Haberler
Giriş Tarihi : 08-04-2021 11:51   Güncelleme : 08-04-2021 11:51

SWP Raporu: Türk Tipi Başkanlık Sisteminde Kurumlar Felç, Ekonomi Berbat, Yönetim Otoriter

Almanya merkezli faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Bilim ve Politika Vakfı (SWP), Türkiye'de uygulanan "cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi"ni inceledi.

SWP Raporu: Türk Tipi Başkanlık Sisteminde Kurumlar Felç, Ekonomi Berbat, Yönetim Otoriter

Araştırma, 2018 Haziran seçimleriyle birlikte yürürlüğe giren "Türk tipi başkanlık" sisteminin, politik yapıda ve devlet işleyişinde sebep olduğu değişiklikleri mercek altına aldı.

Araştırmacılar Sinem Adar ve Günter Seufert'in hazırladığı araştırma raporu, 2021 Türkiyesini "Artık parlamento daha zayıf, erkler ayrılığı baltalanmış halde, yargı siyasallaştı, kurumsal yapılar felce uğratıldı, ekonomik sıkıntılar artıyor ve otoriter bir siyasi tavır hüküm sürüyor" ifadeleriyle tasvir ediyor.

Rapor, Türkiye'nin 3 yıl içerisinde insan hakları ve demokrasi alanındaki gelişimi hususunda önemli değerlendirmeler içerirken, yürütme erkinin yasama erkinin yetki alanlarına girdiği, muhalif parlamenter ve siyasi figürler üzerinde baskıların arttığını vurguluyor.

Yargıdaki siyasallaşmanın "yargı mensupları müstakil hüküm vermekten çekinir hale geldi" ifadeleriyle anlatıldığı raporda devletin geleneksel bürokratik birikiminin büyük ölçüde felce uğratıldığı belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın referandum sürecinde "işlevsiz ve hantal" olarak betimlediği bürokrasiyi küçülterek etkin bir yönetim anlayışını hakim kılacağını vaat etmesine rağmen ihdas edilen yeni birimler ve bunların paralelindeki kamu çalışanı sayısı artışıyla bürokrasi daha da büyüdü.

Dikkat çekici tespitlerin yapıldığı rapordan satır başları şu şekilde:

*İşsizliğin artmasına karşın kamu çalışanı sayısı arttı ama buna rağmen devlet idaresi felce uğradı. Bunun başat nedeni ise 15 Temmuz'da darbe girişimi yapan Gülen örgütü mensuplarının tasfiyesi sonrasında bunların yerine liyakattan uzak görevlendirmeler yapılması.

*Parti ile kamu arasındaki sınırlar yok oldu. Devletin tüm kurumlarında Erdoğan ve ailesinin büyük nüfuz sahibi ve en mühim kamusal noktalarda "ahbap-çavuş ilişkileri" hakim durumda.

*MİT son yıllarda dokunulmazlaştı ve Erdoğan, bu kurumu kendi partisini de kontrol altında tutmak için kullanıyor.

*Yeni sistemle birlikte Erdoğan'ın kurumlar üstündeki yetkileri sınırsız ve denetimsiz bir şekilde artarken buna rağmen "sürpriz bir şekilde", Erdoğan'ın siyasi alanı parlamenter sistemde sahip olduğundan daha dar bir duruma geldi.

*Ekonomik ve toplumsal öngörüler umut vaat etmiyor, seküler yaşam biçimini benimseyen kitleye uygulanan baskıya rağmen ülke nüfusunun dindar bir millete dönüştürme çalışmaları başarısız oldu.

*Erdoğan'ın azalan seçmen desteği, siyasi olarak MHP'ye olan bağımlılığını artırıyor.

*Parti, Erdoğan'ın seçim işleri için kullandığı bir araca dönüştü.

*Erdoğan parti içinden açık bir meydan okumaya muhatap olmazken, parti içinde muhtelif kliklerin nüfuz artırma mücadelesi mevcut.

*MHP, darbe girişimi sonrası yeni sisteme verdiği destekle MHP'nin meclisteki sandalye sayısı oranının tersine büyük bir nüfuz edindi.

*Erdoğan ve partisi yıllar sonra ilk defa siyaseten savunma konumuna geçti.

*AKP ve Erdoğan güvenlik bürokrasisi üzerinde tam kontrolü sağlamaktan MHP ile olan ittifak sebebiyle uzaklaşıyor.

*Türk tipi başkanlık sistemine olan itirazlar, parçalanmış halde bulunan muhalefeti birleştiren bir araca dönüştü. Bununla birlikte muhalif partilerin demokrasinin yeniden onarılmasını sağlayacak ortak bir vizyon ortaya koymayı başarabilecekleri henüz şüpheli.

*AB için, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte demokrasiye ve hukuk devletine dönme yönünde hareket etme ihtimalini sıhhatli biçimde değerlendirmek zor.