Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 04-06-2021 23:09   Güncelleme : 04-06-2021 23:09

Soykırım Uluslararası Mahkemede! İlk Duruşmanın İlk Gününün Ardından Notlar

İlk duruşmanın ilk gününün geride bırakıldığı Bağımsız Uygur Mahkemesinin ardından yaşananlar, kamp şahitlerinin bütün ifadeleri, insanlığın vicdanına ve tarihe not düşüldü. Günler sürecek davanın sadece ilk günü neticesinde dahi ÇKP, insanlığın vicdanında soykırımcı olarak hak ettiği yeri aldı.

Soykırım Uluslararası Mahkemede! İlk Duruşmanın İlk Gününün Ardından Notlar

21. yüzyıl tarihine şimdiden kara bir leke olarak geçen, milyonlarca insanın toplama kamplarında esir edilmesi başta olmak üzere çeşitli insanlık dışı uygulamalarla hayata geçirilen Uygur Soykırımının faili Çin Komünist Partisi, ilk kez uluslararası bir mahkemede yargılanıyor.

3 Eylül 2020'de kurulan mahkemenin 4-7 Haziran tarihlerinde yapılması planlanan ilk duruşmasının ilk günü geride bırakıldı. Kamp şahitlerinin ifadelerinin dinlendiği duruşmada Kızıl Çin Diktatörlüğünün gerçek yüzü, bütün detaylarıyla dünyanın gözleri önüne serilmeye devam ediyor.

İlk duruşmanın ilk gününün ardından yaşanılanlar, basının gözden kaçırdığı detaylar ve edinilen gözlemler; Uygur Türkü aktivist Selahaddin Kaşgarlı tarafından şu satırlarla aktarıldı:

"Mahkemede Doğu Türkistan’daki Çin zulmünün detayları, raporlar ve Kamp Şahitleri beyanları mahkeme heyetine bir bir anlatıldı. Mahkeme reisi Geoffrey Nice önsözünde, ÇHC'nin Mahkemeye getirdiği yaptırımlar sonucunda iki danışman avukat ve bir Kamp Şahidinin Mahkemeden çekilmek zorunda kaldığını ifade etti. Mahkeme reisi ve heyeti duruşma için 8 bin saatlik analiz yaptı.

Duruşmaya ÇHC ve ilgili kurumlar davet edildi ancak Birleşik Krallık dışındakiler mahkemeye gelmeyi reddetti.

Resim

İlk Kamp şahidi ifadesinde: Gönderildiği kampta bir odada 40-50 kurbanın kaldığını, kurbanların odaya elleri ve dizleri üzerinde sürünerek girip çıkmaya zorlandığını, "Köpeklerden daha kötü muamele gördüğünü", Gardiyanların bunlardan zevk aldığını, kurbanlara günde 1'er dakika olmak üzere en fazla 3 tuvalet izni olduğunu anlattı.

Sonra: kamplarda sürekli kanamadan Genç bir Uygur kızın ölümünü gördüğünü ağlayarak anlattı. Kamplardaki cinsel istismara ilişkin son derece çarpıcı ifadelerde bulunan tanık, kocasının önünde tecavüze uğrayan Uygur Kadının başına gelenleri anlatarak, bulunduğu kamptaki Kadınların tamamının saçının kazıldığını, hiç birinin ismiyle çağrılmadığını aksine her kişiye bir rakam verildiğini, rakamlarla çağrıldığını ifade etti.

Resim

İkinci erkek Kamp şahidi: Kampa alınan sağlıklı ve güçlü erkeklerin aynı şekilde kamptan çıkamayacağını anlatarak, “Su hapishanesi” de dahil olmak üzere 5 farklı işkence hapishanesini anlattı ve boyunlarına kadar suya batırıldığını, askıya alındığını söyledi. Kamp şahidi, yedi aydan fazla bir süredir nasıl zincirlendiğini Mahkeme reisine ve heyetine göstermek için zincirleri Türkiye'den satın aldığını belirtti. Kamptayken tıbbi muayene için hastaneye gitmesi gerektiğini ancak bir organının çalınmasından korktuğu için gidemediğini, terörist veya ayrılıkçı faaliyetlerde bulunduğu şüphesiyle gözaltına alınmasını destekleyen hiçbir kanıt sunulmadığını söyledi. Kamp şahidi yine, serbest bırakılması için ailesini bir daha görmeyeceğine ve yaşadıklarını hiç kimseyle paylaşmayacağına dair şartlar koyduğunu, babasının bir kampta öldüğünü, kız kardeşi, annesi, erkek kardeşi ve bütün konuştuğu kişilerin terörist olarak damgalandığını söyledi. Kamp şahidinden maruz kaldığı İşkenceden bahsetmesi istendiğinde, elektrikli sandalyeye oturtulduğunu, kollarından asıldığını ve ayak tabanları da dahil olmak üzere dövüldüğünü ifade etti.

