Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 09-06-2021 13:51   Güncelleme : 09-06-2021 13:51

Günaz TV'nin Kurucusu Ahmad Obalı: Güney Azerbaycan Özgürlüğünü Kazanınca Tüm Türk Cumhuriyetleri Daha da Güçlenecek

Günaz TV'nin sahibi Ahmad Obalı, Independent Türkçe'den Mayis Alizade'ye mühim açıklamalarda bulundu.

Günaz TV'nin Kurucusu Ahmad Obalı: Güney Azerbaycan Özgürlüğünü Kazanınca Tüm Türk Cumhuriyetleri Daha da Güçlenecek

İran İslam devrimi sonrasında tutuklanan ve daha sonra bir süre abisiyle birlikte dağlarda yaşadığını belirten Ahmad Obalı, 1982'de önce Türkiye'ye, akabinde İtalya ve son olarak ABD'ye giderek Chicago şehrine yerleşmiş. 1997 yılında Dünya Azerbaycanlıları Kongresi'nin kuruluşunda yer alan Obalı, 1999'da Kongre'nin uluslararası sorumlusu olmuş. O yıllardan itibaren aktivist faaliyetlere giriştiğini ve 2005 yılında Günaz TV'nin yayın hayatına başladığını belirten Ahmad Obalı, Günaz TV'nin Güney Azerbaycan'da 13,15 milyon seyirciye sahip olduğunu ve günde 1,5 milyon seyirci tarafından takip edildiğini kaydediyor.

Bu faaliyetlerini neden yurtdışından yürüttüğü sorusuna yanıt veren Obalı, "Ben bu faaliyetlerimi sadece yurtdışında yürütebiliyorum. Gerek şah ve gerekse molla rejimi döneminde İran devletinin temelleri 'Fars şovenizmi' üzerine kurulmuştur. 1979'dan sonra mollalar bu politikaya 'din' kavramını da eklemelerine rağmen bu işin özü 'Farsçlık' anlamını taşımaktadır. Fars olmayanların kendi milli konularını gündeme getirmeleri yasak olup bu konuları konuşanları hapse atıyorlar. Televizyon kanalı ise İran'da tamamen imkansız bir konu olup kendi ana dilinde en basit hakları isteyenlerin tutuklandığı bir ortamda bizim bu işlerle uğraşmamız imkansızdı. Bundan dolayı faaliyetlerimizi yurtdışında gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Çabalarının neyi amaçladığını anlatan Obalı, "İran çok milletli bir ülke olup orada yaşayan Farslar, Azerbaycanlılar, Araplar, Beluçlar, Türkmenler, Lor-Bahtıyariler bir dizi diğer milletin kesin sayıları belli olmamakla birlikte Azerbaycanlıların sayısının, toplam nüfusun yüzde 35-37'sini teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Fasların da aynı sayıda nüfusa sahip olduğunu(belki yüzde 1-2 fark olabilir) söylememiz gerekir. Arkasından öbür milletler gelmektedir. Yani İran'da kesin bir nüfus üstünlüğü bulunmamaktadır. Televizyon kanalında bakışlar farklı olabilir, milli konular tartışılır; fakat televizyon üzerinden belirli düşünceleri halka tamamen empoze etme durumu bulunmamaktadır" şeklinde konuştu.

Mücadelelerin nihai hedeflerini açıklayan Ahmad Obalı, "Biz başımız dik olarak haklarımızı istiyoruz, bağımsız olmak ve ardından Bütün Azerbaycan idealimizi gerçekleştirmek uğruna mücadele ediyoruz. Televizyonda biz İran'daki tüm milletlerin haklarının savunulması kaydıyla farklı görüşlere de yer veriyoruz, örneğin konfederasyon konusunu tartışıyoruz. Bizim haklarımızın yüzde 50'sinden fazlasının verilmesine de ılımlı yaklaştığımız gibi öbür milletlerin de haklarının verilmesini istiyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kendi topraklarını işgalden kurtarmasından sonra Güney Azerbaycan'da 'Bütünlük' kavramına doğru çok derin bir yolun altyapısı döşenmektedir. Bunun güçlendirilmesi gerekir. Ben bu kanalı milletimizin maariflenmesi ve ulusal bilinç düzeyinin yükselmesi için kurdum. Millet, bilinç kazanması durumunda kendi doğru yolunu bulacaktır. Biz bu yolda ilerliyoruz" dedi.

