Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 07-01-2021 15:42   Güncelleme : 07-01-2021 20:50

Doğu Türkistan İçin Gerçekleştirdiği Farkındalık Kampanyasıyla Ses Getiren Esma Gün TamgaTürk'e Konuştu

Belçika Uygur Derneği üyesi olan 22 yaşındaki Gün'ün işgal altındaki Doğu Türkistan'da zorunlu çalıştırma koşulları altında adeta 'modern kölelik' politikasıyla sömürülen Türklerin içinde bulunduğu duruma ilişkin farkındalık yaratmak amacıyla gerçekleştirdiği çalışma dünya çapında ses getirdi. Başarılı kampanyanın yaratıcısı Gün, TamgaTürk'ten Semir Yapıcı'ya konuştu.

Doğu Türkistan İçin Gerçekleştirdiği Farkındalık Kampanyasıyla Ses Getiren Esma Gün TamgaTürk'e Konuştu

1. Merhaba öncelikle kendinizden bahseder misiniz? Esma Gün kimdir? 

Merhaba, ben Esma Gün, Belçika Brüksel'de doğma büyüme 22 yaşında bir genç. 

2. Siz aktivistlik dışında senaristlik ve fotoğrafçılıkla uğraşıyorsunuz, bunlardan biraz bahsedebilir misiniz?

Film okulunda 1,5 sene okudum ama rutini çok ağır geldiği için bırakmak zorunda kaldım. Sonra birkaç ay boyunca senarist kursları alıp sertifika almayı başarabildim. Fotoğraf çekmeyi ise boş vaktimde yapıyorum. Senaristliği yapmamın nedeni, dünyada anlatılması gereken çok hikaye olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde geçmiş ile alakalı; geçmişte yaşayanlar kendi hayatları ile alakalı arkaya hep bir hikaye, bir yazı, bir şey bırakmışlardır ve biz hala bugüne kadar onları okuyup dünyayı anlamaya çalışırız. Kısaca; dünyayı hikayeler yönetiyor. İnsanoğlu için hikaye anlatmaktan daha normal bir şey yoktur. Ben de içimde olan bu yazma, anlatma hissini gerçeğe çevirmek istemişimdir uzun bir süredir. 

Resim

3. Uygurların sesini duyurmak için mücadele etmeye başlamanız nasıl oldu?

Film okulum için bir belgesel çekmem gerekiyordu ve ben Uygurları anlatmak istiyordum çünkü o zamanlar dünya Uygurları bugünkü kadar tanımıyordu ve bilmiyordu. Bu şekilde Belçika’daki Uygurlarla tanıştım ve iletişimde kaldım. Aynı anda insanların ilgisini çekecek şekilde hikayeler anlatmayı öğrendiğim için onların hikayelerini anlatmaya devam ettim. Dünyaya onları duyurmak benim için o zamandan beri çok önemli. 

4. Yaptığınız son çalışma çok ses getirdi, bu çalışmayı yapmaya nasıl karar verdiniz? 

Sosyal medyada Raphael Glucksmann, çok bilinen ve Uygurların sesini duyurmaya çalışan biri, Uygurların bir tek fiziksel zulme uğramadıklarını ama aynı anda zorunlu çalıştırılarak ve daha farklı şekillerde zulme uğradığını anlatıyordu. Onun sayesinde aslında onların zulmune benim gibi normal insanların ne kadar çok katkıda bulunduklarını fark ettim. Yanı başımızda bulunan mağazalardan alışveriş yapmak bile bu zulme katkı sağlamak demektir. Bu realite ile ne kadar iç içe ve yakın olduğumuzu insanlara şok edici bir sekilde belli etmek istedim. 

5. Çalışmanız sonrası aldığınız tepkiler neler oldu? Çalışmaya yönelik olumsuz bir tepki ile karşılaştınız mı?

