Haberler
Giriş Tarihi : 06-10-2021 11:14   Güncelleme : 06-10-2021 12:30

Akşener Milletin Kürsüsüne Bir 'Bölücü Kebapçı' Davet Etti

İYİ Parti grup toplantısında ilk defa bir kebapçı, "Milletin Kürsüsü"ne davet edildi.

Akşener Milletin Kürsüsüne Bir 'Bölücü Kebapçı' Davet Etti

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında ilk defa bir kebapçı esnafını kürsüye davet etti.

Akşener "Evet, nerede kalmıştık?" diyerek başladığı konuşmasında "Aziz milletim, iktidar için, artık yolun sonu gözüküyor. Çünkü, mızrak artık çuvala sığmıyor. 3Y’yi yok etme vaadiyle iktidara gelen, Sayın Erdoğan’ın; yoksulluğu yöneten, yasakları normalleştiren, yolsuzluğun üstünü örten yönetim anlayışı artık, gün gibi önümüzde duruyor" dedi.

"Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde Sayıştay, denetim raporlarını açıkladı. AKP hükûmeti ve ucube sistemi sağ olsun; bu seneki raporlarda da, yolsuzluk ve israf hız kesmemiş. Saray’da sefa sürenler, eğlenmeye tam gaz devam etmiş… Gelin, raporlardaki bazı satırbaşlarına, birlikte bakalım" diye Akşener, "Mesela; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetim raporuna göre; Ankara’da kullanılmak üzere tahsis edilen, bazı araçlar, yıl içinde, Çeşme, Altınoluk, Akçay, Abant, Mersin gibi yerlerden, yakıt almışlar. Belli ki bu arkadaşlar; millete hizmet yerine, kafalarına estikçe, devletin, kendilerine Ankara için tahsis ettiği arabalarıyla, tatil beldelerine gitmekte, bir sakınca görmemişler. Şu devlet insanlığına bakar mısınız? Mesela; Sayıştay’ın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetleme raporuna göre bu fevkalade başarılı bakanlığımız, Avrasya Tüneli geçişlerinde, kur hesabını yanlış yapmış… Üstelik, sadece kur hesabını değil, geçiş garantisini de yanlış hesaplamış. E hâl böyle olunca, tünelden garanti edilen 25 milyon araç yerine, yalnızca 12 milyon araç geçmiş" diye konuştu.

"Ama, bu pek bir düşünceli arkadaşlar, ihale sahibi şirkete ayıp olmasın diye, 494,2 milyon lira, geçiş garantisi ödemesi yapmış. Şu üstün yönetim becerisine bakar mısınız? Eğer doğru bir hesaplama yapılsaydı; garanti ödemesi, 456.3 milyon lirada kalacaktı. Ama bakanlık, şirketin kasasına, 37.9 milyon lira fazladan, ödeme yapmayı tercih etmiş. Yani, beceriksizliğin faturası, yine milletimize kesilmiş. Yani milletimizin vergileri, yine bir şirketin, kasasını doldurmak için harcanmış. Peki, milletimizin cebinden çıkan milyonlarca lirayı haksız ve hukuksuz bir biçimde yediren Bakanlığın Sayıştay raporuna, cevabı ne olmuş biliyor musunuz? 'Bunlar yalan' Tweet bu kadar…" diyen İYİ Parti lideri, "Evet, yanlış duymadınız. Verdikleri cevap, sadece bu kadar… Böyle ciddiyetsizlik, böyle utanmazlık olmaz, olamaz. Anayasal bir kurum olan Sayıştay, bir genel müdürlüğün, yolsuzluk, usulsüzlük yaptığını tespit etmişse, o genel müdürlük ciddi ve kapsamlı bir açıklama yapmak zorundadır. Bu kadar basit. Ama gelin görün ki; devletin bakanlığı, devletin denetleme kurumuna yalancı diyor. İşte size, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde, koskoca Türk Devleti’nin düşürüldüğü durum" ifadelerini kullandı.

