Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu'nda bugün, 8 Aralık tarihinde gerçekleşen 2026 bütçesi görüşmelerinde önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarına tepki gösteren Özel,
"Cevdet Yılmaz şu şekilde anlattı: 'Tarımda eksi yüzde 12.7 büyüme kaydettik.' Eksi 12.7 büyüme kaydedilmez. Eksi 12.7 Büyüme istediği gibi olmadığında ılımlı ama istikrarlı büyüme performansı sergileyenler 2002'den beri en düşük emekli maaşının yüzde 640 artış kaydettiğini söyleyenlerin bu mahcubiyetini anlıyorum ama siyaset her zaman iktidar olmak her zaman kazanmak, her zaman alkış almak değil, hele hele bu kadar berbat bir performanstan sonra bu kürsüye çıkıp öz eleştiri yapmayı da ister. Öz eleştiri bekler"
dedi.
"Devletleri kuran da egemenliğin sahibi olan da millettir"
Özel yaptığı konuşmada,
"Bizler bin yıldır insanı yaşat ki devlet yaşasın geleneğine sahibiz. Şüphesiz devletleri kuran da egemenliğin sahibi olan da millettir. Devlet ise insanı yani milleti koruyup yaşatmak için vardır. İnsanı yaşatma sorumluluğunun hakkıyla yerine getirilip getirilmediğini görmek için ilk yapılacak şey o ülkenin bütçesine bakmaktır. Bütçeler devletin aynasıdır. Bütçe hakkı, insanlık tarihinin en önemli kazanımlarından biridir"
ifadelerini kullandı. Kralların, padişahların döneminin geride kaldığının altını çizen Özel,
"Milletten ne alınıp ona ne verileceğine tek adamlar veya etraflarındaki dar bir zümre karar veriyordu. 12'nci yüzyılda ilk kez kralın vergiye tek başına karar vermeyeceği yazı altına alındı. 17'nci yüzyıla temsil yoksa vergi de yok itirazı damgasını vurdu. Devletin parasını nasıl topladığı, ne için harcadığı ve bunun hesabını nasıl verdiği konusu rejimler için ayrım noktasıdır, rejimler için nasıl bir rejim olduğunun en önemli göstergesidir, aynasıdır.
Bütçe millet için yapılmıyorsa o zaman meclis sadece bir bina, genel kurul salonu adeta bir dekor, milletin varlığı sadece seyircilik, demokraside orada atılan repliklerden ileriye gitmez. Tiratlardan ileriye gitmez. O yüzden bugün burada konuştuğumuz şey sadece teknik bir metin, kalem kalem rakamlar gelir gider tabloları değildir. Öyle olmayacak.
Bütçe Kanunu kimlerin servetinin büyüyeceğine, kimlerin ekmeğinin küçüleceğine, kimlerin aslan payını alacağına, kimlerin kemer sıkacağına karar verilen siyasi tercihlerin yansıdığı metinlerdir.
Bütçeyi hazırlayarak milletin işi ve aşı üzerinde siyasi tercihlerde bulunan iktidar sahiplerinin bu bütçeyi sahiplenmeleri gerekir. Bu yönetim sistemi başladığında bu tek kişilik hükümet sistemidir, bakanlar artık atanmıştır, o yüzden meclise karşı sorumluluğu yoktur,
Meclis'e karşı tek sorumlu Cumhurbaşkanıdır yaklaşımını hatırlatır, CHP 1 Ekim'de uğradığı haksız saldırılardan dolayı bir günlüğüne bir konuşmayı dinlemeye gelmedi diye Meclis'e saygısızlık yapıldı diyenlere bugün bütçenin gerçek, tek sahibi ve tek sorumlusunun Meclis'e gelip bütçesini anlatmak, savunmak, eleştirileri dinlemek yerine İstanbul'da olduğunu hatırlatmak ve Meclis'e saygı olacaksa bir ritüelin olduğu gün gelip bu kürsüden siyasi bir konuşma yapmakla değil gelip bu millete bütçenin hesabını vermekle olur. Allah kimseyi yaptığı bütçenin hesabını millete vereceği yerde olma cesaretinden mahrum bırakmasın."
"Pırlantadan, elmastan, lüks araçlardan ÖTV'nin alınacağı bir vergi düzeni öneriyoruz"
Uzun bir çalışma sonucunda CHP olarak parti programlarını yenilediklerini belirten Özel,
"Biz vergiyi kemer sıkan tabana değil tabana yayan bir anlayışta olacağımızı ifade ederek, dolaylı vergileri ilk elden Avrupa ortalamasına yani yüzde 30'lara düşüreceğimizi, gelir vergisinin ilk dilimini yoksulluk sınırı hesabıyla yükselterek neredeyse bir milyon liranın üzerine çıkana kadar yıllık gelir ilk dilimden vergi alınacağını, şirket giderlerinin vergiden düşüldüğü ama vatandaşın zorunlu harcamalarının vergiden düşürmediği bu düzene itirazımızı, vatandaşın eğitim, kira, sağlık harcamalarının doğrudan vergiden düşeceği, mutfak tüpünden tırnak makasından, elektrikli süpürgeden değil, pırlantadan elmastan, lüks araçlardan ÖTV'nin alınacağı bir vergi düzeni önerdiğimizi ifade etmek isterim.
