Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 23-03-2021 18:44   Güncelleme : 23-03-2021 18:44

Uluslararası Af Örgütü'nden "Uygur Ailelerinin Kabusu" Raporu

Uluslararası Af Örgütü, "Baskıyla Ayrılan Uygur Ailelerinin Kabusu" başlığıyla Uygur ailelerin yaşadığı zulmü ortaya koyan bir rapor yayımladı.

Uluslararası Af Örgütü'nden

Millî Strateji Araştırma Kurulu'ndan (MDM) Mete Korkmaz'ın çevirdiği raporda Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinin yaşadığı etnik ve dini ayrımcılık ortaya kondu.

Uluslararası Af Örgütü'nün yayımladığı raporun Mete Korkmaz'ın kaleminden Türkçe çevirisi şöyle:

"Baskıyla ayrılan Uygur ailelerinin kabusu"

"Yaklaşık dört yıl önce, yurtdışında okuyan veya geçimini sağlayan Uygur ebeveynler, bir kâbus yaşamaya başladı. Birçoğu, kuzeybatı Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’nde (Doğu Türkistan) memleketlerinde bir veya daha fazla çocuğu aile üyelerinin bakımına bırakmıştı. Çin’in, Doğu Türkistan’daki etnik nüfusa, kendileri gibi binlerce ebeveyn olduğu tahmin edilen hayatları üzerinde korkunç bir etkisi olacak, eşi benzeri görülmemiş bir baskı başlatmak üzere olduğunu bilemezlerdi.

On yıllardır birçok Uygur, Doğu Türkistan’da sistematik etnik ve dinî ayrımcılık yaşadı. 2014’ten bu yana bölge, Çin’in kamuoyuna ilan ettiği “Teröre Karşı Halk Savaşı” ve bununla bağlantılı “dinî aşırılıkçılık” ile mücadele çabalarının bir parçası olarak, büyük ölçüde genişlemiş bir polis varlığına tanık oldu ve yoğun bir gözetim altında kaldı. 2016 yılında gözetim ve sosyal kontrol önlemleri hızla yayılmaya başladı. 2017’de, bölgedeki Uygurlar, Kazaklar ve ağırlıklı olarak diğer Müslüman halklar için işler daha da kötü bir hâl almaya başladı. O zamandan beri tahminen bir milyon veya daha fazla insan, çeşitli işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları Doğu Türkistan’daki siyasi telkin ve zorla kültürel asimilasyona uğradıkları “eğitim yoluyla dönüşüm” veya “mesleki eğitim” merkezlerinde keyfi olarak gözaltına alındı. Sistematik baskı ile birleştirilen bu kitlesel gözaltı kampanyası, Uygur ebeveynlerin çocuklarına kendileri bakmak için Çin’e dönmelerini engelledi. Çocuklarının Çin’den yurtdışına getirilmesini ve yeniden bir araya gelmesini neredeyse imkansız hâle getirdi.

Pek çok anne-baba, baskının geçici olacağını ve yakında çocuklarının yanına dönebileceklerini düşündü. Ancak arkadaşları ve akrabaları, Çin’e döndüklerinde kesinlikle toplama kamplarına kapatılacakları konusunda onları uyardı. Kampların varlığı ve potansiyel olarak Müslüman bir etnik grubun herhangi bir üyesinin keyfi olarak tutuklanması artık reddedilemez bir gerçek. İlk başta çocuklarıyla bir miktar temas mümkün olsa da, çocuklara bakan akrabalar toplama kamplarına götürüldüğünde veya çocukları da hapsedildiğinde bu kısıtlı temas da sona erdi. Ebeveynlerin yurtdışındaki ikametleri yavaş ve amansız bir şekilde sürgüne dönüşüyordu.

Uluslararası Af Örgütü, kısa süre önce Avustralya, Kanada, İtalya, Hollanda ve Türkiye’de ikamet eden ve çocuklarından ayrılmış altı ebeveynle kapsamlı bir görüşme yaptı. İfadeleri, Çin’de mahsur kalan çocuklarla yeniden bir araya gelmek isteyen Uygur ailelerinin deneyimlerinin sadece ana hatlarını çiziyor."

Yazının tamamı için tıklayınız.