Portreler
Giriş Tarihi : 08-08-2020 16:46   Güncelleme : 22-10-2020 16:29

Elbruz’un Sesi: Semenlanı İsmail

1891’de Uçkulan’da doğan Semenlanı İsmail, küçük yaştan itibaren Karaçay geleneğine uygun şiirler yazmaya başladı

Elbruz’un Sesi: Semenlanı İsmail

1891’de Uçkulan’da doğan Semenlanı İsmail, küçük yaştan itibaren Karaçay geleneğine uygun şiirler yazmaya başladı. Sovyet rejiminin tesisinden sonra, halkbilim çalışanların dikkatini çekti. 1939’da Ermenistan’da düzenlenen bir yarışmada Sovyetlerin birçok bölgesinden gelen halk ozanlarını geride bırakarak birinci olmasıyla şöhretini arttırdı.

Karaçay araştırmacısı Prof. Dr. Ufuk Tavkul’un ifadesiyle ilhamını “Kuban nehrinden alan” Semenlanı İsmail, Sovyetlerin zulüm ve sürgün yıllarında Karaçayların sesi oldu. Yazdığı şiirler halk türkülerine dönüştü, dilden dile yayıldı. Karaçay Türklerinin kutsal dağı Elbruz’a (Mingitav, bengü dağ, ebedi dağ) yazdığı şiir Mingitav, bugün Karaçay Türkleri için kutsal bir metin, milli marş gibidir.

Halkıyla birlikte sürgüne giden ve Stalin’in, Sovyetlerin aşağılık rejimine hep direnen Semenlanı İsmail, 1981’de, maalesef Sovyet rejiminin çöküşünü göremeden vefat etti. “Eki caşı bardı Tav biyni / Apendi bla kamunis / Bir-birine etdi alanı / Stalin degen İblis” (Dağ beyinin iki çocuğu vardı / Hoca ile komünist / Onları birbirine düşürdü / Stalin denen iblis) gibi ifadelerle devrinin en korkunç diktatörü Stalin’den korkmadan Kafkasya’nın gür sesi olan Semenlanı İsmail, Karabıyık lakabı taktığı Stalin’in yanında komünizmi ve halkına önderlik edemeyen mollaları da eleştirmiştir. Sağlığında Sovyet rejimi tarafından eser basması engellenen, derlemelerden adı çıkartılan Semenlanı İsmail, bugün hem Karaçayların hem bütün Turancıların zihninde Mingitav’ın çığından, Kuban’ın selinden ses alan bir ozan olarak yaşıyor.