Türk Dünyası
Giriş Tarihi : 01-10-2021 16:18   Güncelleme : 01-10-2021 16:18

Çin'in Doğu Türkistan'ı İşgali 5 İlde Protesto Edildi

Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali, işgalin 72. yıl dönümünde 5 ilde gerçekleştirilen eylemlerle protesto edildi.

Çin'in Doğu Türkistan'ı İşgali 5 İlde Protesto Edildi

Uluslararası Doğu Türkistan STK'lar Birliği tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı eylemlerle birlikte Çin'in Doğu Türkistan'ı haksızca işgali protesto edildi. İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Konya ve Kastamonu'da gerçekleştirilen eylemlerde Çin'in Doğu Türkistan'a yaptığı işgal ve soykırım politikalarına karşı çıkıldı.

Yapılan basın açıklamasında Çin'in işgal ettiği Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan gibi ülkelerde asimilasyon ve soykırım politikaları izleediği belirtilerek "1 Ekim 1949’da Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistan, 1955 yılında 'sözde' Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi adı altında Çin tarzı bir özerk bölgeye çevrilmiştir. Sözde özerk bölge kisvesiyle Çin terörü altında yaşam mücadelesi veren Müslüman Türk halkı, 72 yıldır işgalci Çin’in bitmek bilmeyen işkence, zulüm, soykırım ve asimilasyon uygulamalarının hedefi olmaktadır" denildi.

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Kuruluşundan bu yana baskı ve sindirme politikalarını şiddetle devam ettiren işgalci Çin, Mao Zedung’un başlattığı 'Kültür Devrimi' adı altında Doğu Türkistan halkının medeniyet mirasını yerle bir etmiş ve manevi değerlerini tarihten silmek için uğraşmıştır. Bu doğrultuda 'Pan Türkçü ve Pan İslamcı' diyerek hedef gösterilen tarihi eserler yok edilmiş, değerli aydınlar ortadan kaldırılmıştır. İnsanların hayatları hiçe sayılarak Doğu Türkistan topraklarında defalarca nükleer deneme yapılmış, zorunlu kürtaj uygulamalarıyla Müslüman Türk nüfus yok edilmeye çalışılmıştır.

Çin Terörü İşgal Ettiği Yerlerde Nazi Yöntemlerini Kullanıyor

Çin terörü, yönetimi ele geçirdiğinden beri genelde Çin halkına, özelde ise Doğu Türkistan, Tibet ve İç Moğolistan gibi işgal ettikleri bölge halklarına 'terörizm, dinî aşırılık, bölücülük' gibi bahanelerle saldırmaya her zaman devam etmiştir.

Dün olduğu gibi bugün de süregelen zulüm uygulamaları insanlık dışı Nazi yöntemlerini aratmamaktadır.

Uygulamalar neticesinde Doğu Türkistan’daki kutsal öneme sahip 16 bin cami yıkılarak barlara ve eğlence merkezlerine çevrilmiştir. Dini âlimler, cemaat önderleri, ünlüler, gazeteciler, yazarlar ve zengin iş adamları hapse atılmış, şehit edilmiş ve türlü işkencelere maruz bırakılmıştır. “Melek Yuvası” adı verilen “Utanç Kampları”nda hapsedilen milyonlarca Doğu Türkistanlı çocuk, Çin kültürü ve diliyle yetiştirilmeye, densizleşmeye zorlanmıştır. Bölgede yaşayan insanların kendi kimlikleriyle yaşama, ailelerin evlatlarını eğitme özgürlükleri elinden alınmıştır. Çin’in Doğu Türkistan’daki yöntemleri, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana etnik ve dini kimlikleri nedeniyle en fazla kişinin tutuklandığı, şiddet gördüğü ve öldürüldüğü uygulamalar olarak tarihteki yerini almıştır.

Çin Terörü Uluslararası Bir Tehdit Haline Gelmiştir

Değerli basın mensupları; Çin terörü, bugün yalnızca işgal ettiği topraklarda değil uluslararası boyutta bir tehdit hâline gelmiştir.

Ürettiği ucuz mallar ve teknolojik ürünlerin yanında dünyaya emperyalist politikalarını da ihraç etmektedir. Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları İzleme örgütü, Dünya Bankası gibi uluslararası dengeyi ve ortak insanlık değerlerini korumak amacıyla kurulan kurumları istila etmiş ve kendi menfaatine hizmet ettirmeye çalışmıştır. Afrika ve Orta Asya devletlerinin düşürüldüğü borç tuzağı neticesinde bu bölgelerdeki ülkelerin kendi topraklarındaki egemenlik haklarına tecavüz edilmiştir. Limanlar ve otoyollar gibi stratejik öneme sahip yerlere el koyan 'Emperyalist Çin' bu yerleri kendi ticari projeleri için sömürgeci bir anlayışla kullanmaktadır.

