AKP'li Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak asgari ücretin yüzde 27 artışla net 28 bin 75 lira olarak belirlendiğini açıkladı.
Hükümet cephesi artışı “denge”, “sosyal diyalog” ve “refah” söylemleriyle sunarken, açıklanan rakamlar yüksek enflasyon, kira krizi ve hızla artan yaşam maliyetleri karşısında milyonlarca çalışan için bir kez daha yoksulluğun kalıcı hale getirildiğini gözler önüne serdi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda TİSK ve bakanlık temsilcilerinin katılımıyla üçüncü kez toplandı. Toplantının ardından konuşan Bakan Işıkhan, sürecin “istişareyle” yürütüldüğünü savunsa da masada ne bağımsız bir işçi iradesinin ne de gerçek hayatın ekonomik koşullarının karşılık bulduğu görüldü. Hükümetin, yıllardır tekrar edilen “enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemini yine rakamlarla değil temennilerle savunduğu dikkat çekti.
Muhalefeti Popülistlikle Suçladı
Bakan Işıkhan’ın muhalefeti “popülist” olmakla suçlayan açıklamaları ise asgari ücretlinin yaşadığı gerçeklikle taban tabana zıt bir tablo ortaya koydu.
Market raflarında, kiralarda ve faturalarda yaşanan artışlar ortadayken, yüzde 27’lik zammın satın alma gücünü koruduğunu iddia etmek, milyonlarca çalışanın aklıyla alay etmek olarak değerlendirildi. AKP iktidarı, ücretleri baskılayarak işgücü piyasasını “dayanıklı” kıldığını savunurken, ortaya çıkan tablonun emeği ucuzlatan ve yoksulluğu kalıcılaştıran bir düzen olduğu bir kez daha açığa çıktı.
Açıklamaya göre net asgari ücret 28 bin 75 lira, brüt asgari ücret ise 33 bin 30 lira olarak belirlendi. Asgari ücret desteği de 2026 yılında bin 270 lira olarak uygulanacak. Ancak bu rakamların, hızla eriyen ücretler ve kronikleşen hayat pahalılığı karşısında sembolik olmaktan öteye geçmediği, iktidarın “denge” söyleminin ise emeğin aleyhine kurulduğu eleştirileri öne çıktı.
Türk-İş Eleştirilerin Odağında
Öte yandan Türk-İş’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantılarına katılmaması, işçi konfederasyonlarının içine düştüğü etkisizliği ve temsil krizini bir kez daha ortaya koydu.
Komisyonun yapısını gerekçe göstererek masadan çekilen Türk-İş, yıllardır asgari ücretlilerin reel kayıplarını durduracak bir mücadele hattı ortaya koyamamakla eleştiriliyor.
Yıllardır Ergün Atalay'ın başında olduğu Türk-İş, adına rağmen Türk işçisi ve çalışanı adına masaya oturamayan, oturduğunda sonuç alamayan, çekildiğinde ise milyonlarca çalışanı sahipsiz bırakan tutumuyla büyük tepki çekiyor.








