İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başdanışmanı E. Tümgeneral Rafet Kılıç, hukuksuz tutukluluğu süren emekli Kurmay Albay Orkun Özeller’e hitaben bir açık mektup yayımladı.
Kılıç "Kahraman Kardeşim Orkun" hitabıyla başladığı mektubunda, "Senin de her fırsatta dile getirdiğin gibi; bu yeni “açılım süreci”ni yeniden gündeme getirenlerin, dünyanın en azılı terör örgütlerinden biri olan PKK’yı meşrulaştırma çabalarına ve onun kurucusu, bebek katili Öcalan’a “kurucu önder” denmesine Türk milleti asla razı olmayacaktır. ifadelerini kullandı.
Kılıç'ın Özeller'e mektubunun tam metni şu şekilde:
"Kahraman Kardeşim Orkun,
Mektubuma başlamadan önce sana selam eder, Silivri’de görüşebildiğin (eğer varsa), neden ve nasıl tutuklandığını bile bilmeyen ya da anlayamayan cezaevi arkadaşlarınla birlikte bir an önce bağımsız bir yargı ile tanışmanızı temenni ederim.Haksız tutukluluğunun 18'inci gününde sana bir mektup yazmaya karar verdim. Çünkü sen tutuklandığından beri bizlere, unutmak üzere olduğumuz o kıymetli mektup yazma hasletimizi yeniden hatırlattın. Yazdığın mektuplar, yalnızca vatan ve millet sevgisiyle dolu cesur bir yüreğe sahip olduğunu değil; aynı zamanda muazzam kuvvetli bir kaleme sahip olduğunu da gösterdi.
Üç gün önce, 2 Ekim’de, sözde “Terörsüz Türkiye”, gerçekte ise bir yıkım projesi olan çalışmanın 13. toplantısı yapıldı. Hani başından beri bu komisyonda hiçbir pazarlık ya da ön koşul olmayacağı; Anayasa değişikliğine ilişkin hiçbir konunun görüşülmeyeceği söylenmişti ya… Maalesef öyle değilmiş.
17 Eylül’deki 10. toplantıda sözüm ona akademisyenlere yaptırılan değerlendirmeler gibi, bu son toplantıda da hukukçular aracılığıyla Anayasa’nın 42., 66. ve 127. maddelerinin değiştirilmesine yönelik görüşler dile getirildi.
Anlaşılan o ki, anayasal dayanağı olmayan ve Meclis Başkanı tarafından kurulan bu komisyon, sonunda bir rapor hazırlayacak. Bu raporda da Anayasamızın:
- 42. maddesinde eğitim diline ilişkin,
- 66. maddesinde “Türk milleti” tanımına dair,
- 127. maddesinde ise yerel yönetimlerle ilgili düzenlemelere yönelik değişiklik teklifleri,
milletimizin önüne komisyon önerileri olarak sunulacak.Komisyonda nitelikli çoğunluğu garanti altına aldıkları için, kararlara şerh koyan ya da karşı oy veren üyelerin varlığı da yalnızca bu kararların meşruiyetine hizmet eden bir araç olarak kullanılacak.
Ancak senin de her fırsatta dile getirdiğin gibi; bu yeni “açılım süreci”ni yeniden gündeme getirenlerin, dünyanın en azılı terör örgütlerinden biri olan PKK’yı meşrulaştırma çabalarına ve onun kurucusu, bebek katili Öcalan’a “kurucu önder” denmesine Türk milleti asla razı olmayacaktır.
PKK’nın, Kürt kardeşlerimizin temsilcisiymiş gibi gösterilmeye çalışılması; Kürt kardeşlerimize büyük bir haksızlık, Türk milletine ise açık bir ihanettir.
Türk milleti, senin bu konudaki dik duruşundan rahatsız olanların, seni ve aileni açıkça tehdit ettiği günlerde dahi, bu kendini bilmezlerin hukuk önünde hesap vermesini bekliyordu. Ancak onlardan hesap sorulması bir yana, senin “milleti kin ve nefrete teşvik” gibi zorlama bir isnatla tutuklanman, toplumda derin bir rahatsızlık yaratmıştır.
Ordu’dan Silivri’ye götürülmen esnasında sana ihtiyaç molasını çok gören ve bir bardak çay vermeyenlere karşı da tarifi mümkün olmayan duygular oluşmuş durumda.
Bununla birlikte, PKK terör örgütünün ve terörist başının gerçek yüzünü ortaya koyan; bu sürecin bir “yıkım projesi” olduğunu açıkça ifade eden uyarılarınla yaktığın kıvılcım her geçen gün büyüyor. Ve artık bunun önünde kimse duramaz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta dile getirdiği Gençliğe Hitabe’deki direktiflere sımsıkı bağlı olan Türk milleti, üniter yapısının bozulmasına ve demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerine yöneltilen hiçbir tehdide boyun eğmeyecektir.
Suriye’de SDG adı altında ABD’nin paralı askeri hâline gelen PKK’nın, vatanımızdan bırak bir parça toprak; bir çakıl taşı, hatta bir kum zerresi bile koparmasına asla müsaade edilmeyecektir. Bu nedenle sen gönlünü ferah tut, kardeşim.
Bu arada dün, Ankara’daki kitap fuarında senin kitaplarının yer aldığı stantta, Mustafa Kemal’in askerleri olarak gururla hazır bulunduk. İsimlerini tek tek sayamayacağım kadar çok sayıda vatanseverin sana selamı var.
Aslında yazacak daha çok şey var; ama mektubu bir yerde kesmek zorundayım. Şimdilik burada noktalıyorum.
Mektubuma son verirken; seninle birlikte Silivri’de haksız yere, tutuklu bulunan herkesin bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını temenni ediyorum.
Selam ve dua ile,
Rafet KILIÇ"








