Epstein Bağlantılı Eski Düşes Türkiye'de Çocukları Nasıl Gizlice Kayda Aldı?

TAKİP ET

İngiliz Kraliyet Ailesi’nin en problemli figürlerinden biri olarak anılan Sarah Ferguson, yıllarca yalnız magazin sayfalarının değil, uluslararası adli dosyaların ve diplomatik gerilimlerin de konusu oldu. 

Ferguson’un adı, dünya gündemini sarsan Epstein belgelerinde yer alan skandal ilişkilerden, Türkiye’de 2008 yılında dönemin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na (SHÇEK) bağlı Saray Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne kılık değiştirerek sızıp gizli çekim yapmasına kadar uzanan geniş ve tartışmalı bir süreçle birlikte anılıyor.

Eski York Düşesi Sarah Ferguson, 2008 Yılındaki Gizli Çekim Öncesi Kılık Değiştiriyor

Çocuk istismarcısı Jeffrey Epstein ile çok yakın ilişkilerinin ortaya çıkması ve hakkındaki cinsel istismar tartışmaları nedeniyle kraliyet unvanları elinden alınan Prens Andrew ile evliliği döneminde Sarah Ferguson, tartışmalı davranışlarıyla gündemden düşmeyen bir isim oldu.

Lüks harcamalar, borç krizleri ve ticari ilişkiler üzerinden defalarca eleştirilen Ferguson, kraliyet ailesinden fiilen dışlanmış olmasına rağmen unvanını kullanmayı sürdürdü. Bu durum, onun kamuoyu nezdindeki algısını daha da tartışmalı hale getirdi. İngiliz basınında sık sık “kontrolsüz”, “etik sınırları zorlayan” ve “skandallara açık” bir figür olarak tanımlandı.

Epstein Belgelerinde Sarah Ferguson

Sarah Ferguson’un Epstein ile olan ilişkisi, eski eşi Prens Andrew’un Epstein’le kurduğu yakın dostluğun gölgesinde kalsa da, ortaya çıkan belgeler Ferguson’un da bu ilişkiler ağından faydalandığın, Epstein’e yönelik dikkat çekici yakınlığı ve samimi iltifatlarını ortaya çıkardı.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yenileri yayınlanan belgeler, Ferguson’un devasa borçlarını kapatmak için Epstein’den nakit para aldığını doğruladı. Ferguson bu parayı "büyük bir hata" olarak nitelendirse de, söz konusu kirli borçlanma kamuoyu nezdinde Epstein’in karanlık servetinin İngiliz Kraliyeti'ne kadar sızdığının bir başka kanıtı olarak görülüyor.

Epstein’in mağdurlarından Virginia Giuffre’nin ifadeleri ve "kara defter" kayıtları, Ferguson’un bu çevreyle temasının sadece finansal bir yardımın ötesinde, bu toksik ağın sosyal çeperinde yer aldığını da açıkça ortaya koyuyor.

2008 Gizli Çekimleri: Türkiye’ye ve Çocuklara Uzanan Kirli El

Ferguson Türk kamuoyunda, 2008 yılının Kasım ayındaki skandal bir olayla gündeme geldi. Beraberinde İngiliz ITV televizyonu ekibi ve kızı Eugenie ile birlikte Türkiye’ye gelen Ferguson, başına peruk takıp eşarp bağlayarak ve güneş gözlükleriyle kimliğini gizleyerek, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na (SHÇEK) bağlı olan Ankara Saray Rehabilitasyon Merkezi’ne adeta sızdı.

Ferguson ve ITV Ekibinin SHÇEK'e Bağlı Rehabilitasyon Merkezi'nde Yaptığı Gizli Çekimden Bir Kare

Ferguson ve ekibi söz konusu rehabilitasyon yurdunda yasa dışı bir şekilde, çocukların özel hayatını ve geleceğini hiçe sayarak gizli kamera çekimleri yaptı. Görüntülerde, engelli çocukların yataklarına bağlandığı, bakımsız oldukları ve kötü koşullarda tutuldukları iddia ediliyordu.

Bu görüntüler İngiltere’de "Düşes ve Kızları: Gizli Görev" adıyla yayınlandığında, Türkiye ile İngiltere arasında diplomatik bir krize yol açtı.