Resim

Uyghur Transitional Justice Database ekibi tarafından hazırlanan bölgedeki 530 gözaltı tesisi, 232 yeniden eğitim kampı, 257 hapishanenin Uydu görüntüleri, kanıtları mahkeme reisi ve heyetine ve araştırmalar sonucu elde ettiği ailelerinden alı konulmuş Uygur Çocuklarının akibeti ve durumu hakkındaki bilgileri İsveç’te yaşayan Patigül Talip, 1996 yılında Doğu Türkistan'daki zulümden kaçarak 3 ve 8 yaşındaki çocuklarını geride bırakmak zorunda kaldığını ve daha sonra bu çocuklarınında İsveç vatandaşı olduğunu, çocuklarının İsveç'te kendisine katılmak için ülkeden ayrılmaya çalışırken ÇHC polisi tarafından tutuklandığını söyledi.

Resim

4. Kamp şahidi: Kubanların kamptaki gardiyanlar tarafından tıbbi testlere zorlandıklarını, bulaşıcı hastalıkları önlemek adına tutuklulara zorla ilaç enjekte ettiğini, onları hap almaya zorladığını, İnsanları buna razı olmaya zorladığını ve kendilerine kullanılan iğneler ve hapların son derece zararlı olduğunu belirten Kamp şahidi, Kampta "Öğretmen" olarak başladığını, genellikle silahlı polisler/korumalar ders anlatırken kendisini izlediğini, söylediği her şeyin yetkililerin izin verdiği sınırlar içinde olması gerektiğini, “Ders” içeriği ve talimatları da önceden yetkililer tarafından düzenlendiğini belirterek devam etti, "Sözde yeniden eğitim” iddia ettikleri gibi değil, bu kamp tamamen asimile etmek için tasarlanmış ve halkımı Han Çinlisine dönüştürmek için kurmuşlar. Kendi kimliklerini ve doğalarını değiştirmek için beyin yıkama politikası kullanıyorlar. Amaç. insanların ait olduğu kültüründen, doğasından, dininden uzaklaştırmak" dedi.

Yine: "Kamptaki kızların tecavüze uğraması normal bir şeydi. Polise Pekin'den sınırsız yetki verildi, böylece istediklerini yapabilirler. Kızları istedikleri gibi seçebilirler ve geceleri dışarı çıkarıp ertesi gün geri getirebilirler. Her yerde kameralar vardı, bu yüzden tüm tutukluların hareketleri 7/24 gözetim altındaydı. Sadece siyah odada kamera yok, çünkü bu oda tutuklulara işkence ve acı çektirmek için tasarlanmış, o odanın amacı bu. O odada sergilenen birçok araç var” diyerek Kamptaki işkenceleri gözler önüne seren Kamp şahidi devam etti: “Dersim sırasında polisler sınıfa gelerek ceza alacak kişileri seçip dışarı çıkarıyorlardı. Odadan alındıktan sonra çığlıkları ve yardım dilenenleri duyabiliyorduk…”

Mahkeme Reisi: Cinsel şiddetin amacı neydi? Ne elde etmeye çalışıyorlar?

Kamp Şahidi: “Şeytanın (ÇHC’nin) planı şu ki, Doğu Türkistanlıların nüfus yapısını değiştirmek, kızlarımızın iffetini kirleterek aile yapımızı yok etmek ve böylelikle sonraki nesli tamamen uysallaştırmak… ”

"Bazı kurbanlar Çin’in iç bölgelerine transfer edildikten sonra bir daha geri dönmediler ve orada ölmüş olabileceklerini düşünüyorum. Kamplarda çok katı iki kural vardır:

1. Hiç kimsenin kaçmasına izin verilmez.
2. Kurbanın cesedini kimse göremez.
"