Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 12-05-2021 21:15   Güncelleme : 12-05-2021 21:17

Kırım Kan Ağlıyor! Son 3 Yılda 4 Bin 950 İnsan Hakları İhlali

77 Yıldır Kırım'a uygulanan baskı ve eziyet azalmadan devam ediyor.

Kırım Kan Ağlıyor! Son 3 Yılda 4 Bin 950 İnsan Hakları İhlali

Kırım Tatarlarına zulmetmeyi kendine misyon edinmiş Moskova, yönetim biçimi değişse de amacının değişmediğini bir kez daha kanıtladı. Rus işgali altında bulunan Kırım’da 2017-2020 yılları arasında 4 bin 950 temel insan hakları ihlali kaydedildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, 11 Mayıs günü, “2020 itibarıyla işgal altındaki Kırım’daki durumun analizi” adlı araştırmayı sundu. Merkezin uzmanları söz konusu belgede, işgal yıllarında yarımadadaki suçların ana eğilimleri, dinamikleri ve sayılarını ortaya koydu.

İhlallerin Yüzde 40'ı Adil Yargılanmayla İlgili

Üç yıl boyunca kaydedilen ihlallerin yüzde 40’ının adil yargılanma hakkıyla ilgili, yüzde 15’i tutuklamalar ve yüzde 15’i sorgulamalarla, yüzde 13’ü tutuklamalarla ilgili olduğuifade edilirken, yüzde 7’sinin ulaşılabilir en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardı hakkının ihlali olduğu, yüzde 5’inin ise arama ve yasa dışı sevkiyat ile ilgili olduğu aktarıldı.

Yasa Dışı Sevkiyat 11,6 Kat Arttı

Kırım Tatar Milli Meclisi Hukuk İşleri ve Dışişleri Daire Başkanı ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev, Kırım’da toplam gözaltı sayısının son üç yılda 2,8 kat arttığını, adil yargılanma hakkının 4,1 kat ve yasa dışı sevkiyat sayısı ise 11,6 kat arttı. Bariyev, Rus işgali altındaki Kırım’da yapılan yasa dışı aramaların sayısının 2017 yılına göre 4,7 kat arttığını, son üç yılda 15’i Kırım Tatar halkının temsilcisi olmak üzere 21 zorla kaybetme vakası kaydedildi.

Bütün bu haksızlıklara, baskılara, katliamlara karşın bitmeyen ve topraklarını terk etmeyen Kırım Tatarları için  Cengiz Dağcı'nın kaleme aldığı yazıyı bir kez daha hatırlıyoruz:

"yeniden yeşereceği, gövdesinden taze filizlerin fışkıracağı sona erdi sanılan bir ağaç değil mi Kırımlılar? Ulusça bağımsızlıklarını yitirdikleri günden başlayarak, ağacın dalı budağı kesilmediği bir evre geçmedi. Yine de taze filizler fışkırdı gövdesinden. Filizler kalınlaşıp dal budak olmasına zaman kalmadan, tekrar kesildiler. Gövde yeniden filizlendi. Sonunda kökünden kesilip uzak, ıssız ve kısır bir toprağa atıldı. Orada da yeni filizler fışkırdı gövdeden; filizler dal oldu; dallar uzadı, uzadı, uzadı... Ağacın bin yıl önce dikildiği toprağa ulaştılar"