Ferguson’un bu hamlesi, o dönem Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecini baltalamaya yönelik bir lobi faaliyeti olarak yorumlandı. Zira çekimler ve anlatım, Türkiye’nin imajını uluslararası arenada karalamak için kullanılabilecek şekilde kurgulanmıştı.

Yargı Süreci ve İngiliz Küstahlığı

Ankara, bu gizli çekimlerin ardından Ferguson’a karşı sert bir hukuki süreç başlattı. Dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Ferguson’u "Türkiye’ye karşı bir karalama kampanyası yürütmekle" suçladı.

SHÇEK’in açtığı davanın temel gerekçeleri şunlardı:

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal: Çocukların ve kurumun mahremiyetinin izinsiz bir şekilde ihlal edilmesi.

Yanıltıcı Beyan: Ferguson’un kuruma giriş yaparken kimliğini gizlemesi ve yetkilileri yanıltması.

İstismar: Mağdur durumdaki çocukların, reyting ve siyasi amaçlar uğruna teşhir edilmesi.

2012 yılında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Sarah Ferguson hakkında "özel hayatın gizliliğini ihlal" suçundan dava açtı ve gıyabi tutuklama kararı çıkarılmasını tartıştı. İngiltere ise Ferguson’u iade etmeyi reddetti.

İngiltere İçişleri Bakanlığı, Ferguson’un eyleminin İngiliz yasalarına göre iadeyi gerektirecek bir suç teşkil etmediğini savundu. Bu durum, Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve uluslararası hukuk iş birliği açısından uzun süre tartışılan bir "cezasızlık" örneği olarak kaldı.

Epstein Belgeleri ve 2008 Skandalını Yeniden Okumak

Ferguson o dönemde İngiltere’de kaybettiği itibarını geri kazanmak için "kahraman bir aktivist" rolüne bürünmeye çalıştı ve bu uğurda Türkiye ve çocukları hedef seçerek kirli bir kurguya yeltendi. 2008 yılında ITV'yle ortak şekilde geliştirdiği kurgu, bugün Epstein belgelerinden edinilen bilgilerle birlikte çok daha karanlık bağlantılarla yeniden okunmalı.

Bu bağlamda, çocuk istismarı suçlamalarıyla tarihe geçmiş Jeffrey Epstein ile kurduğu ilişki, yalnızca sosyal bir temas değil; ondan para talep edecek düzeyde yakın ve karşılıklı çıkar içeren bir bağa işaret ediyor.

İşte tam da bu karanlık ilişkinin gölgesinde, Ferguson’un 2008 yılında Türkiye’ye gelerek devlet koruması altındaki çocukların kaldığı bir rehabilitasyon merkezine izinsiz biçimde girip, çocukların mahremiyetini ihlal edecek şekilde gizli çekimler yapması, basit bir "insan hakları aktivizmi ve belgesel" anlatısının çok ötesine geçiyor.

Borçlarını kapatmak için Epstein gibi bir figürle finansal temas kurabilen bir ismin, Türkiye’de çocukların mahremiyetini hiçe sayarak gerçekleştirdiği bu sızma, ister istemez şu soruları gündeme getiriyor:

Ferguson'un söz konusu gizli çekimleri gerçekten yalnızca Türkiye hilafına Avrupa kamuoyunu etkilemeye dönük bir propaganda malzemesi miydi, yoksa Epstein'le ilişkileri çerçevesinde belirli odaklara da sunulmak üzere elde edilmiş kayıtlar mıydı?

Epstein belgelerinde her türlü sapkınlık ve kirlilikle iç içe olduğu görülen bazı Batılı elit ağların, çocukları ve ülkeleri araçsallaştırma alışkanlığının en çıplak örneklerinden biri olan bu olay neden hâlâ tüm yönleriyle aydınlatılamadı?.

Türkiye’de 2008 yılında yaşanan ve İngiltere'yle inişli çıkışlı diplomatik ilişkiler çerçevesinde hukuki bir sarmal yoluyla geçiştirilen bu skandalın bugün Epstein belgeleriyle yeniden anlam kazanması, bu ağların sadece bireysel suçlarla değil, sistematik bir zihniyetle hareket ettiğini gösteriyor.

jeffrey epstein epstein epstein belgeleri sarah ferguson ingiltere türkiye çocuk istismarı skandal diplomatik skandal