Akşener'in konuşmasından satır başları şöyle:

Yolsuzlukları Arka Arkaya Saydı

"Bir başka akıl dışı yolsuzluk örneği de, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden. Sayıştay’ın raporuna göre; Karayolları Genel Müdürlüğü toplam maliyetini, 1588 lira olarak hesapladığı bir işe sıkı durun, tam, 8 milyon 646 bin lira ödemiş. Yani asgari ücretin, yarısı kadar hesapladıkları işe 3 milyon asgari ücret ödemişler. Durun daha bitmedi… Yine KGM, pazarlık usulüyle yaptığı bir ihalede; birim fiyatı, 7 lira 94 kuruş olan, muhafaza borusunu, tam 300 katı bedel ödeyerek, 2 bin 239 liraya satın almış. İşte size EYT’lilere, 3600 ek gösterge bekleyenlere, Esnafa, çiftçiye, işsiz gence gelince 'Kaynak yok' diyenlerin, kaynaklarımızı nereye akıttığının cevabı… İşte size zengin Türkiye’yi, fakirliğe mahkum eden bu zihniyetin, ibretlik fotoğrafı. Sayın Erdoğan; Bu atadığın bürokratlar, sence kimi örnek alıyorlar? Cevabını ben vereyim. İsraf ve yolsuzluk batağına batmış bu bürokratların, ilham kaynağı bizzat sensin. Çünkü balık baştan kokar. Sayıştay raporlarına göre; geçen sene bir günde tam 7,9 milyon lira, senede ise, 2,8 milyar lira harcamışsın. 6 yıl içindeki harcamalarını da, 10 katına çıkarmışsın. İsrafın büyüklüğüne bakar mısınız?

Sayın Erdoğan; bu öyle bir israf ki; şayet, israfın dibini böylesine sıyırmasaydın, şayet, itibardan değil ama, bari keyfinden birazcık tasarruf edebilseydin, şayet harcamalarını, 10 katına değil de, bari 5 katına çıkarsaydın, ne olurdu biliyor musun? Mesela bugün, barınma sıkıntısı çeken, hiçbir öğrencimiz olmazdı. Mesela, üretmeyi bırakan çiftçilerimiz olmazdı. Mesela, pandemide açıkta bıraktığın için, iflas eden esnaflarımız olmazdı. Bu aziz millet sana güvendi, o koltuğa oturttu. Peki sen ne yapıyorsun? Şu zor günlerde, milletinin devletine en çok ihtiyaç duyduğu, şu zor dönemde milletin parasını çarçur ediyorsun… Yazıklar olsun.

Türkiye Her Vatandaşını Doyurur Ama Saray'ın Açgözlülüğünü Doyuramaz

Aziz milletim; Gandhi’nin çok sevdiğim bir sözü vardır: 'Dünya, herkesi doyuracak kadar kaynağa sahiptir ama herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadar değil' der. Biz de diyoruz ki; 'Türkiye, belki saray bürokratlarının, açgözlülüğünü doyuracak kadar değil ama her vatandaşını doyuracak kadar kaynağa sahiptir.'

Yeter ki Yolsuzluk Algısı Araştırması’nda, 180 ülke arasında, 86’ıncı sırada olmayalım. Yeter ki beceriksiz bürokratlarla, yandaş müteahhitler arasında, sıkışıp kalmayalım. Yeter ki kaynaklarımızı, ranta değil, milletimize ayıralım. O nedenle biz, işte tam olarak, bu iş bilmezliğin, bu hoyratlığın, bu vicdansızlığın karşısındayız. Yapılan tünellere, köprülere, yollara değil; plansızlığa, haksızlığa, beceriksizliğe karşıyız. Milletimizin parasının, millete hizmet olarak dönmesine değil; ısrarla yandaşını kayıran, bu ahlaksızlığa karşıyız.

Ez cümle biz, projeye değil, ranta karşıyız!

Aziz milletim daha kış gelmeden, ne kadar zorlu bir kış geçireceğimizi; iktidarın açıkladığı zamlarla, görmeye başladık. Elektrik üretiminde kullanılan, doğal gaz fiyatına; Temmuz ayında, yüzde 20 zam yapılmıştı. Bu ay üzerine yüzde 15 daha yapıldı. 2018’den bu yana, elektriğe, yüzde 122 zam yapan hükûmetin; emekli, asgari ücretli, memur maaşlarına yaptığı zamlar ise, yüzde 66 ile, yüzde 69 bandında kaldı. Şu vicdansızlığa bakar mısınız?

