Portreler
Giriş Tarihi : 04-11-2020 17:44   Güncelleme : 04-11-2020 17:44

Milletinin Yarasını Sarmaya Ant Eden Lider: Numan Çelebi Cihan

Milletinin Yarasını Sarmaya Ant Eden Lider: Numan Çelebi Cihan

1885 yılında Canköy’ün Sonak köyünde dünyaya gelen Numan Çelebi Cihan, eğitimini Kırım’ın çeşitli bölgelerindeki medreselerde aldı. Küçük yaşlarda fikir dünyasının şekillenmesinde başlıca üç amil rol aldı: Gaspıralı İsmail Bey’in neşrettiği Tercüman gazetesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Payitahtından yarımadaya ulaşan eserler, Türk ve Rus inkılapçılarının etkili nutukları. Çarlık propagandasından zehirlenmeden Gaspıralı’nın da fikirlerinin ışığında Türk milletini bir bütün olduğu gerçeğini keşfeden Çelebi Cihan, 1906 yılında akrabaları Abdülhalim Çelebi ve Ebûbekir Çelebi’nin yardımıyla İstanbul’a gitti.

Mercan İdadisi’nde hukuk ve ilahiyat eğitimi alan Çelebi Cihan’ın öğrencilik yılları, maddi şartlar nedeniyle zorlu geçse de Meşrutiyet’in ilanı ve Jön Türkler’in fikirlerinden faydalanabilme şansı edindiği için yine de çok hareketli geçti. Birçok Türkiye Türkü ile birlikte hareket ettiği gibi Kırım Tatarlarının milli mücadelesinde omuz omuza savaşacağı birçok arkadaşıyla da burada tanıştı. Bu isimlerin başında gelen Cafer Seydahmet ile Kırım’da gözlemlediği inkılapçıların gizli usullerini öğrenmenin de faydasıyla birtakım teşkilatlanma teşebbüslerinde bulundu.

İlk olarak 1908 yılının Aralık’ında Çelebi Cihan’ın başkanlığında aralarında Cafer Seydahmet, Alim Seyt Cemil, Abdülhakim Hilmi ve Abdürrahim Sükuti gibi isimlerin de iştirakiyle Kırım Talebe Cemiyeti kurulduysa da bu başarısız bir teşebbüs olarak kısa sürdü. Başkan Çelebi Cihan’ın arkadaşlarıyla vardığı mutabakat neticesinde kısa süre sonra yeni bir teşkilatlanmaya gidildi ve 1909 yılında Vatan Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin İstanbul’daki mensupları, fikri önder kabul ettikleri Gaspıralı İsmail Bey gibi Kırım’da medreseler meselesini bir hayli önemsiyor ve bu konu da dahil olmak üzere görüşlerini beyan ettikleri bildiriler kaleme alıyordu. Yarımadaya gizlice gönderilen bu bildirilerle Kırım Tatar Türklüğünün milli bilinci uyandırılmaya çalışılıyordu.

Numan Çelebi Cihan’ın henüz bu yıllarda ortaya koyduğu fikirleri ve hürriyet kavgasında çizdiği stratejisi, bir asır sonra dahi Kırım Tatar milli hareketinin yol haritası olmaya devam edecektir. Onun mücadelenin terör yoluna evrilmemesi noktasındaki hassasiyetini benimseyen Kırım Tatarları hem SSCB döneminde hem de 2014’te Rusya Federasyonu’nun işgaliyle başlayan süreçte asla silaha sarılmamışlardır.

1912 yılında İstanbul’daki tahsilini tamamlayan Çelebi Cihan, Kırım’a döner, buradan da kısa süre sonra Psikonevroloji Enstitüsü’nde eğitimine devam etmek için Petrograd’a geçer. Maddi şartlar nedeniyle zorlu günleri burada da devam eden Çelebi Cihan, ilerleyen yıllarda Kırım’da verilecek milli mücadelenin güzergahını zihninde yavaş yavaş netleştirmeye başlar. 1914’te Odesa’da Vatan Cemiyeti’nin bir şubesini kurup gizlilik usullerine riayet ederek çalışmalarına devam eder.

