Çalışanların maaşlarından zorunlu kesinti öngören yeni emeklilik modeli, Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminde bir kırılma noktası yaratacak.
2026-2028 Orta Vadeli Program (OVP) ile birlikte AKP iktidarı, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi'ni (TES) 2026 yılının ikinci çeyreğinde devreye almayı planlıyor. Ancak bu sistem, “emeklilik” adı altında çalışanların maaşlarından zorunlu kesinti öngören, fiili bir maaş vergisi gibi işliyor.
Zorunlu Kesinti, Gönülsüz Katılım
Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) “otomatik katılım” uygulamasını da aşan bu sistemde, çalışanların maaşlarından her ay yüzde 3 oranında zorunlu kesinti yapılacak. Yani çalışanın onayı aranmadan, herhangi bir rıza beyanı olmadan cebindeki para devlet eliyle alınacak. Üstelik sadece çalışan değil, işveren de aynı oranda katkı yapmak zorunda kalacak. Buna devletin yüzde 30 katkısı da eklenecek ve ortaya “zorunlu bireysel emeklilik havuzu” çıkacak.
Ancak esas sorun, sistemin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) dışında ve ondan tamamen bağımsız yürütülecek olması. Yani devlet, kendi sigorta kurumu yerine özel birikim havuzlarıyla yeni bir yapı kuruyor. Bu da kamu denetimi ve hesap verebilirlik açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Emeklilik Değil, Zorunlu Tasarruf: Üstelik 10 Yıl Şartlı
Çalışan bu sistemde biriken parayı 10 yıl boyunca alamıyor. Primlerin kullanımı için en az 10 yıl sistemde kalma zorunluluğu getiriliyor. Emekli olabilmek içinse kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş sınırı aranıyor. Yani zaten mevcut SGK sisteminde emekliliği hak etmiş bir birey bile, bu yeni sistemden ancak daha sonra ve sınırlı gelirle faydalanabiliyor.
Öte yandan TES ile bağlanacak aylık, SGK emekli maaşının altında kalacak. Bu sistem doğrudan emekli maaşı değil, “destekleyici” bir gelir olarak tanımlanıyor. Yani çalışan zorla kesilen parasını yıllar sonra ancak “ek” gelir olarak geri alacak.








