Portreler
Giriş Tarihi : 24-10-2020 21:22   Güncelleme : 24-10-2020 21:22

Şanlı Vətənin Qəhrəman Övladı: Ahmed Cevad

Şanlı Vətənin Qəhrəman Övladı: Ahmed Cevad

Ahmed Cevad Ahundzade, 5 Mayıs 1892’de günümüz Azerbaycan Devleti'nin en büyük 2. kenti olan Gence yakınlarındaki Seyfeli köyünde doğdu. Dede tarafından Güney Azerbaycan göçmeni olan Ahmed Cevad, köyünde molla olarak anılan babası Mehmed Ali'yi henüz 6 yaşındayken kaybetti.

Annesi ile birlikte Gence şehrinde yaşayan üvey kardeşlerinin yanına gitti. Onların maddi desteği ile 1906 yılında Gence’de Şah Abbas Mescidi bünyesindeki medreseye girdi. İlk tahsilini köy okulunda, molla medresesinde alan ve 7 yaşındayken Kur’an okumaya başlayan Ahmed Cevad, medresenin de en kabiliyetli talebelerinden biri olarak öne çıktı. Medresede Arap, Fars ve Rus dillerini öğrendi. Yabancı diller dışında tarih ve edebiyatla ilgilendi. İlk şiirlerini de medresede okuduğu yıllarda yazdı. Hocası, tenkitçi ve edebiyat tarihçisi Abdullah Sur’un (1883–1912) değerli tavsiyelerini aldı.

Bazı kaynaklarda Ahmed Cevad’ın medreseyi bitirdiği 1912’de, Balkan Savaşı sırasında İstanbul’da teşkil edilen, Kafkas gönüllü kıtası içinde Trakya cephesinde savaştığı iddia edilir. Çok genç olmasına rağmen, 20. yüzyıl başlarında Azerbaycan Türkü şairler içinde Türkçülüğü ilk defa terennüm eden, Türk milliyetçiliği fikrini ortaya atanlardan biri de Ahmed Cevad’dır.

1913 yılında öğretmenliğe başlayan şair, 1915'te Gürcistan’ın başkenti Batum’a yerleşti. Buranın ileri gelen zengin ailelerinden Süleyman Bey Recanizade’nin kızı Şükriye Hanımla evlendi. Bu süreçte Birinci Dünya Savaşı sırasında, kendi memleketlerinde Ermeni ve Rus zulmüne uğramış Türklere yardımda bulundu.

Türk dünyasının her bir köşesinde, her bir Türk için özel bir yere sahip olacak Çırpınırdı Karadeniz şiirini 1914 yılında kaleme aldı. Şairin ölümsüz eseri 1918 yılının başlarında ünlü bestekar ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli tarafından Nuri Paşa komutasındaki Türk ordusunun soydaşlarını kurtarmak üzere Kafkasları aşması üzerine bestelendi. Ancak eser, şiir şeklinde ilk kez 1919 senesinde Ahmed Cevad’ın ikinci şiir kitabı olan “Dalga’’da yayımlandı. Şiirin el yazmasının, şair Bolşevikler tarafından hapse atıldığı zaman yakıldığı tahmin ediliyor.

1920’de Azerbaycan’ın Bolşevik Rusya tarafından işgalinden sonra Ahmed Cevad için zor ve meşakkatli, tahkir ve takiplerle dolu bir hayat başladı. 1923 sonlarına doğru gizli polis tarafından tutuklansa da bir müddet sonra suçluluğu ispatlanamadığından serbest bırakıldı. Lakin gizli takipler hayatının sonuna kadar devam etti.

1922’de üniversiteye giren Ahmed Cevad, önce işçi fakültesini, 1925’te ise Pedagoji Enstitüsü’nü bitirdi. 1924–1926 yılları arasında Bakü’de Edebiyat Cemiyeti’nin başkanlığını yaptı. 1925 yılından itibaren “İnkılâp ve Medeniyet” dergisinin mes’ul müdürlüğü görevinde bulunan Ahmed Cevad, 1927–1934 yılları arasında Bakü ve Gence’deki yüksek okullarda ve enstitülerde Türkçe ve Edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı.