Yüzde 99 tepkiler olumluydu ve çok destek aldım. Bütün sosyal platformlarda bu projenin paylaşılması Uygurların unutulmadığını, aksine onların sesi olmak isteyen çok insanın olduğunu kanıtlamış oldu. Tabii ki bazı olumsuz tepkiler vardı, mesela; bu kampanya ile olmaz bu işler veya ben satın almaya devam edeceğim çünkü en sevdiğim markalar bunlar vesaire... Ama bunlar aldığım büyük desteğin yanında gözüme gözükmeyen şeyler. Maalesef ilk tepki ile alakalı; evet, benim bir farkındalık projem sayesinde şu an Doğu Türkistan’daki zulüm bitmedi ama insanlar o zulme katkıda bulunan isimleri biliyorlar ve onlardan satın almamakla yavaş yavaş diğer Çin mallarını da satın almakta tedirgin olacaklarını düşünüyorum. Onlar farkına varmasalar bile bilinç altında çok farkındalık yarattığımı düşünüyorum. 

6. Kampanyada kullandığınız bazı markalar oldu. İlgili markalardan bugüne kadar olumlu ya da olumsuz bir dönüş aldınız mı?

Hayır, almadım. Hiçbiri cevap vermedi veya bir şey söylemediler. 

Resim

7. Çalışmanızın bu kadar yayılmasından sonra ne düşündünüz?

Destek ve ilgi bekliyordum ama bu kadarını değil açıkçası. Aynı anda çok mutluyum ve destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Özelden mesaj atıp bu proje ile ortaya çok anlamlı bir şey çıkardığımı belirten çok oldu. Bir farkındalık kampanyası yaptım ve o kampanya gercekten farkındalık yarattı. Emeğimin karşılığını almak çok güzel bir his ama bundan daha önemlisi Uygurlar ve orada zulme uğrayan diğer Tacik ve Kazak milletinin unutulmadıklarını bilmeleri. 

8. Daha önce de bir kısa film çalışmanız olmuştu. Bu kısa filmden bahsedebilir misiniz?

Kısa bir film değil, bir belgesel çalışmam oldu. Film okulu icin çektiğim bir belgeseldi ama o sene sınıfta kaldığım için veremedim öğretmenime. Bu hikayenin duyulması gerektiğini düşündüm ve YouTube’da paylaştım. Geçen sene üç farklı film festivalinde nomine oldu. 

9. Türkiye’den ve Türk dünyasından aldığınız tepkiler/destekler var mı?

En çok Türk dünyasından ve Türkiye’den destek aldım. Diğer ülkelerden de takip eden oldu ama projemi büyük Türk sayfaları/kişiler tarafından paylaşınca, en çok Türk kitlesine ulaşmış oldum.

10. Uygurların sesini duyurmak için sizce başka neler yapılabilir?

Bunu birkaç kez söyledim ve bir daha üzülerek söyleyeceğim: aynı projeleri yapmaktan vazgeçmek lazım. Hep aynı formatta haberler paylaşılıyor, büyük sayfalar hep aynı şekilde imza topluyorlar, insanlar hep aynı şeyleri yapmaktan ve sonra da sonuç almamaktan açıkçası bıktıklarını düşünüyorum. Aynı tarz haberleri okumaktan maalesef bu konuda hassasiyetlerini kaybettiler. Ben mesela bu farkındalık kampanyası yerine başka bir belgesel daha çekebilirdim ama eminim bu bu kadar ilgi almazdı. İnsanların anlamaları için çok vaktini almayan, kendilerinin de bir parçası oldukları ve bu zulüm hepimizi de ilgilendirdiği fikirlerle herkesi uyandırmak gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar yeterince aynı şeyleri gördüler, farklı ve görülmeyen bir şekilde yaklaşmak lazım. 

11. Son olarak kısa filminizdeki soruyu size yöneltmek istiyorum; Doğu Türkistan için ümidiniz var mı?

Ümit etmemek bir seçenek değildir. Ümit etmek yapabileceğimiz tek şey.


Semir Yapıcı