Öz Yurdunda Garip, Öz Yurdunda Borçlu: Türk'ün GSS Prim Borcuyla İmtihanı

TAKİP ET

AKP’nin Türkiye’yi içine sürüklediği ve her geçen yıl daha da ağırlaşan ekonomik bunalım ortamında Türk gençliği bir yandan işsizlikle boğuşurken, hiçbir geliri olmamasına rağmen yine AKP hükümeti tarafından almadığı hizmetlerin borçlusu durumuna getiriliyor.

Genel Sağlık Sigortası (GSS) adı altında uygulanan ve hukuksuz bir uygulama olduğu yönünde eleştirilerin hedefi olan zorunlu prim sistemi, milyonlarca Türk vatandaşını fiili bir borçluluk rejimine mahkûm ediyor.

Özellikle yeni üniversite mezunu ya da eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan Türk gençleri, ne istihdama erişebiliyor ne de sosyal güvenlik sistemine dahil olabiliyor.

Buna karşın GSS kapsamında otomatik olarak prim borçlusu haline getirilen Türk gençleri, herhangi bir gelirleri olmamasına rağmen her ay katlanan borçlarla karşı karşıya bırakılıyor. İşsizliğin yapısal hale geldiği, kayıt dışı çalışmanın yaygınlaştığı bir ekonomide GSS, ücretsiz sağlık hakkını güvence altına alan ve anayasada tanımlı sosyal devlet ilkesinin tam aksine, AKP hükümetinin başta Türk gençleri olmak üzere milyonlarca Türk vatandaşına yönelik zorunlu bir tahsilat mekanizmasına dönüşmüş durumda. 

İşsizliğin Aylık Bedeli: 1.981 TL

Bugün Türkiye’de bir gencin sadece "hayatta kalmasının" ve "işsizlikle mücadelesinin" bedeli yılbaşında yapılan zamla birlikte aylık 1.981 TL olarak belirlendi. 

Türk gençleri başta olmak üzere milyonlarca Türk vatandaşı herhangi bir geliri olmamasına rağmen bu fahiş prim üzerinden her ay borçlandırılıyor. Geçtiğimiz yıl 780 TL olan GSS aylık primi, önce yüzde 100 zamla 1.560 TL’ye, ardından yeni yıl zammıyla birlikte neredeyse 2 bin TL sınırına dayanmış durumda.

Aralık 2025 sonunda TBMM’de kabul edilen 11'inci Yargı Paketi ile 2016 öncesine ait GSS borçlarının silinmesi, yandaş medyada "büyük müjde" olarak servis edilmişti. Ancak çok geçmeden madalyonun diğer ve gerçek yüzü, 1 Ocak 2026 sabahı acı bir şekilde ortaya çıktı: 2016 sonrasına ait GSS prim borçlarını kapsayan ve borçlu vatandaşın en azından devlet hastanesinde muayene olabilmesine imkan tanıyan geçici düzenlemenin uzatılmamasıyla birlikte, milyonlarca Türk vatandaşı sağlık sisteminin tamamen dışına itildi.

Ücretsiz sağlık hakkından hukuksuzca mahrum bırakılan milyonlarca Türk vatandaşı, artık GSS prim borçları nedeniyle devlet hastanelerinin de kapılarından geri çevrilecek. 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın temel ilkelerinden biri olan "sosyal devlet" anlayışı, AKP iktidarı boyunca bitmek tükenmek bilmeyen bir iştahla aşındırılırken, 2026 yılı itibarıyla milyonlarca Türk vatandaşı artık sağlık hizmeti alma hakkından tamamen mahrum bırakılmış oldu. Hukuksuzca borçlandırılan GSS mağdurlarının sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için her yıl yenilenen geçici düzenlemenin süresi 31 Aralık 2025'te doldu ve 3 Ocak 2026 itibarıyla herhangi bir yeni düzenleme yapılmadı. 

Deli Dumrul Sistemi

İlk olarak 2012 yılında Türk vatandaşlarına dayatılan zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemi, bir kişinin işsiz olması, kayıt dışı istihdamda yer alması ya da eğitim dışı olması hâlinde GSS kapsamına alınmasını zorunlu kılıyor.

Yürürlükteki mevzuata göre Bağ-Kur'lular ve GSS prim ödeme yükümlülüğü bulunanlar için sağlık hizmetinden yararlanabilmek adına başvuru tarihinde 60 günden fazla prim borcu bulunmaması gerekiyor. Borcu 60 günü aşanlar, borçlarını yapılandırmadıkları sürece sağlık hizmeti alamıyor. Tecil ve taksitlendirme işlemleri devam edenler ise bu kuralın dışında tutuluyor.

Yandaş müteahhitlerin milyarlık vergi borçlarını bir gecede tek kalemle silen AKP hükümeti, 1.981 TL’yi ödeyemeyen milyonlarca Türk vatandaşının sağlık hizmeti alma hakkını yok sayıyor.

Sağlık Hakkından Mahrum Bırakılan Milyonlarca Türk

Milyonlarca Türk vatandaşının hukuksuzca ve bilinçli olarak sağlık hizmetinden mahrum bırakıldığı bu korkunç tablo, AKP’nin sosyal politikalar alanında yıllardır izlediği tercihin bir istisna değil, bilinçli ve süreklilik arz eden bir yönetim anlayışının sonucu olduğunu ortaya koyuyor. 

AKP iktidarının diğer pek çok uygulamasına benzer şekilde GSS üzerinden kurulan bu borçlandırma düzeni, işsizliğin ve yoksulluğun sorumluluğunu Türk gençleri başta olmak üzere milyonlarca Türk vatandaşının sırtına yıkan bir sistemin en görünür parçalarından birini oluşturuyor.

İstihdamı artıracak, sosyal devleti güçlendirecek politikalar yerine devleti "şirket" gibi yönetmekle gurur duyan anlayış,  yol açtığı ekonomik bunalımın faturasını toplumun en kırılgan kesimlerine yüklemeyi bir görev olarak görüyor. 

GSS özelinde gelinen noktada, işsizlikle mücadele eden Türk gençliği ve milyonlarca vatandaş “sisteme yük” kabul edilirken, sağlık hizmeti ise “temel bir hak” olmaktan çıkarılıyor.

Vergi affı, teşvik ve yapılandırmalarla kendisine biatlı sermaye gruplarına cömertçe alan açan iktidarın, konu işsiz gençler, yoksul vatandaşlar veya orta gelirliler olduğunda katı, cezalandırıcı ve dışlayıcı bir tutum sergilemesi yine şaşırtmıyor.  

AKP iktidarının yıllardır devam eden yaklaşımı yalnızca sosyal devlet ilkesini değil, devlet ve millet arasındaki toplumsal sözleşmenin kendisini de aşındırıyor. Sağlık hizmetine erişimi prim borcuna bağlayan iktidarın GSS sistemi, bu haliyle bir sosyal güvenlik mekanizması değil, AKP döneminin en görünür adaletsizlik sembollerinden biri olarak karşımızda duruyor.

akp genel sağlık sigortası gss gss prim borcu borçlandırma ücretsiz sağlık hakkı türkiye sağlık sigorta