Güney Azerbaycan diasporasının durumunu "Son yüzyılda İran'da hem başımızdan basıldığı için biz hep aşağılık kompleksi içinde yaşamışızdır. Hala 'Biz Azerbaycanlı mıyız yoksa İranlı mıyız?' sorusunun ikileminden kurtulamayan birçok insanımız vardır. Hiçbir zaman birlikte çalışmamıza fırsat tanınmadığı için dogmatik bakışlar, egolar mevcuttur. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda yurtdışındaki Azerbaycanlıların daha sıkı birlik halinde çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Elbette ki, çalışmaları yeterli değildir, örgütlerimizin daha güçlü olması gerekir. Sözde değil de emelde örgütler olmalıdır. Tahran rejiminin bize karşı uyguladığı baskıları hesaba kattığımızda şimdiye kadarki çalışmalarımızı kısmen de olsa başarılı bulduğumu söyleyebilirim" değerlendiren Ahmad Obalı, "Körfez ülkeleriyle işbirliğimize gelince, şimdiye kadar ilişkiler kuramadığımızı ve herhangi bir yardım almadığımızı ifade etmem gerekir. O ülkelerin de bizim faaliyetlerimizi izlediklerinden ve değerlendirmeler yaptıklarından eminim" dedi.

Türkiye'de Güney Azerbaycan'a Yönelik Farkındalık

Güney Azerbaycan'ın istiklal davasına bakışın Türkiye'de yaşadığı değişimi anlatan "Türkiye'de Güney Azerbaycan sorununa bakış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 10 Aralık 2020'de Bakü'de okuduğu şiire gelince şunları ifade etmek isterdim: Gerek Azerbaycan'ın Karabağ'daki zaferi, gerek Türkiye'nin son yıllarda giderek güçlenmesi ve gerekse İran'ın giderek daha derin ekonomik bataklığa sürüklenmesi, kaldıramadığı yüklerin altına girmesinden dolayı Güney Azerbaycan'daki Milli harekat da güçlendi. Türkiye Cumhurbaşkanı o şiiri tam yerinde okudu ve etkisinin de ne kadar güçlü olduğunu hepimiz gördük. Tahran rejiminin senelerden beri işgalci Ermenistan'ı desteklediğini ve işgal altındaki Karabağ'a ve oradan da Ermenistan'a silah sevk ettiğini biliyorduk. 27 Eylül'de Azerbaycan operasyonları başlayınca biz bunun durdurulmasını talep ettik fakat olmayınca milletimizi 1 Ekim'de Güney Azerbaycan'ın tüm kentlerinde eylem yapmaya davet ettik. Tebriz, Erdebil ve diğer kentlerimizde eylemler oldu, Tebriz'de vatandaşlarımız iki kez sokaklara çıktılar. Aras Nehri kıyısına milletimiz sonradan akın etmeye başladı ve biz bunu teşvik ettik. Bunun ardından dört üst düzey görevli molla Azerbaycan'ı desteklediğini açıklamak zorunda kaldı. Şimdi de molla rejimi Türkiye'yle ilişkileri geliştirmenin yollarını aramaktadır.

