Dosya Haber
Giriş Tarihi : 28-07-2020 18:17   Güncelleme : 16-02-2021 17:16

DOSYA | Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor?

İslamcıların gündeminde epeydir bir mesele var: “Gençler ateist/deist oluyorlar, kıyamet kopacak!” Şahsen, bu mevzuda epey yazıp çizdim, özetle tutumum bellidir: Gençlerin dinli yahut dinsiz olması tek başına bir mesele değil

DOSYA | Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor?

İslamcıların gündeminde epeydir bir mesele var: “Gençler ateist/deist oluyorlar, kıyamet kopacak!” Şahsen, bu mevzuda epey yazıp çizdim, özetle tutumum bellidir: Gençlerin dinli yahut dinsiz olması tek başına bir mesele değil. Sorun, inançsız bir gençliğin gelmesinde: Yüce değerlere inanç azalıyor. Çünkü vatan, bayrak, millet, devlet gibi büyük fikirler, ülkü, ahlak gibi yüce değerler siyasette kuruş gibi harcanıyor. Asıl inançsızlık tehlikesi bu, yoksa Müslüman olup olmamak olumlu ya da olumsuz bir mesele değil. Yine de gençlerin dinden uzaklaştığı birçok çalışmanın gösterdiği bir hakikat ve bir Türk milliyetçisi, milletin geleceğini, sosyolojisini belirleyecek böyle bir fenomeni anlamaya çalışmak zorundadır. Bu maksatla, sosyal medyadan bir çağrı yaparak dini inancını bırakan 18-30 yaş arası gençlerin hikayelerini bana anlatmalarını istedim. Yazıyı yazmaya başladığımda 60’ın üzerinde hikaye gelmişti, hala gelmeye devam ediyor. Mesaj atanların çoğuna sorular sordum ve anlamaya çalıştım. Evet, bu çalışma bilimsel standartları karşılamıyor ve benim takipçi kitlemle sınırlıdır. Ancak her şeye rağmen işaretler barındırdığını düşünüyorum, o yüzden hikayelerdeki örüntüleri tespit etmeye çalıştım. Dinden uzaklaşanlar en temelde ikiye ayrılıyor diyebiliriz: Reaktifler ve aktifler. Aslında ikinci grupta da reaksiyon emareleri var ama neden dinden çıktıklarını kendi dillerinden anlatırken tepki verdikleri bir olayı, durumu vs. belirgin bir şekilde anmadılar. Bunun çeşitli sebepleri olabilir, hatta kendileri de reaksiyon verdiklerinin farkında olmayabilirler. Yine de örneklem en başta bu cihetten ikiye ayrılıyor.

Reaktiflerin reaksiyon sebepleri arasında en sık rastlanan, “Kuran kursu tepkisi”. Aile zoruyla yahut aile zorlayıcı olmasa bile dindar gelenekler uyarınca Kuran kursuna gönderdikten sonra kurstaki hocanın zorlayıcılığı altında dini eğitim gören çocuklar, tepki olarak dinden uzaklaşıyorlar. Bir diğer reaksiyon kaynağı, “badem bıyıklı öğretmen”. Çoğunda bu tipleme din kültürü öğretmeni. Kadın düşmanı, millet düşmanı yahut akıldışı fikirler beyan eden, despotluk edip öğrencinin gözünde sevimsiz kodlanan muhafazakar öğretmen tipi, dinden uzaklaşmayla devam eden reaksiyonun fitilini ateşliyor. Yaygın motifler arasında üçüncü sırada ilginç bir hikaye var: Ebeveyn kaybı. Ebeveyni ölen çocuk, ya “haksızlığa uğradım, benim suçum neydi” sorusuyla Allah ve kader fikrine kızmaya başlıyor ya da ölüm fikriyle erken tanıştığı için dini meseleleri kurcalıyor. Genel olarak “AKP ve icraatlarına tepki” katılımcıların hemen hepsinde olduğundan sıralamaya koymadım. Aktif dediğimiz kitlede ise dinden çıkma hikayesinin başlangıcında ilk olarak ergenlik buhranları var. Çok belirgin bir reaksiyon yoksa da ergenlik döneminde tabii olduğu üzere kendini ve çevresini sorgulamaya başlayan çocuklar, çoğu zaman dinin cevaplarından tatmin olmayarak uzaklaşıyorlar.

Merak ikinci sırada gelen amil. Bir ateistle karşılaşma, dini metinleri merak edip okuma, sorgulamanın sonucunda dinden çıkmaya götürüyor. Badem bıyıklı hoca motifinin eşdeğeri, bu kitlede üçüncü sırada olan “muhafazakar diskurun yalanını yakalamak”. İlkokuldan başlayarak ders kitaplarında, medyada yahut siyasette karşılaştıkları dinci söylemin bir yalanıyla, öğrendikleri bir hakikatin çeliştiğini gördüklerinde sorgulamaları tetikleniyor ve dinden çıkıyorlar.

Bu iki kitleyi karşılaştıracak olursak, reaktifler daha çok üniversite çağlarında (baskı ortadan kalktığı, çevre değiştiği, maddi bağımsızlık kazanıldığı vb anda) dinden çıkarken, aktifler çok daha önceden bu konudaki fikirlerini aşağı yukarı netleştirmiş oluyorlar. 13-14 yaş arası, iki kitlede de ilk sorgulamanın başladığı yaş olarak öne çıkıyor. Kadınlar arasında sık tekrar eden bir örüntü, beklendiği gibi kadın düşmanı olarak görülen ayet ve ritüeller. Aktif kitlenin ilgi çekici bir diğer özelliği, dinden uzaklaşmadan önce dine yakınlaşmanın çok yaygın olması. Genellikle “Kuran Müslümanlığı”, “bilimsel Müslümanlık” gibi kavramlara yöneliyor, suçun dinde olmadığını, anlatılanlarda olduğunu düşünüyorlar. Ancak daha sonra bu fikirleri de ortadan kayboluyor. Reaktifler ise daha dindar ailelerden geldiklerinden böyle bir meyli pek göstermiyorlar.

