Uygur Hareketi, Ramazan Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Uygur Türklerinin bu yıl da bayramı ağır baskılar altında karşıladığını duyurdu.
Kızıl Çin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik sistematik baskı ve asimilasyon politikalarının sürdüğü vurgulanırken, bayramın Uygur Türkleri için sevinçten çok ayrılık, korku ve baskı anlamına geldiği ifade edildi.
Uygur Hareketi tarafından yayınlanan açıklamada, Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine yönelik dini ve kültürel kısıtlamaların ulaştığı boyutlar tekrar gözler önüne serilirken Ramazan ayı süresince Uygurların oruç tutmalarının engellendiği ve kişilerin oruç tutmadıklarını ispatlamaları için zorla yemek yemeye maruz bırakıldığı aktarıldı.
Yine Ramazan ayı boyunca sahur ve iftar vakitlerinde düzenlenen resmi programlarla, geleneksel dini ritüellerin sekteye uğratıldığı ifade edilen açıklamada, bölgedeki camilerin yaklaşık üçte ikisinin yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü hatırlatıldı. Ayakta kalan yapıların ise dini işlevlerinden uzaklaştırılarak farklı amaçlar için kullanıldığı bildilirken, sakal bırakmak, başörtüsü takmak veya çocuklara dini isimler vermek gibi temel kimlik unsurlarının suç kapsamına alındığı vurgulandı.
“Bayram, Ayrılığın Sembolü Haline Geldi”
Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas açıklamasında, Uygurlar için bayramın artık bir araya gelme değil, ailelerden koparılmanın simgesi haline geldiğini vurguladı.
Abbas, çok sayıda Uygur'un keyfi şekilde gözaltına alındığını ve ailelerinden ayrı tutulduğunu belirterek, diasporadaki Uygurların da yakınlarıyla bayramı birlikte kutlayamadığını ifade etti.
Açıklamada, uluslararası topluma Uygur halkıyla dayanışma çağrısı yapıldı. Zorla çalıştırma ile bağlantılı ürünlerin boykot edilmesi ve Çin yönetiminin insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulması gerektiği vurgulandı.








