Avrupa Birliği’nin (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 30 Nisan’da Financial Times'a verdiği röportajda, “AB, Rusya’nın Kırım’ı ilhakını hiçbir koşulda tanımayacaktır” diyerek Avrupa’nın net tutumunu bir kez daha vurguladı.
Kallas’ın açıklamaları, Trump yönetiminin Ukrayna’yı Rusya ile barış anlaşmasına zorladığına dair endişelerin arttığı bir dönemde geldi. Trump’ın önerdiği barış planı Kırım üzerindeki Rus işgalinin, de jure (hukuken) tanınmasını ve diğer Ukrayna topraklarındaki işgallerin de facto (fiilen) kabulünü içeriyor. Ayrıca, 2014’ten bu yana Rusya’ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasının da planın bir parçası olduğu ifade ediliyor.
Kallas, “Avrupa tarafı olarak defalarca söyledik. Kırım Ukrayna’dır. Ama tabii ki ABD adına konuşamayız ve ne yapacaklarını bilemeyiz” dedi.
Trump yönetiminin Ukrayna barış görüşmelerinden çekilmesi ve Moskova ile yeniden diplomatik ilişki kurması ihtimaline karşı AB'nin yaptırımları sürdürmek için bir "B Planı" hazırladığını belirten Kallas, bu planın da Macaristan tarafından engellenebileceği uyarısında bulundu. Temmuz ayında AB ekonomik yaptırımlarının yenilenmesi için oybirliği gerekiyor ve Macaristan süreci tıkayabilecek ülkeler arasında.
Rusya Bu Gücü Tekrar Kullanmak İsteyecektir
Kallas, bazı Avrupa hükümetlerinin ABD’nin desteğini çekmesi durumunda onun izinden gitmeyi düşündüğünü belirtti ancak bunun “yalancı bir umut” olduğunu söyledi. “Çünkü %9’dan fazla GSYİH’sini orduya harcayan bir Rusya var ve bu gücü tekrar kullanmak isteyecektir” dedi.
ABD’nin askeri desteği çekmesi durumunda AB’nin Ukrayna’ya mali yardımda bulunabileceğini ancak askeri boşluğu doldurmanın son derece zor olacağını itiraf eden Kallas, Avrupa'nın hâlâ Washington ile birlikte çalışmaya ve ABD’yi Rusya’nın savaşı kazanmasının kendi çıkarına da aykırı olduğuna ikna etmeye çalıştığını vurguladı.
Trump, başkanlığının başında savaşı hızla sona erdirme sözü vermişti ancak hem Kiev hem de Moskova, Washington’un sunduğu barış tekliflerinin kilit maddelerine karşı çıkıyor. Mart ayında ABD’nin önerdiği 30 günlük ateşkesi kabul eden Ukrayna’ya karşın, Moskova bu öneriyi reddetmiş ve Batı’nın Ukrayna’ya yaptığı tüm askeri yardımların durmasını talep etmişti.
Öte yandan, 18 Mart’ta Trump ile Putin arasında yapılan bir telefon görüşmesi sonucu Ukrayna'nın enerji altyapısını kapsayan kısmî bir ateşkes ilan edilmişti. Ancak bu ateşkes de Rusya tarafından defalarca ihlal edildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 23 Nisan’da Hindistan’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya ve Ukrayna barış tekliflerini kabul etmezse ABD’nin görüşmelerden tamamen çekileceğini söyledi.
Kırım Tatarlarına Yönelik Baskılar Sürüyor
AB’nin "Kırım Ukrayna’dır" vurgusunun ardında sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda bölgedeki insan hakları ihlalleri de yatıyor.
Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı ilhakından bu yana özellikle Kırım Tatarlarına yönelik sistematik baskılar artarak devam ediyor. Aktivistler, gazeteciler ve sıradan vatandaşlar keyfi tutuklamalar, ev baskınları ve kültürel baskılarla karşı karşıya kalıyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları, Kırım’daki Tatar halkının yok sayıldığını ve Rusya’nın bölgedeki yerli Türk halkına yönelik bir sindirme politikası yürüttüğünü raporluyor.








