Kanal İstanbul projesine verilen “ÇED olumlu” kararına karşı açılan davada, 21 uzmandan oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 400 sayfalık rapor Danıştay 4. Dairesi’ne sunuldu. Raporda, projenin ciddi çevresel, jeolojik ve kültürel riskler içerdiği belirtilerek, ÇED dosyasının teknik ve bilimsel açıdan yetersiz olduğu vurgulandı.
Rapor, projenin Küçükçekmece Lagünü ve Sazlıdere Barajı gibi önemli su kaynaklarını yok ederek geri dönülemez çevresel zararlara yol açacağını ortaya koydu. Nüfus artışına bağlı artan su ihtiyacının karşılanamayacağı, lagünün tatlı su özelliğini kaybederek biyoçeşitliliğin zarar göreceği ifade edildi.
Raporda hava kalitesi ölçümleri, toz emisyonları, asbest riski gibi çevresel konuların yetersiz değerlendirildiği, iklim değişikliği senaryolarının ve su kalitesi modellemelerinin dikkate alınmadığı belirtildi. Hafriyat hesaplamaları, müsilaj sonrası önlemler ve alternatif çözümler de eksik bulundu.
Kültürel varlıklar zarar görebilir
Kanal güzergâhında yer alan Mimar Sinan Köprüsü, Rhegion Antik Kenti, Roma dönemi suyolları gibi kültürel mirasın proje nedeniyle zarar göreceği ifade edildi. Raporda, bu alanlar için herhangi bir koruma planı ya da alternatif öneri sunulmadığına dikkat çekildi.
ÇED dosyası tutarsız ve yetersiz
Bilirkişi heyeti, ÇED raporunu “tutarsız, çelişkili ve uzmanlarca hazırlanmış izlenimi vermeyen” bir belge olarak tanımlayarak, teknik açıdan olumlu değerlendirmenin mümkün olmadığını açıkladı. Doğal afet riskleri, kamulaştırma süreçleri, sosyal etkiler ve finansal yansımaların da yeterince ele alınmadığı vurgulandı.
Bilirkişi heyeti, Kanal İstanbul projesi için verilen ÇED olumlu kararının bilimsel ve teknik kriterlere uygun olmadığını belirterek, kararın iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.








