İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Sözcü yazarı İpek Özbey'in İYİ Parti ve Kürtçü DEM arasında geçen tartışmalarla ilgili sorularını yanıtladı. Dervişoğlu ayrıca, geçtiğimiz hafta gündem olan ittifak tartışmalarıyla ilgili konuştu.
"Adını 'Terörsüz Türkiye' koydular, gidip terör örgütünü muhatap aldılar"
Kürtçü terör örgütü PKK'nın elebaşı Duran Kalkan, sürecin mimarı Devlet Bahçeli'ye "1 yıl geçti, sözler yerine getirilmedi. Kurucu önder sözüyle bizi kandıracağını sanıyor" dedi. Dervişoğlu, Kürtçü terörist Kalkan'ın Bahçeli'ye sitemiyle ilgili "Devleti terör örgütü ile muhatap hale getirirseniz olacağı budur" ifadelerini kullandı:
"Devleti terör örgütü ile muhatap hale getirirseniz olacağı budur. İlk günden beri söylüyorum. Bu meseleleri çözmek için yapılabilecek işler kadar asla yapılmaması gerekenler de var. Cumhur ittifakı işe yine yanlışla başladı. Yani asla yapmaması gerekenlerle başladı. Adını, kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde “Terörsüz Türkiye” koydular, gidip terör örgütünü muhatap aldılar."
"Şımarttılar, şimdi de şikayet ediyorlar"
Müsavat Dervişoğlu, Sözcü yazarı Özbey'in yönelttiği "Hedef ne" sorusunu yanıtladı. Dervişoğlu, sürecin başlamasındaki sebebin, anayasa değişikliği için ihtiyaç duyulan DEM desteği olduğunu belirtti. İYİ Parti lideri ayrıca, birkaç gün önce teröristbaşı Öcalan lehine yapılan yürüyüşler hakkında Cumhur İttifakı'ndan gelen şikayetleri değerlendirdi:
"Bu adımı anayasa değişikliği için ihtiyaç duydukları DEM desteği için attılar. İddia ile söylüyorum, “Terörsüz Türkiye” sözü bir seçim sloganı. Niyetleri, Sayın Erdoğan’ın yeniden adaylığını tahkim edecek adımları attıktan sonra çöpe atmak. Ve bu sürecin sonunda Türkler kadar yine Kürtler de zarar görecek. Ama oraya kadar bile yaşayamayacak. Sorumsuzca yürütülen süreç hem devletin itibarını zedeledi hem de muhatap kıldığınız terör örgütünü ve sempatizanlarını şımarttı. Uyardık, dinletemedik. Bakın Cumhur koalisyonuna sorduğunuzda “Öcalan serbest kalmayacak” diyorlar. Ama Türkiye’nin dört bir yanında “Öcalan’a özgürlük” yürüyüşleri yapılıyor. Polisimize askerimize megafonlarla “Düşman” deniliyor. Sonuçta bugün “Ne istersek vereceksiniz” şımarıklığı yaşanıyor. Bu mesele Cumhuriyetimize, üniter yapımıza, milli birliğimize her tür taarruzun yapıldığı, milletimizin değerlerine hakaretler edilen bir noktaya geldi. Dün bu yürüyüşlerle ilgili Cumhur koalisyonundan şikâyetler yükseldi. “Süreç sabote ediliyormuş, bu ne cüretmiş” falan diye. Şımarttılar şimdi de şikâyet ediyorlar. Bunu yapacakları belliydi."
"PKK ve teröristbaşı bütün Kürtlerin temsilcisiymiş gibi davranıyorlar"
Müsavat Dervişoğlu, açıklamalarının devamında PKK'ya karşı duran milyonlarca Kürt vatandaşı olduğunu belirtti:
"PKK ve teröristbaşı bütün Kürtlerin temsilcisiymiş gibi davranıyorlar. Niyetleri budur, değildir bilmem. Ama attıkları adım bu algıya sebep oluyor. İşte bu, üniter yapımıza döşenen çok tehlikeli bir mayındır. Türkiye 50 yıla yakın zamandır terörle mücadele ediyor. Bu mücadelenin kahramanlarının hepsinin ana dili Türkçe değil. Ana dili Kürtçe olan milyonlarca vatandaşımız da PKK ile mücadele etti, ediyor. Devletine, ülkesine bağlı aşiretler, güvenlik korucuları, gençlerimiz bu mücadelede bedeller ödediler. Bu ihanet süreci PKK’yı ve onun elebaşını tüm Kürtlerin temsilcisi konumuna oturtuyor. En hayati yanlış budur. Bunu söylerken, PKK’ya karşı duran milyonlarca Kürt’ün hak ve hukukunu da korumaya çalışıyorum."
"Gerçek Türk Milliyetçileri bir şekilde bir araya gelir"
İYİ Parti lideri, 12 Ekim'de Milliyetçi Kongre Derneği'nin 3. Büyük Kongresi'nde gündeme gelen ittifak tartışmalarıyla ilgili konuştu. Dervişoğlu, İpek Özbey'in "Milliyetçi Kongre Derneği’nin toplantısında Ümit Özdağ ile bir araya geldiniz. Biz zaten hiç ayrılmadık dediniz. Bu diyalog siyasi kulislerde ‘ittifak, birleşme sinyali’ olarak yorumlandı. Öyle mi?" sorusunu yanıtladı:
"Hep sordunuz hep söyledim. Türkiye’nin şu anda bir birliğe ihtiyacı var. Ve kendini Milliyetçi olarak tanımlayanların da önemli bir görevi var; Türk Milleti’ni birleştirmek. Ümit bey ile ülkemizin ve milletimizin canını yakan meselelere bakışımızda fark yok. Yöntem konusunda farklılıklarımız var. Ben meseleyi kişiler ya da partiler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum. Gerçek Türk Milliyetçileri bir şekilde bir araya gelir. Ama bizim öncelikli görevimiz Milliyetçilerden öte Türk Milleti’ni birleştirmek. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin dayattığı ittifak mecburiyeti ayrı bir konu. Sistem iktidar ya da muhalefet bloğunda ittifakları zorunlu kılıyor. Çünkü ortada yüzde 50 artı 1 gerçeği var. O sebeple, seçim sürecinde atılacak adımlar olur elbette. Ama bunları konuşmak için erken. Biz, derdi Türk milleti, sevdası Türkiye olan herkesle buluşuruz."








