İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.
Konuşmasına Türkiye-Avusturya maçındaki "Bozkurt" hareketi nedeniyle Merih Demiral'a verilen cezayı eleştiren Dervişoğlu, "Bozkurt Türklüğün sembolüdür, Merih Demiral'ı alnından öpüyorum. Meydanı mankurtlara bırakmamak, Bozkurtları diriltmek için buradayız" dedi.
Konuşmasında devamla kadın cinayetlerine de dikkat çeken Dervişoğlu, "Artık yeter kadınlarımızın üzerinden ellerinizi çekin. Bu milletin kürsüsünden sesleniyorum; Gelin kadın cinayetlerini sonlandırmak için çalışalım, bu vahşete son verelim. Garabetlerinizden ve aymazlıklarınızdan yorulduk artık. Defolun gidin! Bu millet de kurtulsun, kaddınlar da kurtulsun" ifadelerini kullandı.
"Her ne şart altında olursa olsun Suriyeli sığınmacılar ülkelerine dönmelidir" diyen Dervişoğlu "Tamir edilmeyi bekleyen bir ulus kimliğimiz var. Yabancı başkentlerde pozlar vererek kaçak sorununu çözemezsiniz." ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonası’nda ortaya koyduğu başarı ve gösterdiği yüksek mücadeleyle hepimizi sevince boğmuş, bu sıkıntılı atmosfer içerisinde ihtiyacımız olan milli gurur ve birlik duygusunu bizlere yaşatmıştır.
Futbolcumuz Merih Demiral mutluluğunu tribünlerdeki ve ekranları başındaki aziz milletimizle Türklüğün sembolü olan bozkurt yaparak paylaşmıştır. Türklük, tarih bilindi bilineli dünya coğrafyasının dört bir yanında insanlık serüveninin, en önemli yazarlarındandır. Bu serüven esnasında şüphesiz ki birçok badire atlatmıştır.
Türk, tarih karşısında asla pes etmemiş, hürriyet ve İstiklalinden vazgeçmemiş, destansı yolculuğuna haysiyetli bir şekilde daima devam etmiştir. Bu da bozkurtla sembolleşmiştir. Yani bozkurt hiçbir koşulda haktan ve onurdan taviz vermemenin işaretidir.
Liderlik ederken arkandakileri düşünmenin işaretidir. Meydandan ve mücadeleden kaçanların değil, göğüs göğüse çarpışanların işaretidir. Bozkurt, en umulmadık zamanda en büyük atılımları yapabilmenin sonsuz bir dirilişin işaretidir. Bozkurt bir ruhtur. Benimsersiniz ya da benimsemezsiniz. Seversiniz ya da sevmezsiniz. Biz bununla ilgilenmiyoruz. Biz Türk’e yaraşmakla Türk’e yaraşanlarla ilgileniyoruz.
Bugüne kadar Türklüğü ayaklar altına aldık diyen güruhların bozkurtu bu şuuru, bu ruhu pisliklerine alet etme girişimlerini görüyor biliyor ve buradan ihtar ediyoruz: Biz varız ve buradayız! Türklüğe adalet yeminiyle, milletine sadakat yeminiyle, Cumhuriyetine hürriyet yeminiyle, atasına ise vefa yeminiyle bağlıyız! Meydanı mankurtlara bırakmamak bozkurtları diriltmek için buradayız! Anaların gözyaşlarını görmeyip muktedirleri tebessümlerine bakan; milletin çığlığına sağır, efendilerinin fısıltılarını dahi duyanlara karşı milletin sesi, anaların gözyaşı, çocukların çığlığı olarak buradayız ve bozkurtça haykırıyoruz. Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Ya adalet ya kıyamet.
Değerli dava arkadaşlarım; bir kez daha yargıya çağlar atlatacak, tüm sorunları sihirli bir değnek değmişçesine çözecek bir yargı paketi ile karşı karşıyayız.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı iki şeyi çok seviyor. Bir Kanun Hükmünde Kararnameler ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri. İki, paketler. İçine ne bulursa koyacağı, yamalı bohça yönetim anlayışının adeta cisimleşmiş hali. Ama bu pakette bazı önemli hususlar göze çarpıyor.
Bunlardan ilki, vergi, resim, harç ve benzerleri alacakların “yeniden değerleme” oranı ile ilgili. Mevcut yasal düzenleme diyor ki; ortaya çıkan rakamın “On lirayı aşmayan” kısımları dikkate alınmaz. Yeni düzenlemeyle ne yapıyorlar? “Bin lirayı aşmayan” kısmı dikkate alınmaz diye maddeyi değiştiriyorlar. Peki bu ne demek? Geçmişin on lirasının piyasadaki değeri, bugünün bin lirasına tekabül ediyor demek.
Yani yirmi yılda yüz kat artış, yüz kat fakirleşmek demek. TÜİK’in sakladığını itiraf etmek demek. Elbette iktidar, çağ atlatmaktan ziyade göz boyamakta mahir olduklarından dolayı “Propaganda Bakanlığı” eliyle küsuratları artık birler değil, yüzler basamağından siliyoruz diye bununla da övünebilir!
Buradan hükümete soruyoruz Esad ile anlaşmak için gerçek bir stratejiniz, gerçek bir devlet politikanız var mıdır? PKK’yı ortadan kaldırmak için bir işbirliği teklif edilecek midir? Cevaplarını biliyoruz, yok. Her ne olursa olsun Suriyeli sığınmacılar evlerine dönmelidir.
Ayrıntılar geliyor...







Meral Akşener'i vaktinde ihraç etmedikten sonra, artık ağzıyla kuş tutsa da seçmenin hüsnüteveccühüne mazhar olamaz.