1935’te yeniden Bakü’ye dönen Ahmed Cevad, Azerneşre (Azerbaycan Devlet Neşriyat Kuruluşu)’de işe başlasa da 1936 yılı sonlarına doğru Türkiye’ye hayranlık duyması ve Türkiye matbuatında şiirlerinin yayımlanması nedeniyle görevinden alındı. 1931’den beri açık şekilde devam eden takip ve suçlamalar, gazeteler vasıtasıyla yayılan karalama ve iftiralar dozunu daha da artırdı.

Ahmed Cevad 1937’de karşı-devrimci faaliyette bulunmak ve Pantürkist olmak suçlamalarıyla tutuklandı. Askeri mahkemenin kararıyla idam cezasına mahkûm edilen büyük şair, aynı yıl Türk düşmanı rejim tarafından kurşuna dizildi.

Zayıflayan Çarlık'ı ortadan kaldıran Rus İhtilali, Türk yurtlarında işgali sonlandırmadığı gibi aksine baskının katlanarak artmasına sebebiyet verdi. Türk'ün türküsüne, nazımına, nesirine düşman olan komünist rejim, Ahmed Cevad'ın da her mısraına şüpheyle yaklaştı ve onu, ömrünün son yıllarında baskıyla Bolşevizm lehine şiirler yazmaya zorladı.

Azerbaycan’ın istiklaline yalnız şiirleri ile değil, kişisel mücadelesiyle de katılan Ahmed Cevad, 1918’de Türk ordusunun saflarında Bakü’ye gelir, hürriyet ve özgürlüğüne kavuşmuş Azerbaycan Cumhuriyeti’ni öven ateşli şiirler yazmıştır. 1916’da Koşma”, 1919’da Dalga adlı şiir kitapları yayımlanır. Uzun yıllar ilk ve orta dereceli okullarda öğretmenlik yapar. Daha çok lirik şiirler yazan şair, şiirlerinde halkın hayatını ve tabiatı konu almıştır. “Sesli Kız” ve “Kür”, adlı iki şiir kitabı daha vardır. Ayrıca başka dillerden çevirilerde yapmıştır. Ömer Hayyam’ın Rubaileri, Şota Rustavelli’nin “Pelenk Derisi Giymiş Pehlivan” adlı eserleri, onun kalemiyle Azerbaycan Türkçesine kazandırılmıştır.

1955’de şairin idamına yönelik açılan soruşturmada SSCB Başsavcısı, şaire karşı ileri sürülen ithamların asılsız olduğunu belirtmiş ve Ahmed Cevad’a ölümünden sonra beraat kararı vermiş olsa da suçsuzluğu geç de olsa anlaşılan şaire Sovyet Rusya tarafından itibarı ancak 1955 yılında iade edilmiştir.

Azerbaycan Milli Marşının ve Türk dünyasının adeta gayriresmi ulusal marşına dönüşen Çırpınırdı Karadeniz'in yaratıcısı büyük şairin en unutulmaz eserlerinden biri olan "İstanbul" Osmanlı'nın payitahtının İtilaf Devletlerince işgal edilmesi üzerine kaleme aldığı şu mısraları ihtiva etmektedir:

"Ben sevdiğim mermer sineli yârin
Diyorlar koynunda yabancı el var
Bakıp ufuklara, uzak yollara
Ağlıyormuş mavi gözler akşamlar

Ah, ey solgun yüzlü, dalgın İstanbul
Mavi gözlerin pek baygın İstanbul

Yarab, bilmez miydin kalemi sen de
Ki, kırdın sazımın canlı telini
Doğuyorken yeni bir ümit bende
Niye meyus ettin Turan elini

Ah, ey solgun yüzlü, dalgın İstanbul
Mavi gözlerin pek baygın İstanbul
"