Haberler
Giriş Tarihi : 07-04-2021 22:21   Güncelleme : 07-04-2021 23:48

Büyükelçiler Üzerinden Vekalet Savaşı: Bu Defa ABD Büyükelçiliğinden Doğu Türkistan Paylaşımı

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Türkiye Büyükelçiliğine ait resmî Twitter hesabından bugün yapılan bir paylaşım dikkat çekti. Söz konusu paylaşımın, Çin Büyükelçiliğinin Doğu Türkistan'daki katliamları gündeme getiren Türk siyasetçileri tehdit etmesinin ardından yapılması, büyükelçiler üzerinden yürütülen bir vekalet savaşını andırdı.

Büyükelçiler Üzerinden Vekalet Savaşı: Bu Defa ABD Büyükelçiliğinden Doğu Türkistan Paylaşımı

Katil Çin'in Ankara Büyükelçiliği, Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine uygulanan soykırımı dile getiren Türk siyasetçileri açık açık tehdit etmişti. Soykırımcılar, dün Twitter üzerinden yaptıkları paylaşımlarda, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş'ı Türk topraklarında ve Türk bayrağının altında tehdit etme cüreti göstermişlerdi. Hadsiz Çinli büyükelçi, kendisini adeta bir sömürge valisi sayarken Çin Dışişleri Bakanlığından da bu konuda destek görmüştü. Türk Dışişleri ise maalesef dilini yuttu.

Bugün ise Amerikan Büyükelçiliği, yine Twitter üzerinden Doğu Türkistan'a ilişkin bir paylaşım yaptı. Söz konusu paylaşım, "Çin Halk Cumhuriyeti, Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara mesnetsiz davalar açarak masum insanları yıllarca hapse mahkum ediyor" ifadeleriyle yapıldı. ABD Dışişleri Bakanlığında dış politika yazarlığı yapan Leigh Hartman'ın hazırladığı "Çin Düzmece Mahkemeler ve Uzun Hapis Cezalarıyla Uygurları Hedef Alıyor" başlıklı metinde, İnsan Hakları İzleme Örgütünün yakın bir zamanda yayımladığı bir rapora atıf yapılıyor. Metnin içeriğinde Doğu Türkistan'ın, işgalci Çin makamlarınca adlandırıldığı biçimde anılması, Tamga Türk'ün yayın politikasını yansıtmamaktadır. Söz konusu metin şu şekilde:

"Çin Düzmece Mahkemeler ve Uzun Hapis Cezalarıyla Uygurları Hedef Alıyor

Yakın bir zamanda yayımlanan bir rapora göre, Çin Halk Cumhuriyeti, Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara mesnetsiz davalar açarak masum insanları yıllarca hapse mahkum ediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 24 Şubat tarihli raporunda, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yargı sisteminin Sincan’da 250.000 Uyguru ve diğer etnik azınlıklara mensup insanı hapse mahkûm ettiği, bilgileri halka açık olan davalar incelendiğinde ise açılan davaların bir çoğunun sınırlı kanıtlara dayalı sahte davalar olduğu izleniminin yaratıldığı belirtiliyor.

HRW Baş Araştırmacısı Maya Wang, 'Çin: Sincan’da Mesnetsiz Hapis Cezaları Artış Gösteriyor' başlıklı raporda şunları söylüyor: Yasal olarak her şey kılıfına uydurulmuş gibi görünmesine rağmen, Sincan’ın hapishanelerindeki insanların çoğu yaşam tarzları ve dinî inançlarının gereğini yapmaları nedeniyle mahkûm edilmiş sıradan insanlar.

Pekin, Uygurların ve ağırlıklı olarak Müslüman diğer azınlık grupların insan haklarını ağır biçimde bastırıyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygurlara muamelesini soykırım olarak niteledi.

İnsan hakları gruplarının aktardıklarına göre, Pekin, 2017’den bu yana 1 milyon Uyguru ve diğer Müslüman azınlık gruplarının mensuplarını alıkoyuyor ve kitlesel gözetim, zorla çalıştırma ve azınlık kadınlarının kitlesel şekilde kısırlaştırılması gibi insanlık dışı uygulamalara başvuruyor.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygurları sözde 'siyasi eğitim' kamplarında alıkoyması büyük öfke uyandırmışken HRW’un raporu resmî kovuşturmalardaki artışa odaklanıyor. Sincan’daki mahkemeler 2018’de 133.198 kişiyi hapis cezasına çarptırdı. Bu rakam 2017’de ise 99.326’ydı. Başka bir deyişle yalnızca bir yılda %34 artış yaşandı.

New York Times’a göre, Sincan’ın hapis cezası verme oranı, Çin’in diğer bölgelerinin beş katından daha fazla.

'Mesnetsiz kovuşturmalar', Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2016’da başlatılan 'Şiddetli Terörizme Karşı Sert Saldırı Kampanyası'ndan kaynaklanıyor. HRW, sözde terörizm karşıtı kampanyanın Çin Komünist Partisi’ne uyum sağlamayan dinî veya siyasi fikirleri hedef aldığını ve Türk Müslümanlığını 'ideolojik bir virüs' yerine koyduğunu söylüyor.

Sincan Kurbanları Veritabanı’nın kurucusu Gene Bunin, Uygurların ve diğer azınlıkların herkese açık bir hüküm veya bir yargılama bile olmaksızın uzun hapis cezaları aldığını söylüyor.

Raporun söylediklerine göre Uygurlar ve etnik Kazaklar 'kavga çıkarmak ve sorun yaratmak' veya 'aşırılıkçı' içerikler dinlemek gibi muğlak yasa hükümleriyle cezaya çarptırılıyor.

HRW’ya göre adaletsiz cezalar arasında şunlar var:

  • WeChat üzerinden başkalarına Kuran öğretme nedeniyle iki yıl hapis cezası verilmesi.
  • Uygurların yurt dışındaki akrabalara para aktarmasına yardım nedeniyle beş yıl hapis cezası verilmesi.
  • İslam hukukuna göre nelere izin verildiğini ve nelerin yasak olduğunu açıklama nedeniyle on yıl hapis cezası verilmesi.

HRW, raporda şunları dile getiriyor: Yetkililer polisi, [savcıları] ve mahkemeleri hızlı ve ağır cezalar vermek üzere iş birliği yapmaya zorluyor, bu da duruşmasız yargılamalara, çok sayıda davanın kısa sürede karara bağlanmasına ve Çin hukuku kapsamındaki temel usul haklarının askıya alınmasına yol açıyor.”