Adalet, barış, eşitlik ve antiemperyalizm söylemlerini dillendiren işgalci Çin, söyleminin tam zıttı bir karaktere sahiptir.

Sözde Eğitim, Gerçekte Toplama Kampları

Bu Çin terörü, 2017’den itibaren 8 milyondan fazla Doğu Türkistan Türkü’nü sözde 'eğitim kamplarında' tutsak olarak tutmuştur. Bu faşizan soykırımcı uygulama uluslararası arenada insan haklarını savunan birçok kuruluş ve devleti de harekete geçirmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Çinli yetkililerin insanlığa karşı işledikleri suçlar ve soykırım iddiaları nedeniyle soruşturma yapmaya çağrılmıştır. Başta ABD, Kanada ve Hollanda gibi devletler Çin’in Doğu Türkistanlılara yönelik insan hakları ihlallerini soykırım olarak nitelendirmiştir.

Uluslararası kamuoyunun bu karşı çıkışları ve lanetlemelerine rağmen işgalci Çin terörü hâlâ Nazi soykırım uygulamalarını sürdürmekte ve işkence kamplarını açık tutmaktadır. Dünyada özgür kitle iletişiminin yaygın kullanıldığı çağımızda, diasporada yaşayan Doğu Türkistanlılar 2017’den beri aileleri ile iletişim kuramamaktadır.

Doğu Türkistan'da Soykırım Suçu Tüm Unsurlarıyla İşleniyor

Bugün soykırıma maruz kalan Doğu Türkistan’da; 

  • İnsanlar ceza evlerine, gözaltı merkezlerine, toplama kamplarına mahkûm bırakılmaktadır,
  • Toplama kamplarında tutulan 8 milyon insan işkence, organ çalma, sistematik tecavüz ve yasa dışı tıbbi deneylere maruz kalmaktadır,
  • İnsanlar Çinli şirketlerde köle işçi olarak çalıştırılmaktadır,
  • Yaşlılar ve hastalar sağlık imkânlarından yoksun bırakılmaktadır,
  • Genel kısırlaştırma yöntemleri uygulanmaktadır,
  • Dinî ibadet ve eğitim yasaklanmıştır,
  • 30 bini aşkın cami ve kutsal mekân tahrip edilmiştir,
  • Doğu Türkistanlılara yurt içi ve yurt dışı seyahat kısıtlamaları uygulanmaktadır,
  • İş insanları ve varlıklı bireylerin mallarına el koyulmaktadır,
  • İnsanlar Çin’in iç bölgelerine sürgün edilmekte ve yerlerine Han Çinlileri yerleştirilerek demografik yapı bozulmaya çalışılmaktadır,
  • Kadınlar Çinlilerle zorla evlendirilmektedir,
  • Kadınlara zorunlu kürtaj uygulanmaktadır,
  • Doğu Türkistanlı çocuklar Çinliler tarafından zorla evlat edinilmektedir,
  • Vahşi uygulamalar sonucu bölgedeki doğum oranı yüzde 80 oranında düşmüştür.

Çin Terörü Evrensel İnsani Değerler Karşısında Bir Tehdit Unsurudur

Bugün geldiğimiz noktada Çin; insan haklarının ve her türlü özgürlüğün ihlal edilmesinin, soykırımın, ırk ayrımcılığının, köle işçiliğinin, toplama kamplarının ve antidemokratik uygulamaların simgesi olmuştur.

İşgalci Çin terörünün uluslararası çağrılara kulak asmadan insanlık dışı uygulamalara devam etmesi, evrensel insani değerler karşısında bir tehdit unsuru olduğunun da kanıtıdır.

Değerli basın mensupları; bizler bugün, sizin nezdinizde tüm uluslararası camiaya sesimizi duyurmak için bir araya geliyoruz. Tüm Müslüman ve Türk âlemini bu zulme sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Kardeş olarak gördüğümüz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne işgalci Çin terörüne karşı uluslararası boyutta daha güçlü tutum alması ve politikalar üretmesi için sesleniyoruz.