Sayın Erdoğan'ın Bakü'de okuduğu şiirin Azerbaycan'ın güçlenmesi, Türkiye'nın güçlenmesi, toprakların kurtarılması çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İşte tüm bunları hesaba kattığımızda Türkiye Cumhurbaşkanının okuduğu şiirin Güney Azerbaycan'daki milli düşünceye ek bir güç kattığını söylemem gerekir. Biz artık kendimizi yalnız hissetmiyoruz, arkamızda Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi makamlarının manevi desteğini her gün hissediyoruz. Biz eninde sonunda özgürlüğümüzü kazanacağız, biz özgürlüğümüzü kazanır kazanmaz Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, diğer Türk Cumhuriyetleri daha da güçlenecektir. İşte bundan dolayı biz özgürlüğümüzü daha yakın bir zamanda kazanmak istiyoruz. Türkiye'nin bize vereceği destek, kendisinin de daha çok güçlenmesine vesile olacaktır" ifadelerini kullandı.

Kuzey Azerbaycan'ın Güney Azerbaycan'a Yönelik Tavrı

Obalı, "Günaz TV'nin çalışmalarının Azerbaycan devletinin de siyasetçilerinin de yakın ilgi alanında olduğuna inanıyorum. Bizim kişisel olarak Azerbaycan Cumhuriyeti'nden beklentilerimiz bulunmamaktadır. Ancak Güney Azerbaycan sorununa ilişkin Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin özel politikalarının olmasını dilemekteyiz. Bize gösterilen ilgi aynı zamanda Azerbaycan Cumhuriyeti'nin güçlenmesi demek olup bunu arzu etmekteyiz. İlginin artması Aras'ın her iki kıyısındaki kardeşlerin yararınadır. Maddi olarak hiçbir beklentimiz bulunmamaktadır, birlikte güç kazanalım istiyoruz" dedi.

Molla Rejimi'nin Baskısı Altındaki Güney Azerbaycan'a Mesaj

Güney Azerbaycan'da, İran'ın Fars faşizmi altında nefes almaya çalışan soydaşlarının durumunu anlatan Obalı "Güney Azerbaycanlılar geleceğin bizim olduğunu görüyorlar, onun için tutuklanmaktan asla korkmuyorlar. Milletimiz hep verdiği mücadelenin yurtdışında da yansımasını istemiştir. Halihazırda mücadelenin sesinin yurtdışında nasıl yankılar verdiğini onlar da her gün, her saat görüyorlar. Dünya medyasının, araştırma kurumlarının, politikacılarının Güney Azerbaycan konusuna daha fazla mesai harcamaya başladıklarını görmekteyiz. Bu ilgi daha da artacaktır. Nihai hedeflerimizin bir kısmına uzun zaman geçmeden çok yaklaşacağımızdan eminim. Yurtdışındaki örgütlerimiz arasında istişarelerin güçlenmesi bizi sevindirmektedir.

Ana hedefimiz nihai özgürlüğümdüzdür, bu ülkü ve mefkure etrafında güç birliği yaratmaya çalışıyoruz. 35 milyonluk bir kitleden söz ediyoruz, ana hedefe gidilen yolda farklı taktikler öneren örgütler, kuşkusuz ki, olacaktır ve bunu normal karşılamak gerekir. Yeni Koordinasyon Merkezi kurulması ihtiyacı elzem hale gelmiştir" şeklinde konuştu.

İran'daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

İran'da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında konuşan Obalı, "Bu yıl İran devleti demokrasiye inanmadığını resmen açıkladı. 591 başvuru üzerinden sadece 7 kişiye adaylık izni verilmesi, rejimin en büyük hizmetkarlarına bile adaylık izni tanınmaması durumla ilgili fazla konuşmaya da yer koymuyor. 'Oy kullanılmazsa bile devletin meşruluğu ortadan kalkmıyor' şeklindeki resmi açıklamaların yapıldığı bir ortamda hangi seçim söz konusu olabilir? Rejim açık şekilde Reisi'yi devlet başkanı yapmak istiyor. Oysa bu adam 1987-1989 yılları arasında hapishanelerdeki 15 bin insanın toplu halde katledilmesi kararını almış heyetin üç üyesinden biri olup kendisine 'Katiller heyeti üyesi' lakabı takılmıştır. Tüm diktatöryel rejimler sonları geldiğinde bugünkü Tahran rejimi gibi davranıyorlar" dedi.