Türk İhracatçısından Belirsizlik İsyanı: 'Ne Tebliğ Var Ne Duyuru'

TAKİP ET

Son aylarda resmi mevzuata bağlanmadan hayata geçirilen fiilî kısıtlamalar, altın ve mücevherat sektöründe faaliyet gösteren ihracatçıları zor durumda bıraktı.

Sorunun merkezinde, uluslararası ticarette yaygın olarak kullanılan ve “ATA Karnesi” olarak bilinen belge yer alıyor.

ATA Karnesi, ihracatçı firmaların fuar, sergi ve tanıtım organizasyonları kapsamında ürünlerini yurt dışına geçici olarak götürebilmesine imkân tanıyor. Bu belge sayesinde firmalar, yüksek gümrük maliyetlerine katlanmadan, müşterilerine numune sunabiliyor, yeni pazarlarla temas kurabiliyor ve ihracat bağlantıları geliştirebiliyor.

Özellikle altın ve kuyumculuk sektöründe ATA Karnesi, fuar katılımının ve tanıtım faaliyetlerinin vazgeçilmez araçlarından biri olarak öne çıkıyor.

"Ne Tebliğ Var Ne Duyuru"

Ancak sektör temsilcilerinin aktardığına göre, yaklaşık iki ay önce hiçbir resmî tebliğ ya da duyuru yapılmadan ATA Karnesi uygulamasına fiilen yeni bir şart eklendi. Buna göre, daha önce aranmayan “ayar raporu” zorunluluğu, ATA Karnesi kapsamına alınmaya başlandı.

Üstelik bu uygulamanın hangi mevzuata dayandığı, kapsamının ne olduğu ve hangi ürünleri nasıl etkileyeceği konusunda kamuoyuna yapılmış açık bir bilgilendirme bulunmuyor.

Resmi bir yazı ya da sınırları net çizilmiş bir düzenleme olmadığı için, uygulama gümrükten gümrüğe değişebiliyor ve firmalar keyfî yorumlarla karşı karşıya kalıyor.

"Küçük ve Orta Ölçekli Firmalar İçin Telafisi Zor"

Kuyumculuk sektöründeki ihracatçılar, bu belirsizliğin pratikte ciddi zararlara yol açtığını vurguluyor. Sektör temsilcilerine göre yurt dışındaki fuarlara katılmak üzere hazırlanan ürünlerin son anda gümrükte takılması, organizasyon tarihlerinin kaçırılmasına, müşteri görüşmelerinin iptal olmasına ve doğrudan itibar kaybına neden oluyor.

Özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar için bu tür aksaklıkların telafisi zor olurken, Türkiye’nin geleneksel olarak güçlü olduğu altın ve mücevherat pazarlarında rakip ülkelerin öne çıkmasına zemin hazırlanıyor.

Sektör temsilcileri, ayar raporunun teknik olarak gerekli olabileceğini kabul ediyor ve altın ticaretinde standardizasyonun ve şeffaflığın sağlanmasının önemine dikkat çekiliyor. Ancak itiraz, bu gerekliliğin resmî bir düzenleme ile, açık, öngörülebilir ve uygulanabilir kurallarla hayata geçirilmemesine yöneltiliyor.

Bugünkü tabloda, ihracatçılar hangi ürün için hangi raporun gerektiğini, raporun hangi kurumdan ve hangi sürede alınacağını bilmeden hareket etmek zorunda bırakılıyor. Bu da hem zaman hem maliyet kaybı anlamına geliyor.

Şeffaf ve Açık Düzenleme Beklentisi

Sektörün beklentisi, ilgili komisyonların ve yetkili kurumların bu konuda açık bir yazılı düzenleme yayımlaması. ATA Karnesi ile ayar raporu arasındaki ilişkinin net biçimde tanımlanması, geçiş sürecinin belirlenmesi ve firmalara uyum için makul süre tanınması talep ediliyor. 

Altın ve kuyumculuk sektörü, yüksek katma değer üreten, istihdam sağlayan ve Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip alanlardan biri olarak biliniyor. Sektör temsilcileri, resmi zemini olmayan uygulamalarla bu alanın zora sokulmasının, cari açığı kapatmak bir yana, uzun vadede ihracat gelirlerini daha da aşağı çekeceği uyarısında bulunuyor.

Çözümün ise yasaklayıcı ve belirsiz adımlar yerine, şeffaf, öngörülebilir ve sektörle istişare içinde hazırlanmış düzenlemelerden geçtiği ifade ediliyor.

altın kuyumculuk mücevherat ihracat türkiye ata karnesi