Portreler
Giriş Tarihi : 25-09-2020 18:25   Güncelleme : 25-09-2020 18:25

Gök Bayrağın Türk Sesi: Küreş Küsen

"Kök bayraqni wetenge asmay turup méni öldi démengler hey ademler"

Gök Bayrağın Türk Sesi: Küreş Küsen

Vatanı Doğu Türkistan'ın özgürlüğüne kavuşması için sayısız şarkı ve şiir yazan ünlü Uygur sanatçı Küreş Küsen, 1959’da Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de dünyaya gelmiştir. Uygurların işgalci Çin’in asimilasyon ve entegrasyon politikalarına karşı korumak için mücadele ettiği Türk dili ve kültürünü yaşatan birçok eser yaratmıştır. Memleketinden çok uzakta olan Küreş, Uygur halkının Çin’e karşı "Arazinizi satmayın! Sultan Küreş’in sesi o kadar güçlü ki, Taklamakan Çölü'nün bir ucundan diğer ucuna yankılandığını duyabiliyorsunuz” motivasyonunu yaratmıştır.

Çiftçi bir ailenin oğlu olup Urumçi'deki Sahne Sanatları Akademisi'nde Uygur halk müziği eğitimi alan Küreş Küsen, 1980'li yıllarda ülkesi Doğu Türkistan’da müzik öğretmenliği yapmıştır. 1987'de bir müzik topluluğu kurmaya çalışan Küsen, sonraki beş yıl içinde binden fazla konser vermiştir. Beş milyondan fazla insanın katıldığı konserlerinde Küreş, Çin'in dört bir yanından ve Doğu Türkistan’dan 11 farklı ödül almış, kasetleri 'Hesret' (Affliction) ve "Échinish" (Üzüntü) müzik piyasasında en çok satılan kasetler arasına girmiştir. 1988'de mezun olduktan sonra ise beş yılını, kendi deyimiyle Doğu Türkistan'ın uzunluğunu ve genişliğini gezerek ve uzun boyunlu bir lavta olan dutar çalarak geçirmiştir.

Küreş, 1993 yılında ise Çin'in işgal altında tuttuğu Türk topraklarındaki yüzü olan 'Sincan Özerk Bölgeler Partisi' tarafından bu şekilde müzik yapmaya devam ederse tutuklanacağı konusunda uyarılar almaya başlamıştır.  Sonrasında işgalciler, Sultan Küreş'i ‘siyasi bir ajitatör’ olduğu gerekçesiyle susturmaya çalışmıştır. Küreş’in ekipmanlarına el konulmuş, müziği yasaklanmış ve sürekli gözetim altına alınmıştır. 1996 yılında yayınladığı 'Erkek Su' adlı sanat eseri yetkililerle başını belaya sokmuş ve Türkiye'ye gitmek zorunda kalmıştır.

Türkiye'de dört albüm yayımlayan Küreş, 1996'da eserlerini tanıtmak için Türkistan'a gitmiştir. Türkistan'da bir grup arkadaşıyla Meshrep Etkinliği’ni düzenleyen Küsen'in bu adımı Çin hükumetini endişelendirmiş ve korkutmuştur. Yaptığı etkinlik büyük yankı uyandırınca Çin, diplomatik baskı uygulamaya başlamış ve 1998'e gelindiğinde Kırgızistan topraklarında KGB tarafından tutuklanmıştır. Aylarca hakkında hiçbir açıklama yapılmayan Küreş, 9 ay sonra aniden serbest bırakılmış ve Kırgızistan'ı terk etmesi için 20 gün verilmiştir. Dokuz ay hapiste kalıp türlü işkencelere maruz kalan Küreş, 1999'da İsveç'e gelerek BM'ye mültecilik talebinde bulunmuştur.

Küreş; eşi, oğlu ve annesiyle birlikte yaşadığı Eskilstuna'da, bir yandan İsveç halk müziği camiası ile bağlarını geliştirirken öte yandan ülkede yaşayan diğer Uygur muhaliflerle de hep yakın temas halinde olmuştur. Mayıs ayında, İsveç hükumeti tarafından maaşlı olarak "ulusal besteci" olarak atanan Küreş, siyasi hayatında da Dünya Uygur Gençlik Kongresi başkan yardımcılığı ve başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Hayatının ilerleyen yıllarında Dünya Uygur Kongresi Baş Denetçisi de seçilmiştir. Avrupa çapında ondan fazla müzik festivaline katılan sanatçı, 2002'de çıkardığı 'Uygur halk şarkısı' ve 2004'te çıkardığı 'Tunes of Kuchar' ve 'Wake Up Turkistan 5' (Songs for Freedom) albümleri ile dünya çapında bir tanınırlığa erişmiştir.

Doğu Türkistan'da birçok şarkısı yasaklanan ve yurdunu terk etmek zorunda kalan Küreş Küsen, hürriyet mücadelesini son nefesine dek sürdürmüştür. Türk'ün büyük sesi 1 Kasım 2006 tarihinde İsveç'te hayata veda etmiştir, maalesef vatanına gömülememiştir. Küreş'in mirası ise onun kaleminden dökülen şu mısralarla gönüllere işlenmiş Doğu Türkistan bağımsızlık mücadelesidir:

"Kök bayrakni vetenge asmay turup,
Düşmenlerni tamami atmay turup,
Azatlignin tangliri atmay turup,
Meni öldi dimeng hey ademler,
Men ölmidüm, ölmeymen yak ölmeymen.
"