Haberler
Giriş Tarihi : 20-12-2020 09:38   Güncelleme : 20-12-2020 09:38

Kur'an'ın Türkçe Okutulmasına Sinirlenen Bardakçı'dan İBB'ye Tepki

Gazeteci Bardakçı, İBB'nin düzenlediği Şeb-i Arus Törenine tepki gösterdiği köşe yazısında CHP'ye ve Belediye'ye sert sözlerle yüklendi.

Kur'an'ın Türkçe Okutulmasına Sinirlenen Bardakçı'dan İBB'ye Tepki

16 Nisan öncesinde kaleme aldığı Başkanlık Sistemi'nin 'tek adam rejimi' olduğunu kabul eden fakat 'genlerimizde var', diyerek kapalı bir destek sunduğu yönünde eleştirilerle karşılaşan gazeteci Murat Bardakçı, bir kez daha tartışmalara neden olan bir köşe yazısının altına imzasını attı.

Habertürk'teki köşesinde İBB'nin düzenlediği Şeb-i Arus törenini ele alan Bardakçı, yazısında önce geleneğe riayet edilmediğini şu satırlarla açıkladı:

"Büyükşehir Belediyesi’nin düzenleyip “Evrensel Mevlânâ Âşıkları Vakfı-EMAV” isimli gruba yaptırttığı ve sadece ismi “Mevlevî mukabelesi” olan programda, Mevlevîliğin yediyüz küsur senelik bütün kuralları yerle bir edilmişti!

Mevlevî mukabeleleri ney taksimi ile başlar, sonra Farsça bir “naat” ve bunu güftesi Farsça olan âyin takip eder, bu sırada semâ edilir, semâda sadece erkekler vardır; âyin tamamlanınca Kur’an, ardından da geleneksel “gülbang” okunur ve mukabele bir dua ile sona erer.

Büyükşehir Belediyesi’nin önceki gün düzenlediği mukabelede işte bütün bu kurallar yerle bir edilmişti! Naat ve âyin Türkçeleştirilmiş, Mevlânâ’nın naatı ve Hüseyin Fahreddin Dede’nin güzelim Acemaşiran Âyini tuhaf bir şekle büründürülmüştü, semâzenlerin ve “mutrıb” denen müzisyenlerin arasında kadınlar da vardı, yani meydanda kadın-erkek beraberdi ve üstüne üstlük Kur’an da Türkçe okundu!

Besmele çekmeyi, “Allahuekber” yahut “Lâ ilâhe illâllah” demeyi zül addedenler bu ibârelerin Türkçesini tercih ettiler; “Sadakallahulazîm”i de “Azîm olan Allah ne güzel, ne doğru söyledi” gibisinden bir garabete çevirdiler.

Kendilerine “Mevlânâ Âşıkları” diyen grubun Mevlevî âyinlerini senelerdir böyle komik ve güdük hâle getirdiği zaten bilindiği için resmî müesseseler bunları ciddiye alıp imkân sağlamıyordu. Ama bu imkânı İstanbul Büyükşehir Belediyesi verdi ve ortaya şimdiye kadar eşi-örneği görülmemiş bir tuhaflık, “mukabele” adı altında böyle bir rezalet çıktı."

Olası CHP İktidarını Hedef Aldı

Ancak Bardakçı yazısının devamında Şeb-i Arus geleneğinin çiğnenmesini eleştirmekle yetinmedi. Asıl rahatsızlığının Kur'an'ın Türkçe okunması olduğunun altını çizen gazeteci, “YA İKTİDAR OLURLARSA?” başlığı altında CHP'ye sert sözlerle yüklendi.

Olayı, yoktan var edilen bir Cumhuriyet'in temellerinin tamamlandığı ve iptidai bir toplumun modernizmle tanıştığı 1930'lu yıllar mukayesesine taşıyan Bardakçı'nın vatana ihanet içerisinde olanların idam edildiği İstiklal Mahkemeleri'ne atıfta bulunması da dikkat çekti.

İşte Bardakçı'nın yazısının iktidar yanlıları tarafından büyük takdir toplayan yazısının devamı:

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Şeb-i Arus’u “Kur’an’ı Türkçe okutma” gibisinden siyasî bir maskaralık hâline getirmesinin ardında iki ihtimal vardır:

İlki, Belediye’nin ve Belediye Başkanı’nın bağlı olduğu partinin, inkılâpların sıkı şekilde tatbike çalışıldığı 1930’lara dönme hevesidir! Ezanın memleketin her yerinde, Kur’an’ın da seçmece camilerde Türkçe okutulduğu, yani ibadet dilinin Türkçe yapılmasına çalışıldığı günlerin hasreti...

Ama, bu işi, seksen küsur sene önce deneyen CHP “Türkçe ezan” ile “Türkçe Kur’an” zorlamasının sebep olduğu nefretin izlerini hâlâ silememişken CHP’li bir belediyenin Kur’an’ı Türkçe okutma hevesinin partisine nasıl büyük zarar vereceğini ve seçmenin “Bu adamlar şimdiden böyle yapıyorlar, demek ki iktidar oldukları takdirde Kur’an okutmayacaklar” diyeceğini düşünmeden böyle bir işe kalkışabileceği aklıma pek yatmıyor...

Dolayısı ile, ortada ikinci bir ihtimal mevcuttur: Şeb-i arus programının ihale edileceği grubun kimin nesi olduğuna ve neyi nasıl yaptığına bakılmamış, “Haydi gelin, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde şöyle bir dönün” denmiştir ki, bu da halis-muhlis ciddiyetsizliktir, cehalettir ve geleneklere tecavüzdür!

Ama, İstanbul Büyükşehir Belediyesi neticede bir şeb-i arus gecesinin ve Mevlevî âyininin tanınmaz hâle getirilmesine âlet olmuş; Kur’an’ı, naatı, salâtı vesaireyi 90 sene sonra Türkçe okutmuş ve bunu sosyal medyadan övünerek ilân etmiştir!

Bu iş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görevli her kimin marifeti ise, o kişiye şimdi çok ama çok daha önemli bir vazife düşmektedir: İstiklâl Mahkemeleri’ni yeniden kurup ibret-i âlem için şöyle birkaç yüz kişiyi sallandırıvermek!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1930’ların hızlı inkılâp günlerine dönebilmeyi ancak böyle sağlayabilir!"