Haberler
Giriş Tarihi : 10-03-2021 00:46   Güncelleme : 10-03-2021 00:46

AKP Sözcüsü Çelik: Gerekli Karşılıkları Diplomatik Düzeyde ve Sahada Vereceğiz

AKP Sözcüsü Ömer Çelik Arap Birliği'nin yayımladığı Türkiye karşıtı bildiri, Yunanistan'ın Türkiye karşıtı faaliyetleri ve Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerine dair açıklamalar yaptı.

AKP Sözcüsü Çelik: Gerekli Karşılıkları Diplomatik Düzeyde ve Sahada Vereceğiz

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalar yaptı. 

ARAP BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE’YE YÖNELİK YAYIMLADIĞI BİLDİRİ

Dış politikada yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yapan AKP Sözcüsü Çelik, Arap Birliği'nin Türkiye'ye yönelik yayımladığı bildiriyi doğru bulmadıklarını bir kez daha yineledi. Burada Türkiye ile ilgili olarak alınan kararların hepsinin mesnetsiz olduğunu söyleyen Çelik, “Türkiye'nin terörle mücadele hakkı, ulusal güvenliğini korumak hakkı çerçevesinde yaptığı girişimlerin Arap topraklarının bütünlüğüne, Arap devletlerine bir saldırı gibi sunulmasının hiçbir mesnedi yok. Bu karara imza atan Arap devletleri de bunu çok iyi biliyor. Türkiye her zaman Arap devletlerinin egemenliğini, esenliğini ve toprak bütünlüğünü savunuyor. Ama herhangi bir komşumuzdan bize dönük bir terör saldırısı olduğu zaman eğer o komşumuz egemen bir devlet olarak bu terör unsurlarını temizleyemiyorsa ya da Türkiye'ye yapılan bu saldırılara gereken cevabı veremiyorsa bizim müdahale etmemiz de kaçınılmazdır. Bu kararlardan büyük üzüntü duyduğumuzu, Türkiye'ye husûmet üretmek isteyen bazı ülkelerin güdümünde alınan bu kararların doğru olmadığını ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

YUNANİSTAN’IN TÜRKİYE’YE KARŞI FAALİYETLERİ

Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı faaliyetlerini yoklama görüşmelerine rağmen sürdürmesinden büyük üzüntü duyduklarını vurgulayan Çelik, 25 Ocak'ta başlayan yoklama görüşmelerinin devam edeceğini belirtti. Yunan tarafına aynı üslûbu, söylemleri kullanmaktan vazgeçmeleri gerektiğini söylemelerine rağmen bunu devam ettirdiklerini belirten Çelik, konuya ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arap Birliği'nin Türkiye karşıtı kararına, Yunanistan'ın memnuniyetini açıklamasını not ettiğimizi ifade etmek isterim. Mısır, Akdeniz'de hidrokarbon arama bölgelerine izin verince Yunanistan bundan büyük bir telaşa düşerek yine bir Türkiye karşıtı bir faaliyete başladı. Yunan Dışişleri Bakanı Kahire'ye gitti, Mısır Dışişleri Bakanı ile görüştü. Bu faaliyetini de Yunanistan'ın not ediyoruz. Dostluk forumu adı altında Türkiye'ye bir husumet formu organize etmeye çalışıyor. En son yaptıkları açıklamada reddettiğimiz bu forumun reddettiğimiz kararlarını hayata geçirmek için çalışacaklarını Yunan Dışişleri Bakanı açıkladı. Bunu da not ediyoruz. Gerekli şekillerde gerekli karşılıkları diplomatik düzeyde ve sahada vereceğimizden kimsenin bir kuşkusu olmasın. Yunanistan'ın, KKTC'ye ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne saygılı bir şekilde müzakere masasında sonuç araması her şeyden daha kıymetlidir."

TÜRKİYE'NİN MISIR İLE İLİŞKİLERİ

Basın mensuplarının da sorularını yanıtlayan Çelik, bir gazetecinin, “Mısır ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik mesajlar var. Bu konu MYK'de gündeme geldi mi?” şeklinde yönelttiği soruya şu cevabı verdi:

"Mısır önemli bir ülke. Mısır devleti ve halkıyla tarihten gelen çok güçlü bağlarımız var. Mısır ile diplomatik ilişkilerin aksamasının nedeni bellidir. Burada Mısır halkının geleceğine ve Mısır'da demokrasinin yerleşmesine dönük kaygılarımız ve bu konudaki siyasî tutumumuz net bir şekilde ifade edilmiştir. Şimdi Akdeniz'de yeni bir durum var. Sadece gaz meselesi ile ilgili olarak değil, Suriye meselesi söz konusu olduktan sonra Akdeniz'de dünyadaki bütün ülkelerin savaş gemileri yerleşmişti. Arkasından Libya meselesi söz konusu olduğunda bu daha da arttı. Bu hidrokarbon kaynaklarının kullanılmasıyla ilgili ortaya çıkan büyük hareketlilik, Akdeniz'de kıyıdaş olan ülkelerin birbiriyle daha çok konuşmasını, ortak formüller bulmasını gerektiriyor. Mısır'la bunları konuşabilecek zeminlerimiz vardır. Türkiye geçmişteki ilkeli tutumundan herhangi bir şekilde vazgeçmiş değildir. Fakat bölgedeki bu gelişmelerin konuşulmasıyla ilgili zaruretler açısından da bu mekanizmalar her aşamada mümkündür. Bu, karşılıklı olarak aynı yaklaşımın söz konusu olmasına bağlıdır."