Ailelerin tutumu meselesinde ise çok ilginç hikayeler var. Birçok örnekte, çocuğun dinden çıkması, anne-baba ve yakın çevrenin dinden uzaklaşması yahut dinsizliğe/başka dinlere daha hoşgörülü bakmaya başlamasıyla sonuçlanıyor. Ancak bu, ailesiyle iletişimi güçlü ve sağlıklı çocuklarda geçerli. Diğerleri, ekseriyetle ilk planda aileleriyle kavga ederek dinden çıktıkları için ailelerine genelde bu konuyu açmıyorlar. Açan azınlık ise çok sert bir tepkiyle karşılaştıklarını söylüyor. Aile meselesindeki ilginç başka bir husus, büyük kardeşlerden birinin dinden çıkmasının çoğu zaman küçük kardeşi de peşinden sürüklemesini içeriyor. Yine, ailelerin verdiği tepkiler incelendiğinde, annelerin babalardan daha muhafazakar ve ters tepkiler verdiği görülüyor. Bunda annelerin yaş grubunda -maalesef- kadın eğitim seviyesinin düşük olması da etkilidir. Ancak anne-babalarının yaşı ve eğitimi sorulan katılımcıların cevaplarına bakınca, müsamahalı tavrın eğitimden çok yaşla ilişkili olduğu görülüyor. Daha genç ebeveyn, hemen her zaman daha müsamahalı oluyor. Ailesiyle dinden çıktığını paylaşmayan katılımcıların baskın çoğunluğu, bunu korktuğundan, tepkiden çekindiğinden değil, “üzmek istemediği” için yapmadığını söylüyor. Cuma ve bayram namazlarına gidip ailesinin gönlünü edenlerin sayısı hayli fazla.

Katılımcıların neredeyse tamamı Türk milliyetçisi ancak bu bir ilişkiyi ispatlamıyor, zira ben Türk milliyetçisi olduğum için, takipçilerimin Türk milliyetçisi olması normaldir. Türk milliyetçisi olduğunu belirtenlerin yaklaşık yarısı, Atsız’dan bahsediyorlar. Ancak ilginç olan, Atsız’ın doğrudan dinden çıkmalarına etkili olmaması. Atsız bir atlama taşı vazifesi görüyor, din-dışı bir zeminde milliyetçiliğin mümkün olduğunu görüp, “Atsız’dan sonra” okuduklarından asıl olarak besleniyorlar.

Katılımcıların hemen hepsi, mitoloji ve dinler tarihi konusuna meraklı ve bu alanda epey okuyorlar. Gelen cevaplar, bu küçük kitlenin dinden çıkış bağlamında bir kanaat önderinin, ortak mecrasının, rehberinin olmadığını gösteriyor. En çok tekrar edilen Evrim Ağacı bile 5 tekrarda kalıyor, hemen hepsinin “takip edilen mecra/kanaat önderi” temalı soruya başka bir cevabı var. Burada eklemekte kararsız kaldığım bir husus vardı ki, yazının sonunda ekleme kararı aldım. Kararsız kalmamın sebebi, meseleye benim dahil olmamdı.

Katılımcıların yaklaşık yarısı, benim yazılarım sayesinde “rahatladıkları”nı ifade ettiler. Yani dinden çıkışlarına benim yazılarım pek etki etmemiş ancak “kendi imkanlarıyla” dinden çıktıktan sonra, dinci söylemin tarafgirliğiyle iç içe geçmemiş bir “milliyetçi söylem” aramışlar. Burada ben önemli değilim, ama bu küçük örneklemdeki arayış genele teşmil edilebilirse, gelecek nesillerde dinsizlik gerçekten artıyorsa, “milliyetçi kalmak” isteyen bu kesime yönelik içeriğin artması gerekecektir. Bu yapılmadığı takdirde, İslamofaşist iktidarın Türk-İslamcı motifleri uhdesine almasıyla artan milliyetçilik tiksintisiyle din alerjisi birleşerek, milliyetçi olan ve olmak isteyen gençleri bunaltacak, çoğunu bu görüşten uzaklaştıracaktır.

Bulgulardan yola çıkarsak diyebiliriz ki, İslamofaşist iktidar devam ettikçe, sosyal medya ve çevrede ateistik-din dışı ifadeler yaygınlaştıkça, normalleştikçe; bir pozitif geri besleme reaksiyonuyla dinden uzaklaşan gençlerin sayısı artacaktır. Türk milliyetçiliğinin mesele etmesi gereken, reaksiyonların dinle ilişkisiyle hiç ilgilenmeden, bu tepkinin “yüce değer ve ülkülere inanç”ı da baltalamasını engellemektir. İkinci olarak, yukarıdaki paragrafta zikrolunduğu gibi, bu gençlerin kendilerinden ödün vermeden, dışlanmadan, saygın ve özgür bir şekilde Türk milliyetçisi olabilecekleri bir zemin yaratmaktır.


M. Bahadırhan Dinçaslan