Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 23-12-2020 19:12   Güncelleme : 23-12-2020 19:12

Uygur Aktivist Birleşik Krallık'ın Çin'e Yönelik Yaptırım Konusundaki Tavrını Eleştirdi

Önde gelen bir Uygur aktivist, Britanya hükümetinin insan hakları ihlalleriyle ilgili "Magnitsky Yaptırımları”nın son turuna Çinli yetkilileri dahil etmemesini eleştirdi.

Uygur Aktivist Birleşik Krallık'ın Çin'e Yönelik Yaptırım Konusundaki Tavrını Eleştirdi

Önde gelen Uygur aktivist Rahima Mahmut, Britanya hükümetinin insan hakları ihlalleriyle ilgili "Magnitsky Yaptırımları”nın son turuna Çinli yetkilileri dahil etmemesini eleştirdi.

Independent'ın haberine göre Birleşik Krallık (BK) perşembe günü, yani Dünya İnsan Hakları Günü'nde duyurulan Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Venezuela, Rusya, Gambiya ve Pakistan'dan yetkilileri hedef aldı. Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ismi geçenlerin varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti ve "Küresel Britanya dünyada iyinin yanındaki bir güç olarak demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün arkasında duracak” ifadesini kullandı.

Ancak, 1 milyon kadar Müslüman Uygur'un toplama kamplarına gönderildiği ve topluluğun dini ve kültürel pratiklerini baskı altına alan gaddar yasalara tabi tutulduğu Doğu Türkistan'daki insanlık dışı uygulamalar nedeniyle Çin hükümetine yönelik herhangi bir yaptırım yer almadı.

Dünya Uygur Kongresi'nin BK proje direktörü ve Çin Üzerine Parlamentolar Arası Ortaklık'ın danışmanı olan Rahima Mahmut, Britanya'nın eylemsizliğinin ticaret konusunda "altın çağ” başlatma umuduyla Çin'in yanlış eylemlerine ses çıkarmayan David Cameron hükümetinin mirası olduğunu belirtti.

Mahmut, yaptırım uygulanmamasının "çok acı verici, çok kırıcı” olduğunu ifade etti ve "Önceki hükümet altın fırsatlara, ‘Altın Çağa' inandığında değişim hızlı gerçekleşemiyor” dedi. Dünya İnsan Hakları Günü için Londra'daki ABD Büyükelçiliği'nin organize ettiği bir etkinlikte konuşan Mahmut, sözlerine BK'nin gelecekte Pekin'in istismarına karşı harekete geçeceğini söyleyerek devam etti. Ama bu süreçte "insanlarının katledildiğini, tecavüze uğradığını ve zorla kısırlaştırıldığını” vurgulamak istediğini aktardı ve "Özellikle gençler hedef alınıyor. Bu konuda artık bir yığın kanıtımız da var" dedi.

Hong Kong Watch mensubu ve Muhafazakar Parti'nin İnsan Hakları Komisyonu üyesi Luke de Pulford, ABD'nin Çinli yetkililere yaptırım uyguladığına ve bu konudaki kanıtları Britanya hükümetinin erişimine açtığına işaret etti. De Pulford, kendisinin de Uygurlara uygulanan istismar hakkında Britanya hükümetinin önüne bir dosya kanıt bıraktığını ifade etti.

Öne çıkan demokrasi yanlısı aktivist ve Hong Kong'da eski bir öğrenci lideri olan Nathan Law, BK'nin kararının kanıt eksikliğine dayandırılamayacağını söyledi. "Eğer bu kanıtlarla ilgiliyse, Doğu Türkistanlı yetkililere çoktan yaptırım uygulanmış olmalıydı. Bu siyasi bir karar” dedi.

Law, Britanya hükümetinin yaptırım tehdidini Çin'den tavizler almak için kullandığını savundu ve bu stratejinin başarısız olacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bunun gerçekten de BK'nin risk dengeleme stratejisiyle ilgili olduğunu düşünüyorum ve sona ereceğini umuyorum. Çin'e karşı sert ve güçlü olmak konusunda birçok farklı mesaj verdiler. Politika başka etkileşimler söz konusu olduğunda koz olarak kullanılabilir. (Ama) Çin'den beklenebilecek hiçbir şey yok, Çin Komünist Partisi'nin ve Çin hükümetinin politikalarının doğası hakkında fanteziler kurmanın da yeri yok."

ABD yönetimi, Hong Kong'da dayatılan cezalandırıcı Ulusal Güvenlik Yasası'nın "geliştirilmesi, yürürlüğe konması veya uygulanması” konusunda oynadıkları rol nedeniyle bu hafta Çin'in 14 kıdemli yetkilisine yaptırım uygulama kararı aldı. Dışişleri Bakanlığı "Bu kişilerin ve yakın aile üyelerinin Birleşik Devletler'e seyahat etmesi yasaklanacak. Birleşik Devletler'in yetki alanında veya ABD'li kişilerin kontrolünde veya mülkiyetinde bulunan varlıkları bloke edilecek ve ABD'lilerin onlarla ticaret yapması genel anlamda yasaklanacak” ifadelerini kullandı.