Uygur Hareketi, 'Soykırımcı Çin'in Modern Köleliği' Konulu Toplantı Düzenledi
Oslo Özgürlük Forumu sırasında Uygur hareketi; akademisyenleri, medya temsilcilerini ve savunucuları bir araya getirerek Uygur Türkleri soykırımına ilişkin en son gelişmeleri ele aldı.
Oslo Özgürlük Forumu sırasında Uygur hareketi; akademisyenleri, medya temsilcilerini ve savunucuları bir araya getirerek Uygur Türkleri soykırımına ilişkin en son gelişmeleri ele aldı.
“Çin’in Suçlarını Ortaya Çıkarmak: Modern Kölelik ve Etnik Birlik” başlıklı etkinlik, Tayvan Demokrasi Vakfı’nın desteğiyle düzenlendi.
Toplantıda; devlet tarafından dayatılan zorla çalıştırma politikalarının evrilen yapısı, otoriter yönetişimle bağlantıları, soykırımcı Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) baskıcı “Etnik Birlik Yasası” ve bu politikaların Pekin’in küresel ekonomik ve siyasi ajandasına nasıl hizmet ettiği incelendi. Uzmanlar ayrıca bu kısır döngüyü kırmak için kullanılabilecek yasal çerçevelere örnekler sundu.
ÇKP'nin Yeni Soykırım Yöntemleri ve Tibet Parallelliği
Campaign for Uyghurs İcra Direktörü Rushan Abbas, Çin’in zorla çalıştırma politikalarını gizlemek için kullandığı yeni yöntemleri açıkladı. Açık tutuklama yerine örtülü zorlama yöntemleri uygulayarak ÇKP’nin soykırımının vahşetini izlemeyi zorlaştırdığını, ancak Uygur medeniyetini silme şeklindeki uzun vadeli hedefine ulaşmaya devam ettiğini belirtti. Abbas, zorla çalıştırma ile sözde “Etnik Birlik Yasası” arasındaki ilişkiyi de anlattı; bu yasanın, “doğru” tarih görüşünün benimsenmesini zorlayarak, dini uygulamaları yasaklayarak ve çocuklara Mandarin eğitimini zorunlu kılarak bu ajandayı desteklediğini ifade etti.
Dr. Lobsang Sangay bu görüşleri doğrulayarak aynı politikaların Tibet’te de uygulandığını belgeledi. Aynı zamanda ÇKP’nin çeşitliliği yok etme çabasının uluslararası alanda meşruiyetini zedeleyerek kendi zayıf noktası olabileceğini olumlu bir not olarak vurguladı.
Kolonyalizm, Ekonomik Baskı ve "Labubu" Skandalı
Antropolog Dr. Rune Steenberg, Uygurların topraklarının sistematik olarak ellerinden alındığını, kaynaklardan yoksun bırakıldıklarını ve bunun kolonyalizme benzer bir süreç olduğunu dile getirdi. Zorla çalıştırmanın Çinli şirketlere sağladığı ekonomik avantajın, Çin hükümetinin küresel piyasaları etkilemek ve diğer hükümetler üzerinde siyasi baskı uygulamak için kullandığı ekonomik sermayeyi nasıl güçlendirdiğini de aktardı.
Uygur hareketi İletişim Asistanı Mehliya Çetinkaya, "Labubu" bebek skandalını örnek vererek zorla çalıştırmanın uluslararası ürünlere nasıl bulaştığını somut bir şekilde gösterdi. Bu tür meselelrin tüketiciler tarafından modern köleliğe karşı bir çağrıya dönüştürülmesi gerektiğini ve bunun bir fırsat olduğunu belirtti.
Uluslararası Yasalar ve Küresel Sorumluluk Çağrısı
Uygur Geçiş Dönemi Adalet Veritabanı Koordinatörü Adiljan Abdurehim, uygulamanın önemine değinerek belirli ülkelerin kirli ürünleri dışarıda tutmak için mevcut uluslararası yasalarından bahsetti. ABD’nin Uygur Zorla Çalıştırma Yasası gibi, Sincan’dan gelen ürünlerin varsayılan olarak köle emeğiyle üretildiğini kabul eden düzenlemelerin, şirketlerin yalnızca kendi beyanına dayanan mekanizmalardan çok daha etkili olduğunu vurguladı. Konunun küresel olduğunu belirterek, ülkelerin modern köleliği durdurmak için birlikte hareket etme etik sorumluluğu taşıdığını ifade etti.
Toplantı boyunca öğrenciler, aktivistler, gazeteciler ve endişeli vatandaşlar da görüşlerini paylaşarak tartışmayı zenginleştirdi. İlham verici sorularıyla dinamik bir ortam oluştu; bu sayede Uygur Türkleri'nin hala yaşadığı baskı ortaya kondu ve güçlü bir eylem çağrısı yükseldi.
Uygur hareketi İcra Direktörü Rushan Abbas,
“Çin Komünist Partisi Uygur halkına yönelik soykırımını durdurmadı. Tibet ve diğer etnik gruplara yönelik baskısını da hafifletmedi. Evrilmiş zorla çalıştırma uygulamaları ve sözde ‘Etnik Birlik Yasası’ yalnızca farklı teslim mekanizmalarıdır
Yuvarlak masanın tüm konuşmacılarına ve katılımcılarına, Çin hükümetinin bu kötücül uygulamalarına son verme acil çağrısına seslerini kattıkları için teşekkür ediyorum. Ayrıca Oslo Özgürlük Forumu düzenleyicilerine, ÇKP’nin otoriter yönetiminin bu en yeni boyutlarını gün ışığına çıkarma fırsatı verdikleri için minnettarım.”
şeklinde konuştu.