Yazıktır, günahtır. Gittiğimiz her yerde, elektrik faturasını ödeyemediği için; tarlasını sulayamayan çiftçiyi, üretim yapamayan sanayiciyi, zor durumda kalan esnafı dinliyoruz. Ama iktidar oralı bile olmuyor, milletimizi, zam yağmuruna tutmaya devam ediyor. Bir lütuf gibi sunduğu, maaş zamlarını, yıl içerisinde fazlasıyla geri almaktan, zerre utanmıyor.

Değerli milletvekilleri; hesap verebilirliğin yerini, biat etmenin, liyakatin yerini, vasatlığın, devlet terbiyesinin yerini, ciddiyetsizliğin aldığı bu ucube sistem; ülkemizin içinde bulunduğu tüm problemlerin, esas sebebidir. Bu durumun, bir diğer örneğini; Merkez Bankası’nın, son kararlarında gördük. Biliyorsunuz, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle birlikte; Merkez Bankası Başkanları’nın, görev ve sorumluluklarına, bir güncelleme geldi. O da, Sayın Erdoğan’ı memnun etmek. Merkez Bankası’nın, son faiz indirimi kararıyla; 8 Eylül’de, 8,30 seviyesindeki dolar, 8,90’a kadar yükseldi. Bu 60 kuruşluk artışla birlikte; ithal ettiğimiz malların maliyeti, yüzde 7 yükselirken dış borç stokumuz, 270 milyar lira, kısa vadeli borcumuz da 101,2 milyar lira arttı.

Merkez Bankası Başkanı'na İş Aramaya Başlamasını Tavsiye Ederim

Ama şimdiden söyleyeyim: Bu artışların sorumlusu, Merkez Bankası Başkanı değildir. Çünkü kendisi aynı çöp öğütür gibi, bürokrat öğüten bu sistemin, son kullanma tarihi yaklaşan bir bürokratından fazlası değildir. Bu maliyetlerin esas sorumlusu; Türk Devleti’ni, ucube bir sisteme hapseden, Türkiye Ekonomisi’ni, akıl dışı teorilerine kurban eden, ve her olaydan, elini yıkayıp çıkmasıyla bilinen Sayın Erdoğan’ın, ta kendisidir. Nitekim, eminim ki bu olaydan da, elini yıkayıp çıkmak için, Merkez Bankası Başkanı’nı, yakın zamanda harcayacaktır.

O nedenle, buradan Sayın Başkan’a, Sonradan açıkta kalmaması için, şimdiden iş aramaya başlamasını tavsiye ediyorum. Aziz milletim, peki, sırf Sayın Erdoğan memnun olsun diye kaybettiğimiz, 270 milyar lira ile, neler yapılabilirdi biliyor musunuz? Mesela; son 7 yıl içinde, tarıma verilen desteğin 3 katı, bizim yakın zamanda açıklayacağımız, tarım reformu için kullanılabilirdi. Mesela; pandemi döneminde verilen, kısa çalışma ve nakit desteğinin 5 katı, vatandaşımıza ve esnafımıza dağıtılabilirdi. Mesela; 128 devlet üniversitesine, 2022 için ayrılan bütçenin 5 katı, bu üniversitelerin, eğitim ve barınma sorunlarının, çözümüne ayrılabilirdi. Böylece, tam 4 milyon öğrencimizin, yurt ihtiyacı karşılanabilirdi. Hep söylediğimiz gibi: Biz kaynakları olmayan, yoksul bir ülke değiliz. Biz, yoksul olduğuna inandırılan bir ülkeyiz. Türkiye’nin, çözülemeyecek sorunu yok.

İYİ Parti İktidarında Rant Muslukları Kapanacak

İYİ Parti iktidarında; rant musluklarını kapatınca milletin vergileriyle, millete nasıl hizmet edileceğini, yandaş kayırmayan projelerin, nasıl hayata geçeceğini, kaynaklarımızın nasıl verimli kullanılacağını, cümle aleme göstereceğiz. Milletimizi, hak ettiği, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye ile buluşturacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Değerli dava arkadaşlarım, Türkiye maalesef Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının elinde, psikiyatrik bir iktidar anlayışıyla yönetiliyor.

