Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur Türkü'nü toplama kamplarında dünyanın gözü önünde soykırıma tabi tutan Kızıl Çin yönetimi, şimdi de sosyal medya trolleri aracılığıyla Türkiye’ye yönelik iğrenç bir dezenformasyon saldırısı başlattı.
Kendini “haber hesabı” olarak tanıtan ancak uzun süredir Pekin merkezli algı operasyonlarıyla bilinen China Pulse, son paylaşımında Türkiye’nin “Epstein adasına çocuk sattığı” yönünde hiçbir somut delile dayanmayan, açıkça iftira niteliği taşıyan bir iddiayı servis etti.
Ancak bu iddiaların dayanak gösterildiği belgeler, Kızıl Çin’in dezenformasyon makinesinin ne kadar fütursuzlaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Söz konusu paylaşımda, cinsel istismar ağıyla tanınan Jeffrey Epstein davasına ait bazı dava metinlerinden koparılmış ve bağlamından bilinçli şekilde çıkarılmış satırlar kullanıldı.
Belgelerde geçen “Turkey” ifadesi, devlet, kurum veya resmi bir mekanizma varmış gibi çarpıtılarak sunuldu. Oysa kamuya açık dava dosyalarında, Türkiye Cumhuriyeti’ni ya da herhangi bir Türk devlet kurumunu suçlayan tek bir iddia bulunmuyor.
Belgeler Ne Diyor, Çinli Troller Ne Anlatıyor?
Söz konusu hesapların paylaştığı mahkeme tutanakları (Virginia Giuffre davası, Sayfa 8), Jeffrey Epstein’in iğrenç suç ağının işleyişini anlatmaktadır. Belgede geçen ifade tam olarak şöyle:
"Davacı, davalının (Epstein) Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Asya ve diğer pek çok ülkeden, çoğunluğu İngilizce bilmeyen reşit olmayan kız çocuklarını naklettiğine inanmaktadır."
Mahkeme tutanağında geçen bu ifadede, bir mağdurun Epstein’in şahsi suç ağının kurbanlarını hangi coğrafyalardan kaçırdığına veya getirdiğine dair iddia yer alıyor.
Söz konusu belgede ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dahli ne de "200 milyon dolarlık bir satış" ibaresi ise bulunmuyor.
Propaganda Makinesinin Çürük Dişleri
Kızıl Çin güdümündeki propaganda hesaplarının, gündemdeki Epstein dosyalarını bilinçli bir şekilde çarpıtıp sanki bir devlet politikasıymış gibi sunarak Türkiye’nin uluslararası itibarını zedelemeyi hedeflemekte olduğu anlaşılıyor.
Söz konusu kurgu, sosyal medyanın yayılım gücünü kullanarak Türk Devleti'ni töhmet altında bırakmayı amaçlayan alçakça bir yalan düzeneğinden ibaret olarak değerlendiriliyor.
Türkiye aleyhine bu tür kara propaganda faaliyetlerinin, kendi topraklarında Uygur Türkü çocuklarını zorla ailelerinden koparıp "yatılı okullar" adı altındaki asimilasyon merkezlerine hapseden Kızıl Çin yönetiminin, dikkatleri kendi işlediği insanlık suçlarından uzaklaştırma çabası olarak görülüyor.
Pekin, uydurduğu bu kirli senaryolarla uluslararası kamuoyunu meşgul ederek Doğu Türkistan’da yürüttüğü sistematik soykırımı ve çocuk kaçırma faaliyetlerini perdelemeye çalışıyor.