Tarihten gelen bağları bugün güçlenerek süren Türkler geçmişte olduğu gibi bugün de Çin’in zulmüne karşı bir olmayı, direnmeyi ve kazanmayı bilecektir.

Doğu Türkistan'da Olanlar Tüm Türklere ve İnsanlığa Karşı Alınmış Haince Bir Tutumun Sonucudur

Bizler Orta Asya’dan Akdeniz’e ve bütün dünyaya uzanan binlerce yıllık bir kültürün mirasçılarıyız. Bugün bu mirasa ve kadim tarihten gelen değerlerimize karşı düşmanca, insanlık dışı faaliyetler içinde olanların karşısında yine bir arada olmak için çağrıda bulunuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan tüm insanlarla kadim kültürümüzden gelen gönül birliğimiz var. Bu ülkenin Doğu Türkistanlı kardeşlerinin yanında olacağını biliyor ve en derin samimiyetimizle birlik içinde olmak istediğimizi belirtiyoruz.

Unutmayalım ki Doğu Türkistan’da olanlar; tüm Müslümanlara, tüm Türklere ve tüm insanlığa karşı alınmış haince bir tutumun sonucudur.

Değerli basın mensupları; diasporada zulme karşı mücadele eden Uluslararası Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği olarak, tüm dünyaya buradan duyurmak isteriz ki Doğu Türkistan halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için her türlü meşru yola başvurarak mücadele edeceğiz. Doğu Türkistan halkı adına adaleti ve insan haklarını savunan tüm dünyaya sesleniyoruz.

Tüm İslam âlemi ve Türk dünyasını Müslüman Türk Doğu Türkistan halkının yanında durmasını bekliyoruz. İslam İş birliği Teşkilatı ve Türk Keneşi gibi uluslararası kurum ve kuruluşları da dayanışmaya çağırıyoruz.

Tüm tarafları; 'terörizm ve dinî aşırılık' bahaneleriyle ırkçı tutumunu devam ettiren, insan hakları ve inanç özgürlüklerini ayaklar altına alan, 'çağdaş Nazi kampı' kuran Çin’i bu uygulamalardan vazgeçirmek için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Herkesi Doğu Türkistanlıların insan hakları çığlığına kulak vermeye ve 72 yıldır devam eden bu zülme karşı durmaya davet ediyoruz. Selam ve saygıyla…"

Uygur Soykırımı

Çin'in işgalci olarak bulunduğu Doğu Türkistan'da 2014'ten bu yana sürdürdüğü Uygur Soykırımı, Hollanda, İngiltere, Kanada, ABD gibi birçok ülke tarafından resmi olarak tanınıyor.

Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına göre 1 ile 3 milyon Uygur, Kazak, Kırgız ve Özbek Türkü toplama kamplarında tutuluyor ve bu kamplarda tutulan esirler sistematik olarak işkence, tecavüz ve köleleştirmeye tabi tutuluyor.

Bunun yanında Uygur Türklerini hedef alan sistematik soykırımı durdurmasına yönelik çağrılara "radikal İslamcı terörizmle mücadele ettikleri" iddiasıyla yanıt veren ÇKP, terör örgütü Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesi halinde kurulacak olan hükümeti tanıyacağını açıkladı. Bu durumda Çin, terör örgütü Taliban'ın kuracağı sözde hükümeti tanıyan ilk ülke olacak.

Büyük Türk Başbuğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ise AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın idaresinde Uygur Türklerine destek olacağı yerde soydaşlarımıza soykırım uygulayan Çin'in toprak bütünlüğünü savunuyor

AKP'li Cumhurbaşkanı'nın tayin ettiği Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Uygur Türklerine soykırım uygulayan Çin hakkında "Biz Türkiye olarak Çin’le ilişkilerimize çok önem veriyoruz. Tek Çin politikasına en güçlü destek veren ülkelerden bir tanesiyiz. Çin’in güvenliğini kendi güvenliğimiz gibi görüyoruz ve gerek ülkemizde, gerek bölgemizde Çin’e yönelik hiçbir olumsuz faaliyete izin vermiyoruz. Aynı şekilde Çin’in aleyhine olan yayınlar dahil her türlü faaliyetin de önüne geçiyoruz. Güvenlik konularında da işbirliğimizin daha da güçlendiğini görmekten ayrıca mutluluk duyuyorum. Önümüzdeki süreçte bu işbirliğimiz artarak devam edecektir" açıklaması yaparken, "Rohinga Müslümanlarını asla kaderlerine terk etmeyeceğiz" açıklamalarını yapıyor.