 Temmuz’da Çin Büyükelçisi bu kez doğrudan Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. 

Son olarak Çin-Rusya Dostluk Anlaşması'nın yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona YRP üst düzey yönetiminin katılması, bu hat üzerindeki trafiğin ne kadar sıklaştığını gözler önüne serdi.

Tüm bu yoğun temas trafiğinin gölgesinde, geçmiş yıllarda 5 Temmuz Urumçi Katliamı’nın yıl dönümünü aksatmadan anan YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın, son dönemde bu anma paylaşımlarını yapmaması dikkat çekici bir tutum değişikliğine işaret ediyor. 

Tüm bu veriler; Doğu Türkistan’da soykırımı aralıksız sürdüren Pekin rejiminin, Türkiye’de yalnızca bir propaganda faaliyeti yürütmediğini, iktidardan muhalefete, medyadan sivil topluma kadar uzanan girift bir "beşinci kol" ağı ördüğünü net bir biçimde kanıtlıyor.

Ankara’daki stratejik sessizlik ve değişen siyasi söylemler, ÇKP'nin nüfuz operasyonlarının ne kadar kritik sonuçlar doğurmaya başladığının somut göstergesi olarak yorumlanıyor. Çin’in Doğu Türkistan’daki mezalimini maskelemeye yönelik bu asimetrik hamlelerine karşı koymak; hem ilkeli bir dış politika hem de milli güvenlik ve basın bağımsızlığı açısından kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldiğini gösteriyor.

çin soykırımcı çin kızıl çin soykırım uygur uygur türkleri