Memlekete akıl hastanesi, milletimize de, akıl hastası muamelesi yapılıyor. Adeta, Guguk Kuşu filmini yaşıyor gibiyiz… Sayın Erdoğan, Hemşire Ratched, bakanları, zorba hasta bakıcılar, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi de, milletimize giydirilen deli gömleği… Gömleğin içinde, her geçen gün, daha da bunalıyoruz. Ama Hemşire Erdoğan ve ekibi, oralı bile değil. Kıpırdayanın, kafasına vuruyorlar. Ne zaman birileri, bu gömleğe itiraz etse, Hemşire Erdoğan ve hasta bakıcılarının etmediği hakaret, yapmadığı kötülük kalmıyor. Her hafta, toplumumuzun yeni bir kesimi, terörist ilan edilir hale geldi. Çiftçimiz, esnafımız, üreticimiz, zaten bayağıdır, iktidarın terör listesinde. Yakın zamanda, marketler bu kategoriye alındı. Daha geçen hafta, barınamayan öğrencilerimiz terörist ilan edildi. Dün itibariyle de, kebapçılar terörist oldu. İşte o nedenle, bu hafta, Milletin Kürsüsü’nde, hem kebapçı, hem de aspavacı bir kardeşimizi misafir ediyoruz. İbrahim Çetinkaya aramızda. Bu vesileyle, tüm kebapçı kardeşlerimize, aramıza hoş geldiniz demek istiyorum. Buyrun İbrahim Bey, söz de kürsü de senindir.

'Bölücü Kebapçı' Milletin Kürsüsünde 

Akşener'in kürsüye davet ettiği kebapçı esnafı İbrahim Çetinkaya ise "Efendim biz bu çağın Halil İbrahim sofralarını kuran esnaflarız, ben bir esnaf kardeşiniz olarak bu kürsüde bize söz hakkı tanıdığınız için teşekkür ederim. Gerek kısıtlamalar gerekse pandemi sürecinde biz çok zorluklar çektik, kah geldiler masa sandalyeleri toplayın sadece paket yapacaksınız dediler, kah geldiler ellerine metreyi aldılar masa aralıkları birer buçuk metre olacak dediler, kah geldiler akşam yemek saatinde bu saatte yemek yenmez kapatın dediler. Biz hepsine saygı duyduk ve devletimize asilik göstermedik, hoşgördük. Bizler kebap satan, pide satan, çorba satan insanlarız, bizden külhanbeyi de olmaz, terörist de olmaz. Bizler soframıza Halil İbrahim bereketiyle misafirsiz oturmayan bir neslin temsilcileriyiz, buyursunlar gelsinler soframızda kebap yesinler bölüşelim ama bölücü olmayalım. Bizler her zaman etnik köken, dil din ırk hiçbir zaman gözetmedik. Her gelene hoş geldiniz, her gidene afiyet olsun diyerek saygıda kusur etmedik. Kapılarımız herkese açıktır, buyursunlar gelsinler kebap yesinler, yemek yesinler ama biz hiçbir zaman bu ülkeye vergisini hakkıyla ödeyen vatandaşlar olarak her türlü zorluğa göğüs gerdik ama biz bölücü yakıştırmasını kabul etmiyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi bu ülkenin sanatkarlara her zaman ihtiyacı vardır. Biz de birer nefer olarak, zanaatkarlar olarak bu ülkeye hizmet etmeye devam edeceğiz. Sayın Genel Başkanımıza bize bu fırsatı tanıdığı için kebapçı ve lokantacılar adına teşekkür ederim. İyi ki varsınız, iyi ki hep olacaksınız" ifadelerini kullandı.

İYİ Parti'den Yoksulluğa Karşı 'Rüzgar Gülü Projesi'

Ülkenin dört bir yanını sürekli gezerek vatandaşın nabzını tutan Akşener, Türkiye'nin durumuna ilişkin can sıkıcı bir tablo ortaya koydu. İşsiz gençleri, siftah yapamamış esnafları, 'Akşam ne pişireceksin?' sorusuna cevap veremeyen kadınları anlatan Akşener, Erdoğan'a "Ya işini yap, ya da sandığı getir, milletin derdini biz çözelim" dedi.

