İddiaya göre, Adana'nın Yüreğir ilçesi Sinanpaşa Mahallesi’nde Fetahmet Gülşen Camisi İmamı Tarık Karadağ ile sokakta karşılaşan 16 yaşındaki M.A., imamla tartışmaya başladı.
Yaşanan arbedede M.A., cebinden çıkardığı bıçakla Karadağ’ı karnından ve sırtından bıçaklayıp kaçtı. Yüreğir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan imam Karadağ kurtarılamadı.
Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, 16 yaşındaki şüpheli M.A.’yı olay yerine yakın bir sokakta yakaladı.
Çocuk Şube Müdürlüğü’ne götürülen şüpheli M.A., ifadesinde kendisinin ve kız kardeşi F.A.’nın, imam Karadağ’ın tacizine uğradığını iddia etti.
Ailenin şikayetiyle başlatılan soruşturmanın ardından olayla ilgili takipsizlik kararı verildiği ortaya çıktı.
İmamın taciz ettiği iddia edilen kız çocuğu, yaşadıklarını anlattı. Küçük kız şu ifadeleri kullandı:
Ben hafızlık yapıyordum ve okul okurken de oğlunu tanıyordum. Hafızlık yurduna sürekli gidip geliyordu yasak olmasına rağmen. Orada törenler verirken sürekli görüyordu. Zamanla bana ayrı bir ilgi beslemeye başladı. Bana ayrı bir yaklaşımda bulunmaya başladı. Hissettim ama baba sevgisidir dedim. Ne de olsa hani babamdan büyük bir adam, imam. Asla beklemezdim. Hiç düşünmedim. Şu an çoğu kişi tanıyor zaten. İyi diyorlar, ben de böyle diyordum.
Kurban Bayramı'nın arifesinde beni dışarıya çıkartıp arabasındayken elimi tuttu, elimi öptü, sarılmak istedi. Ailemi tanıyordu, kıyafet almak istediğini söyledi ihtiyacım olmadığını söylememe rağmen ısrar etti.
Ailem de yanında başkaları da olacağını sanıyordu onun için tamam dedi. Ben yanına gittim arkada oturmak istediğimi söyledim. Ama öne geçmemi söyledi ısrarla. Yolculuktayken elimi tuttu, çekmeme rağmen devam etti. Rahatsız olduğumu belli ettim, devam etti. Elimi öptü, sarılmak istediğini söyledi. Buralardan gidelim, kimliğin yanında mı gibi şeyler söyledi.
Mesaj atıyordu, cevap vermiyordum. Tekrar tekrar atıyordu. Arıyordu, aramalarını açmıyordum ama her seferinde devam ediyordu.
Daha önce ailem hiç böyle bir olay görmedi bizim ailemiz çok kendi halinde yaşayan bir aileydi. Ben de öyle olunca ailemin ne tepki vereceğini bilemedim. Önce gidip hafızlık kursundaki hocama anlattım o da oranın müftüsünün eşiyle konuştu. Müftü ve eşi bana sus dedi. 'Kesinlikle kimseye anlatma' dedi, 'Olayın üstünü örtelim, sen yanlış anlamışsındır, yapmaz öyle bir şey' dedi. Yanlış anlaşılacak bir şey yok her şey gayet ortadaydı.
Sonrasında benim hocam hiçbir şekilde arkamdan eksik olmadı. Aileme anlattı aileme açtı, biz Diyanet'e de dilekçe verdik savcılığa da dilekçe verdik. Reddedildi. Takipsizlik kararı verildi.
O olay yaşanırken zaten çıkartıp kamerayı çekemezdim. Ben o gün taciz yerine tecavüze uğramadım diye bu olay kapatıldı."
Editör: Semir Yapıcı








