İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün, 4 Mart'ta partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’yi doğrudan etkileyebileceğini vurgulayan Dervişoğlu, “Türkiye bir sonraki İran değildir. Ama Türkiye’nin İranlaştırılmasına heves edenler vardır” dedi.
“Devlet egemenliği teferruata indirgenmiştir”
Konuşmasına Molla-Siyonist kavgasına dikkat çekerek başlayan Dervişoğlu, uluslararası sistemin çözülme sürecinde olduğunu savundu. İsrail’in İran’a uzanan hamlelerinin bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini belirten Dervişoğlu, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski ABD Başkanı Donald Trump üzerinden küresel siyaseti eleştirdi.
Dervişoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelinen noktada devlet egemenliği kavramı ağırlığını yitirmiş, uluslararası hukuk bir teferruata indirgenmiştir. Petrol fiyatları yükselmekte, dünya genelinde bir baskı ortamı oluşmakta; bunun maliyetini de yine insanlar, yani hepimiz ödemekteyiz.”
İran’daki olası bir çöküşün Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade eden Dervişoğlu, özellikle göç riskine dikkat çekti:
“Suriye 25 milyondu. İran ise 90 milyondan fazladır. İran kaynaklı bir sarsıntının tetikleyeceği göç baskısı, Türkiye açısından çok daha ağır sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Türkiye yeni bir düzensiz, plansız ve hazırlıksız göç dalgasını kaldıramaz.”
“Bu bir tespit değil, bir temenni cümlesidir”
Son dönemde dile getirilen “İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye” söylemine de değinen Dervişoğlu, bu yaklaşımı sert sözlerle eleştirdi.
Dervişoğlu, şunları kaydetti:
“İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye diyorlar. Hiç lafı uzatmadan söyleyeceğim: Bu bir tespit değil, bir temenni cümlesidir. Daha acı olan şey, böyle bir durumdan nemalanmaya hazır çok fazla odak olmasıdır.”
İktidarın dış tehdit söylemini iç politikada araçsallaştırdığını savunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusuna da atıfta bulunarak, “PKK ile muhatap olmak, İmralı canisiyle iş tutmak, İsrail’le iş tutmak değil mi?” ifadelerini kullandı.
“Dış şok, iç kırılganlığı büyütür”
İran merkezli savaş ihtimalinin ekonomik etkilerine de değinen Dervişoğlu, enerji fiyatları ve finansal piyasalardaki dalgalanmanın Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Risk arttıkça borçlanma maliyetimiz yükselir. Döviz kurundaki her sıçrama, evdeki tencereye, pazardaki etikete yansır. Dışarıdaki bir savaşın yarattığı ekonomik dalga, içerideki bu kırılganlığı büyütür.”
Enflasyon verileri üzerinden hükümeti eleştiren Dervişoğlu, “İki aylık enflasyon yüzde 8. Bu, yıllık hedefin yarısını iki ayda yedik demektir. O sözde program kimin için çalışıyor?” diye sordu.
“İç cephe sloganla değil, hukukla güçlenir”
AKP'li Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulunan Dervişoğlu, iç cephenin baskıyla değil hukuk devletiyle güçleneceğini vurguladı:
“Türkiye, bir sonraki İran değildir. Ama Türkiye’nin İranlaştırılmasına heves edenler vardır. Bir ülke dışarıdan gelen fırtınalara ancak içeride sağlam bir çatıyla ayakta durabilir. O çatı; hukuktur, kurumdur, cumhuriyettir, haysiyettir.”
"Türk Milleti’nin istiklal damarı, içimize iliştirdiğiniz tüm sızıntıları koparıp atar"
Dervişoğlu, konuşmasını sonlandırırken Vatan Şairi Namık Kemal'den alıntı yaptı:
"Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni başkalarıyla karıştıranlara bir kere daha hatırlatmak isterim. Devlet geleneklerimiz ve anti-emperyalist ilk istiklal zaferinin kahramanı milletimizle, biz başka milletlere asla benzemeyiz. Vatanımıza ve bayrağımıza göz dikilirse, 86 milyonluk bir ordu ile karşı karşıya kalırsınız. İşbirlikçilerinize hiç güvenmeyin. Türk milleti onları, bir kaşık suda boğmasını çok iyi bilir. Türk Milleti’nin istiklal damarı, içimize iliştirdiğiniz tüm sızıntıları koparıp atar.
Ve tarih hiçbir kuşkuya yer yoktur ki bunun örnekleriyle doludur. Ergenekon’dan çıktığı günden beri, Anadolu kapılarında ay ve yıldız şehit kanıyla buluşup bayrak olduğundan beri, Ulubatlı Hasan sancağı surlara diktiğinden beri, sarışın mavi gözlü Bozkurt Mustafa Kemal Atatürk, “Ya istiklal ya ölüm” dediğinden beri fıtrat aynıdır.
Ne diyor vatan şairi Namık Kemal; 'Ecdâdımızın heybeti ma'rûf-i cihândır. Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.'"









Olmasını istemiyorsan DEM zihniyetine, Türkiye içindeki israil'e, meclisteki Netanyahu vekillerine son vereceksin. Başka çaren yok. Ama sende bunu yapacak istek ve irade var mı?