Vatandaşın ekonomik bunalımdan artık usandığını belirten Akşener, Rüzgar Gülü Projesi'ni şu ifadelerle açıkladı:

"İYİ Parti olarak, ülkemizdeki derin yoksullukla mücadele planımız kapsamında, hazırladığımız projelerimizden ilkini, bugün burada, sizlerle paylaşmak istiyorum. Okul çağındaki her çocuğumuza, her gencimize, kahvaltı ve öğle yemeğini, ücretsiz olarak sunacağımız,  Rüzgârgülü Projemiz, milletimize, memleketimize, hayırlı uğurlu olsun!

Aziz milletim; Daha önce bu kürsüden dile getirdiğim, bir gerçek vardı. Ankara, İzmir ve İstanbul’da, düşük ve orta gelirli ailelerin, çocuklarıyla yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de çocukların, en çok değiştirmeyi istedikleri şey adaletsizlik ve eşitsizlikti. İşte bu nedenle, Rüzgârgülü’nü; sağlıktan eğitime, istihdamdan yerel ekonomiye, yoksulluktan gelir eşitsizliğine kadar,  Türkiye’nin en can alıcı sorunlarına parmak basan, çok yönlü bir kalkınma projesi olarak tasarladık. Rüzgârgülü Projesi ile çocuklarımız, sadece günlük ihtiyacı olan, proteini ve vitamini almakla kalmayacak, Sağlık Bakanlığı tarafından, her yaş grubuna göre ayrı ayrı hazırlanacak, beslenme programıyla, dengeli ve doğru beslenerek, sağlıklı bireyler olarak yetişecek. 

İYİ Parti iktidarında; bir daha hiçbir çocuğumuz, sağlığını, açlığı, yoksulluğu, adaletsizliği düşünmek zorunda kalmayacak. Buradan bunun sözünü veriyorum. Değerli dava arkadaşlarım; bugün ülkemizde çocuklarımız, yetersiz beslenmeyle olduğu kadar, aşırı ve sağlıksız beslenme sorunuyla da, karşı karşıya. Yapılan araştırmalara göre; Okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarımız, üst solunum yolu enfeksiyonları, ishal, obezite, ağız ve diş sağlığı gibi problemlerden müzdarip. 

Rüzgârgülü Projesi ile; çocuklarımızın doğru beslenmesini sağlayarak, okul öncesi çağda, 235 bin, okul çağında ise, tam 2 milyon çocuğumuzu, bu hastalıklara karşı korumamız mümkün. Projeyi hayata geçirdiğimizde, çocuklarımız, sadece sağlıklı bireyler olmakla kalmayacak. Ayrıca son 20 senede, devamlı geriye giden, eğitim alanında da, önemli başarılar elde edeceğiz. Hem okullaşma oranımız, hem de çocuklarımızın başarıları, ciddi şekilde artacak. Yapılan araştırmalar; okulda, ücretsiz gıdaya erişim olduğu takdirde, okula gitmeyen, her 10 çocuktan 1’inin, okula kaydolacağını gösteriyor. Bu durumda; okul öncesinde tam 230 bin, ilkokulda 41 bin, ortaokulda 21 bin, lisede ise 73 bin öğrencimiz, okula kaydolacak, eğitimden geri kalmayacak.

Üstelik Rüzgârgülü’yle, yalnızca okullaşma oranını yükseltmekle kalmayacağız. Öğrencilerimizin, mevcut başarılarını da artıracağız. Hepinizin bildiği üzere, ülkemiz PISA skorlarında, maalesef, “başarısız öğrenci” grafiği çiziyor. Oysa bizim çocuklarımız, bu başarısızlığa mahkûm değil. Rüzgârgülü sayesinde, doğru ve dengeli beslenen öğrencilerimiz derslerinde daha başarılı olacaklar.  Yaptığımız hesaplamalara göre, projeyle birlikte; matematikte yüzde 10, dil bilgisinde ve fen bilgisinde ise, yüzde 9’a varan, bir eğitim kalitesi artışını yakalayabileceğiz. Biz bu artışı yakaladığımızda, ülkemiz PISA skorlarında, matematikte, 35’inci sıradan, 17’inci sıraya, dil bilgisinde ve fen bilgisinde ise, 33’üncü sıradan, 7’inci sıraya yükselecek.