Tabii bu yıllarda Rusya’nın bir ihtilale sürüklendiği açık bir şekilde Kırım’da da hissedilmekteydi. Buna dair yapılması gerekenleri tartışan Kırım Tatarları, planlarını 1917 Şubat’ında ihtilalin başladığı haberinin gelmesiyle yürürlüğe koydu. Mart ayının 25’inde Kırım Müslümanları Merkez İcra Komitesi meydana getirildi. Komitenin oy birliğiyle Batı Müslümanları (Kırım, Polonya, Litvanya) Müftüsü seçtiği Çelebi Cihan, bu unvanın Rusya hükumeti tarafından da onaylanmasının ardından Kırım’a geldi ve kısa süre içerisinde din adamları ve mektep kadrolarında büyük bir gençleşmeye gitti.

Kırım’da halkın benimsediği çalışmalar ve elde edilen verim, faaliyetlerin hızla siyasi alanda da başlatılmasına vesile oldu. Rusları rahatsız eden bu hamle, 20 Temmuz 1917’de Çelebi Cihan’ın tutuklanmasına neden oldu. Rus esaretinde yaşayan coğrafyaların tamamında Türklerin büyük tepki göstermesi üzerine 23 Temmuz’da serbest bırakıldı. Tepkinin boyutu o denli büyüktü ki, akabinde tutuklamayı yapan Tavrida Eyaleti Komiseri Bogdanov ve yardımcısı Biyanski istifa etmek zorunda kaldı.

Rusya’nın içinde bulunduğu kaotik ortamdan faydalanan Kırım Tatarları siyasi çalışmalarını yoğun bir tempoyla sürdürürken 1 Kasım 1917’de Akmescit’te Kurultay’ı topladı. 17 Kasım tarihinde de Kırım genelinde seçime gidildi. Kadınlara da seçme ve seçilme hakkının tanındığı seçim neticesinde 76 kişilik Kurultay delegeleri belirlendi. Hemen ardından Anayasa meydana getirildi ve Çelebi Cihan başkanlığında Milli Hükumet kuruldu.

Yaşanan gelişmelerden hoşnut olmayan Bolşevikler, jeostratejik açıdan büyük önem arz eden Kırım’da işgali sürdürebilmek için harekete geçti. Ufak çatışmalarla krizi hissetmeye başlayan yarımadanın kalbi Akmescit’e kısa süre içerisinde 10 bin civarında Bolşevik askeri sevk edildi.

Belbek İstasyonu civarında çıkan çatışmalarda Kırım Milli Ordusu, bütün imkansızlıklara rağmen Rus birliklerini Akyar’a dek sürdü. Ancak yetersiz cephane, kati netice alınmasına mani teşkil etti. Cephe gerisinde ise Milli Hükumet’in Narodnıy Dom (Halkevi)’a el koymasıyla büyük bir kriz meydana geldi. Kırım’ın her yanında Rusların duruma isyan etmesiyle Hükumetin Halkevi’nden çıkmak zorunda kalmasının ardından Çelebi Cihan görevinden istifa etti.

Bu esnada hiçbir dayanağı kalmayan Kırım Milli Ordusu güçlerine karşı üstünlüğü ele geçiren Bolşevik güçleri de Akmescit’e girdi. Bolşevikler, tutukladıkları Çelebi Cihan’ı Akyar’a sevk etti ve burada zindana attı. Büyük işkencelerden geçirilen Numan Çelebi Cihan ile beraberindeki dava arkadaşları burada kurşuna dizilerek şehit edildi ve naaşları, Karadeniz’e atıldı.

Gençliğinde kaleme aldığı Karılgaçlar Duası isimli eseriyle Türk edebiyatında unutulmayacak bir iz bırakan Çelebi Cihan, Kırım Tatar Türklüğünün milli marşı olan “Ant Etkenmen”in de müellifidir. Ufa’da Rusya Müslümanları Kurultayı’nda bütün Rusya Müslümanları için Kazan’da ortak bir üniversite açma teklifi de onun bütün Türkleri bir millet kabul eden anlayışının bir ifadesi olmuştur.