Portreler
Giriş Tarihi : 21-10-2020 21:41   Güncelleme : 21-10-2020 21:45

Azatlığın Gür Sesi: Halil Rıza Ulutürk

Azatlığın Gür Sesi: Halil Rıza Ulutürk

21 Ekim 1932’de Azerbaycan’ın Salyan kentine bağlı Pirebbe köyünde dünyaya gelen Halil Rıza Ulutürk, Azerbaycan Türklüğünün mühim halk şairlerinden biridir. İlköğretim ve ortaöğretimini Salyan’da tamamlayan Ulutürk, daha sonra Azerbaycan Devlet Üniversitesinin Filoloji bölümünü bitirmiştir. Eğitim hayatına Moskova’da Gorki Edebiyat Enstitüsünde devam ederek yüksek edebiyat kursları almıştır.

İçinde komünizme eleştirilerin bulunduğu ve yayınlanan ilk şiiri olan “Kitap” isimli şiiri 1948 yılında Azerbaycan Pioneri dergisinde yayınlanmıştır. 1954 yılında Sovyet Yazarlar Birliği üyesi olan Halil Rıza Ulutürk, çalışma hayatına ise 1955 yılında Azerbaycan Kadını dergisinde editör olarak başlamıştır. 1957 yılında içinde toplu şiirlerinin yer aldığı Bahar Gelir kitabı basılmıştır. Moskova’da bulunduğu dönemde Rus şair Samuil Marshak ile yakın bir ilişkisi bulunan büyük şair, Nazım Hikmet ve Mihail Şolohov gibi isimlerle de görüşmeler gerçekleştirmiştir.


Azatlığı istemirem zerre-zerre, gram-gram!
Kolumdaki zincirleri kıram gerek, kıram, kıram!
Azatlığı istemirem bir hap gibi, derman gibi
İsteyirem
Sema gibi,
Güneş gibi,
Cahan gibi!
Çekil, çekil, ey gaspkar,
Ben bu asrın gür sesiyem!
Gerek değil sıska bulak,
Ben ümmanlar teşnesiyem!

Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda kalemiyle mücadele eden Halil Rıza Ulutürk, atmışlı yıllarda Azerbaycan’da enstitülerde ders verdiği sıralarda Azerbaycan Türkçesinin saflığı ve yabancı kelimelerin istilasına uğramaması için savaş vermiştir. Sovyetlerin dilden başlayarak genel hayata yayılan Ruslaştırma politikasına direnmiş ve bundan dolayı çok kez engellerle karşılaşmıştır. Azerbaycan Devlet Pedagoji Enstitüsü’nden uzaklaştıran Ulutürk, Azerbaycan Bilimler Akademisi’ne davet edilerek Azerbaycan-Özbek edebi ilişkisini incelemiştir. 1984 yılında Ömürden Uzun Geceler adlı kitabı ve yine aynı yıl Sovyet dillerinden tercüme edilmiş şiirlerden oluşan Kardeşlik Çelengi adlı kitabı basılan şaire 1986 yılında da yüksek hizmetlerinden dolayı Emektar Sanatçı unvanı verilmiştir.

Seksenlerin sonlarında Azerbaycan halk istiklal hareketlerine bilfiil katılmış, bu durum adını Azerbaycan genelinde duyurmasını sağlamıştır. O yıllarda artan Rusçu siyaseti ve Karabağ’a saldıran Ermeni gruplarını her fırsatta eleştiren Halil Rıza’nın kalbinde 1990 yılında Sovyetlerin Bakü’de ordu ile sivil halka yaptığı katliam derin yaralar açmıştır. Azerbaycan Ulusal Hareketi’nde üst düzeyde görev almış, Gorbaçov ve destekçilerinin yaptığı katliamları dünyaya duyurmak için çırpınmıştır. 26 Ocak 1990 yılında Sovyet KGB’si tarafından tutuklanmış ve Lefortovo Hapishanesi’nde 22 ay esir kalmıştır. Hapis yattığı dönemde yazmaya ara vermeyen Halil Rıza Ulutürk, Lefortovo Günlüğü adıyla 200’den fazla şiir ve mektup kaleme almıştır. Haklı davasında özgürlüğünün elinden alındığı ve hapsedildiği bu dönemde yazdığı bir şiir ise onun yazın hayatında özel bir yer edinmiştir:

“Her Türk on kişiye bedeldir” dediler
“Hayır” dedi Mustafa Kemal Atatürk
“Her Türk bir dünyaya bedeldir!”
Sen 58 bense 45 yaşımda
Söyle nerdendir bu metanet bu kudret?
Alev topu var yüreğimin başında
Kalemin yıldırımdır, özün cüreti bambaşka

Tükendi defter kalem gece gündüz yazıyorsun
Karalayıp bozuyorsun, bozup tekrar yazıyorsun
Derdi büküp koymuşsun dizlerinin altına
Aslan gibi kaplan gibi her dövüşe hazırsın

Demir-beton duvardan tırnak boyda koparttım
Tas içinde göllenen yağış suyuna attım
Dedim: Bu sorulara cevap almak için, inan
Türk olmalı sen, anadan Türk doğmalısın!


Karabağ Savaşı’nın patlak verdiği dönemde Halil Rıza Ulutürk’ün tek oğlu olan Tebriz Halilbeyli gönüllü olarak savaşa katılmıştır. İşgalci Ermeni kuvvetlerine karşı kahramanca savaşan Tebriz, ‘Bozkurt’ ödülüne layık görülmüştür. Ancak 31 Ocak 1992 yılında işgalci Ermenistan ile girilen bir çatışmada şehit olmuştur. Şehit olmasının ardından Halilbeyli'ye Azerbaycan Milli Kahramanı unvanı verilmiştir.

Halil Rıza Ulutürk, Moskova’daki hapishanede geçirdiği dönemde nükseden hastalıkları ve oğlunun ölümünün etkisi ile artan rahatsızlıkları sebebiyle sağlığı iyice kötü duruma gelmiştir. 1992’de Süleyman Demirel’in girişimleri ile Türkiye’ye getirilmiş ve İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ameliyat edilmiştir. Aynı yıl dünya şiirlerinden tercüme ettiği şiirleri topladığı Turan Çelengi adlı kitabı basılmıştır.

Sağlığının kötüye gidişine daha fazla dayanamayan Halil Rıza Ulutürk, 22 Haziran 1994 yılında hayata gözlerini yummuştur. Daha sonra eserleri eşi Firengiz Hanım tarafından düzenlenerek kitap halinde Halil Rıza Ulutürk imzasıyla yayınlanmıştır.

Azerbaycan halkına ve istiklal hareketine olan katkılarından dolayı ölümünden sonra İstiklal Nişanı ile onurlandırılmıştır.

Birleşse Türk, Uygur, Özbek, Tatar
Elim Ay’a, Mars’a, Zöhre’ye çatar!
Haykır! Ey Gagavuz, Kazak, Balkar…
Ey Başkırt, ey Türkmen, susuyorsun niye?
Kavuşsun Türkistan, Atatürkiye!