Bütçenin adaletli oluşması, adaletli dağıtılması lazım. Bütçe oluşumunda adalet yok. Bir de dönüp dağıtımına bakmak lazım. Ve bir şey konuşacaksak önce eğitimi konuşmak lazım.
Anketlerde halkın yüzde 70'i eğitimden memnun olmadığını söylüyor. AK Parti'nin seçmeninde de oran yüzde 60'la 65 arasında memnuniyetsizliğe denk geliyor. Gelir seviyesi düştükçe kadın AK Parti seçmeninde memnuniyetsizlik yüzde 78'e kadar tırmanıyor."
ifadelerini kullandı.
"Samandan mercimeğe ithalat bağımlısı bir ülke olduk"
Geçmişte Türkiye'nin tarımda kendi kendine yeten ender ülkelerden biri olduğunun altını çizen Özel,
"Şimdi samandan mercimeğe ithalat bağımlısı bir ülke olduk. Gıda enflasyonunda OECD'de birinci, dünyada üçüncüyüz. Türkiye, dünyada gıda enflasyonu en yüksek üçüncü ülke durumunda. 2001'de tarım yapılan iki buçuk milyon hektar arazide bugün tarım yapılmıyor. Bir Trakya'dan büyük toprak, bundan daha fazla bir alanda artık çiftçiler yok. Çiftçinin ortalama yaşı AK Parti geldiğinde 30'du bugün 58.. Tarımda çalışan sayısı 7,5 milyondu, 4,5 milyona düştü.
Gayri safi milli hasılanın yüzde 1'inin destekleme olarak çiftçilere verilmesi gerekiyor. Binde iki getirmişsiniz. 772 milyar yapılması gereken destekleme için bu sene 168 milyar lira yazmışsınız. Bu 772 milyarı çiftçiye verseniz bugünkü desteklemenin beş katını alacak, siz parayı oraya vermiyorsunuz ama vazgeçilen gelirler hanesine neredeyse bu paranın aynısını yazıyorsunuz. Hayvancılıkta ağır sorunlar var.
Denetim eksikliği, kontrolsuz ithalat, sınırdan kaçak geçişlerin sebebiyetiyle şap hastalığı 100 binlerce hayvanın telef olmasına, besicilerin ağır mali kayıplarına neden oldu. Bakanlık farketmekte, önlem almakta, aşıyı getirmekte gecikti. İthal aşı alıp yaptıranlar hayvanlarını kurtardılar. Gelen aşıların da etkisiz olduğu en çok konuşulan konulardan bir tanesi. Hayvancılıkta desteklemeler yetersiz. Sonuç kırmızı etin dünya ortalaması yedi dolarken Türkiye'de 21 dolar. Şaka değil. Dünyada kırmızı et yedi dolar. Türkiye'de 21 dolar. Almanya'da asgari ücret 2 bin 100 dolar. Türkiye'de 480 dolar. Hans 2 bin 100 dolar alıp kırmızı eti yedi dolara yiyor, bizimki 400 dolar alıp kırmızı eti 21 dolara yemeye çalışıyor. Ve buna çözüm bulması gerekirken son üç yılda 2.8 milyar dolarlık hayvan ithalatı 1.4 milyar dolarlık et ürünü ithalatı yapılmıştır. Bu ülkede kendi şirketinden dezenfektan satın alan Ticaret Bakanı'ndan sonra kendi şirketinden et ihalesi alan Et ve Süt Kurumu Müdürü de AK Parti'nin kara düzenine nasip olmuştur. Biz iktidarımızda çiftçiye, kanundaki destekleri vereceğiz. Zaten kanuna aykırı bir bütçeyi buraya nasıl getirmeyi içinize sindiriyorsunuz anlayabilmiş değiliz.
Çiftçinin kullandığı mazottan, KDV ve ÖTV'yi kaldıracağız. Bizi bugün dinleyen çiftçi kardeşlerimiz için söylüyorum: CHP iktidarda olsa bugün mazot 58 lira değil, 33 lira olacak. Çiftçi kredilerinin faizlerini silip anaparayı beş yıla yapılandıracağız. Türkiye ithal eden değil, üreten bir ülke olacak. Tarlada 10 lira, markette 100 lira dönemi, utancı artık son bulacak. Üreticinin de, tüketicinin de mutlu olduğu yeni bir düzen kurulacak."
ifadelerini kullandı.