Benzer projelerin uygulandığı, diğer ülkeleri incelediğimizde, her 50 çocuğun beslenmesi için, 1 kişinin istihdam edilmesinin gerektiğini görüyoruz. Yani bu ne demek? Bu; Rüzgârgülü Projesi’ni uygulamaya geçirdiğimiz anda; 303 bin yeni iş imkânı ortaya çıkacak demek. Bu yeni iş imkânlarının, yüzde 78’inde, kadınları istihdam ettiğimizdeyse, şu an işsiz olan, 236 bin kadın, iş sahibi olacak demek.ele ki; mevcut durumda zorunlu olmayan, okul öncesi eğitimi de zorunlu hâle getirir ve üstüne Rüzgârgülü Projesi’ni uygularsak, tam 720 bin yeni iş yaratabiliriz. Bu işlerin, yine yüzde 78’inde, kadınları istihdam ettiğimizdeyse, 561 bin kadına, istihdam sağlamış oluruz.

Değerli dava arkadaşlarım, tüm bunların yanında, Rüzgârgülü Projesi’yle, yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini de azaltacağız. Ülkemizde aileler, artan gelir eşitsizliği ve yoksulluk altında, çocuklarını okutmaya çalışıyor. Ne yazık ki bugün Türkiye’de, her 3 çocuktan 1’i, yoksullukla ve yoksunlukla mücadele ediyor. Rüzgârgülü Projesi, yoksulluk ve gelir eşitsizliği üzerinde, nakit transfer programlarına benzer bir etki yaratacak. 
Çünkü artık aileler, çocuklarını, kahvaltı ve öğle yemeğinde, nasıl doyuracaklarını düşünmek zorunda kalmayacaklar. Bilecekler ki yavruları, gittiği okulda, ihtiyacı olan proteini ve vitamini alıp, karnını doyuruyor. Bu da, çocuğu olan ailelere, çocuk başına, yıllık 1000 lira yardım yapılması ile eşdeğer bir destek, anlamına gelecek. İşte bu sayede, Rüzgârgülü Projesi uygulandığında; tam 1,6 milyon insanımız, yoksulluktan kurtulacak, gelir eşitsizliği de, yüzde 1,6 oranında azalacak. Rüzgârgülü ile çiftçimiz ve kooperatiflerimiz de kazanacak.

Çünkü, projenin operasyon boyutunu yüklenecek olan belediyelere, bölgedeki küçük ölçekli çiftçiler ve tarım kooperatifleriyle çalışmalarını, şart koşacağız. Böylece, arzu ettiğimiz kırsal kalkınmanın da, ilk temellerini atmış olacağız. Çiftçimiz, hem para kazanacak, hem de, ürettiği ürünün, bölgesindeki öğrencileri, doyurmak için kullanılacağını bilerek, mutlu olacak. Değerli dava arkadaşlarım; tabii biz, ne zaman bir projemizi tanıtsak, başta Sayın Erdoğan olmak üzere, iktidar mensupları, 'Bu işin maliyeti ne olur? Kaynağı nasıl bulacaksınız?' diye sorar.

Biz artık buna alıştık. Kendilerinin her işi, hesapsız kitapsız olduğu için, bizi de, kendileri gibi sanıyorlar. Hemen söyleyelim… Farklı eğitim seviyelerinde, devlet okullarında okuyan, tam 15,1 milyon çocuğumuza,  okulların açık olduğu, 9 ay boyunca, haftada 5 gün, hem kahvaltı, hem de öğle yemeğini, ücretsiz olarak sunmanın maliyeti, 23 milyar lira. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu Merkez Bankası’nın, yanlış kararı sonucunda oluşan, dış borcumuzun, onda biri demek. Yani bu; 5’li çeteye, yıllardır verilen toplam ihalelerin, yalnızca onda biri ile,
15 milyon çocuğumuzun, doyması demek. Yani bir yanda, doymak bilmeyen 5’li çetenin rant iştahı, diğer yanda ise, 15 milyon çocuğumuzun, sağlıklı beslenmesi, sınıfa aç girmemesi var. İktidardakiler, seçim yapmakta zorlanabilir ama biz tercihimizi, elbette çocuklarımızdan yana kullanıyoruz. Çünkü biz 'Türkiye paylaştıkça eşitlenecek, eşitlendikçe büyüyecek!' diyoruz. Bu vesileyle, başta Kalkınma Politikaları Başkanlığımız olmak üzere, projede emeği geçen, tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, Rüzgargülü’nün milletimize, memleketimize hayırlı olmasını diliyorum.
"