Portreler
Giriş Tarihi : 23-05-2020 12:32   Güncelleme : 22-10-2020 16:51

Mevlevi Postnişini Bir Türkçü: Veled Çelebi İzbudak

Tam adı Bahaeddin Veled Çelebi İzbudak olan dilbilimci, 1869 yılında Konya’da doğmuştur

Mevlevi Postnişini Bir Türkçü: Veled Çelebi İzbudak

Tam adı Bahaeddin Veled Çelebi İzbudak olan dilbilimci, 1869 yılında Konya’da doğmuştur. Mevlana Celaleddin Rumi’nin 18. kuşaktan torunu olan İzbudak’ın Mevlana’yla kan bağının anne tarafından mı, yoksa baba tarafından mı olduğuna ilişkin muhtelif görüşler vardır.

Medrese eğitimi ile sırasıyla mahalle mektebi ile rüştiyeyi bitirmesinin ardından başladığı Sultan Veled Medresesinde tanışmıştır. İzbudak burada Arapça ve Farsça dersler almış, yoğun şekilde hadis ve tesfir okumaları yapmıştır.  Medreseden sonra Konya Vilayeti Mektub-i Kalemine girmiş, 1 sene sonra da henüz 17 yaşında iken Konya Vilayet Gazetesinin başına getirilmiştir. Bu görevi 3 sene ifa ettikten sonra (1889) İstanbul'a gelmiş ve burada mekteplerde Arapça ve Farsça dersleri vermiştir.

Okumaları vesilesiyle tanıştığı farklı Türk şive ve lehçeleri, onu Osmanlı dışındaki Türkleri araştırmaya ve akabinde de Türkçülüğe sevk etmiştir. İlmi ve politik sahadaki Türkçülüğü doğrudan kendisini bir hürriyet mücadelesinin de içinde bulmasına sebebiyet vermiştir. Abdülhamid'e karşı sert muhalefetin bir parçası olmuş, örgütlenmenin yolunu aramıştır.

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Galatasaray Sultanisinde Farsça, Darülfünunda Arapça dersleri veren Veled Çelebi, baskının hafiflemesiyle harekete geçen Akçuraoğlu Yusuf, Necip Asım gibi büyük Türkçülerle beraber Türk Derneğinin kuruluşunda rol almıştır. İzbudak, ilerleyen yıllarda Türk Yurdu ve müteakiben Türk Ocağına dönüşecek bu yapının içinde kalmaya devam etmiş, hatta Türk Yurdunda da çeşitli yazıları yayımlanmıştır.

Bir süre sonra Konya’ya dönmüş ve burada dergahın postnişinliğini yapmıştır. Başında olduğu vazifede de milletine hizmet için I. Dünya Savaşında gönüllü savaşacak Mücahidan-ı Mevleviye Alayı adlı dervişlerden oluşan bir alayı meydana getirerek Cemal Paşa komutasındaki 4. Ordu’ya katılmıştır. Şam’da geçen 3 yılın ardından Konya’ya, 1919’da da İstanbul’a dönen İzbudak, burada Şura-yı Devlet azası olarak vazifelendirilmiştir.

İzbudak, 1921 yılında Ankara’ya geçerek dönemin diğer büyük Türkçüleri gibi Millicilerin saflarına katılmıştır. Bir süre Ankara Hükumeti tarafından görevlendirildiği Ankara Lisesinde Farsça dersleri vermiş, akabinde de Telif ve Tercüman Encümeni üyeliğine atanarak burada Ziya Gök Alp ile beraber çalışma fırsatı bulmuştur. İkinci dönemden, yani 1924 yılından itibaren TBMM’de bulunan İzbudak, 1943 yılına kadar milletvekili olarak da hizmet etmiştir. Altıncı dönemine kadar Kastamonu mebusu olarak bulunduğu Meclise son döneminde Yozgat mebusu olarak girmiştir. Ayrıca 1925 yılında yeni hükumet tarafından bir kez daha Mevlevi postnişini olarak atandıysa da kısa süre içinde tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla Konya’dan Ankara’ya dönerek çalışmalarını burada sürdürmüştür.

Veled Çelebi, 4 Mayıs 1950’de Ankara’da hayatını kaybetmiştir. Cenazesi, Hacı Bayram Veli Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından büyük ve kalabalık bir törenle Cebeci Asri Mezarlığına defnedilmiştir.

O, henüz medrese eğitimi aldığı dönemde Türk Dili lehçelerine merak sarmış, bu amaçla Ali Şir Nevai’nin Abuşka lügatini (Çağatayca) incelemiştir. İstanbul’a geldikten sonra Yusuf Akçura ve Necib Asım beylerle birlikte Türk Derneğinin çatısı altında faaliyet gösteren Veled Çelebi, Necib Asım Bey ile birlikte Türk Grameri ve Türk Tarihi üzerine araştırmalar yapmıştır. Necib Asım Beyin teşviki ve Ahmet Mithat Efendinin yardımları ile (kütüphanesini kendisine tahsis etmiştir) 12 ciltlik Türk Lügati adlı eseri meydana getirmiştir.

Tercüman-ı Hakikat, İkdam, Mektep ve Resimli Gazete adlı gazete ve dergilerde birçok yazı ve şiiri yayımlanan İzbudak, Türk diline dair önemli çalışmalar gerçekleştirmiştir. İmla ve yazım kuralları, fonetik, morfolojik ve etimolojik alanlarda birçok araştırma yapan ve eser ortaya koyan İzbudak’ın miras bıraktığı başlıca eserlerse şunlardır;

Türk Lügati (12 Cilt), Türk Diline Medhal (1922),
Türkçe’den Türkçe’ye Lügat (1926),
Atalar Sözü (1936),
Oguz Ata, Orhun Abideleri (1937).