İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu partisinin grup toplantısında konuştu.
Eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmesi sonrasında ilk grup toplantısında konuşan Müsavat Dervişoğlu önemli mesajlar verdi.
Dervişoğlu konuşmasında Hüseyin Nihal Atsız'ın şiirini kullandı:
Zafer, ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!
Dervişoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"İYİ Parti kurulduğundan beri Türkiye'de dinamikler değişmeye başladı. Bu değişim, milyonlarca insanın talep ve itirazlarının İYİ Parti çatısı altında birleşmesiyle somutlaştı. İYİ Parti, toplumun geniş kesimlerinden gelen bu talepleri temsil etme gücünü artırarak sürdürüyor.
Partimizin mücadelesi, yerel değerlerimizi kendi çıkarları için kullananlar, doğal kaynaklarımızı savaş ganimeti gibi görenler ve şehirlerimizi beton yığınlarına çevirenlerle. İnanıyorum ki birlikte zafer kazanabiliriz, çünkü zafer, birçok kalbin birleşmesidir.
Haftalardır bu kürsüden, Erdoğan'ın gündemi saptırma taktiklerini ele alıyoruz. Bu taktikler, gerçek sorunların konuşulmadığı ve çözülmediği sürece, toplumumuzun daha yoksul ve daha adaletsiz koşullara sürüklenmesine neden oluyor. En göze çarpan gündem maddesi ise, sözde "normalleşme" sürecidir.
Bizleri bir araya getiren, hür ve müreffeh bir toplum kurma hayalidir. Ortak sesimizi yükselten itirazlarımız, adaleti kendi gücüne ve yönetimine bağlayanlara karşıdır.
Partimizin temelini oluşturan bu itirazlar, dün olduğu gibi bugün de geçerliliğini korumakta ve hatta artarak devam etmektedir. Karşı karşıya olduğumuz "şahsım devleti" anlayışı, bu ucube rejimle mücadelemizi daha da önemli kılıyor.
Herkes emin olsun, bu rozeti onuruyla taşıyanlar milletin vekili olduklarını her an hatırlarlar. Şerefle taşınan bu rozetten, imza atılan her kalemde şer ve musibet doğmamıştır, bundan sonra da doğmayacaktır. Siyasete bakış açımız şudur: Hukukta olduğu gibi, siyasette de çıkar ve vicdanların bir hiyerarşisi bulunur. Bu hiyerarşinin en üstünde milletin ortak çıkarı ve vicdanı yer alır. Diğer meseleler ise bunun altında sıralanır. Devletin varlığı, milletin varlığı ve bağımsızlığıyla iç içedir. Devlet görevini üstlenmenin anlamı da milletle olan bu bağlılıkla doğrudan ilintilidir.
Bu bağlılık, sizden iki büyük sorumluluk almış olmanızı gerektirir. Birincisi, milletin oyuyla gelen sorumluluktur; ikincisi ise milletin güvenidir. Bu yükler terk edildiğinde, yolun adı siyaset yolu olmaktan çıkar, kişisel çıkar ve gelecek yoluna dönüşür. Tarih, kişisel amaçlarını yabancı siyasi emellerle birleştiren ve bunu mazur göstermeye çalışanlarla doludur. İYİ Parti'de, sarayın karanlık koridorlarından çıkan, bin odada bin fitne yanan sözde siyasete yer yoktur. Bizim siyasetimizde tutulacak tek el, milletimizin nasırlı elleridir.
İYİ Parti, milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir çizgide ilerlemektedir. Bu üç özelliği aynı anda taşımanın zorluklarını da gayet iyi biliyoruz. Erdoğan'ın "şahsım devleti"ne, ucube rejimin getirdiği sonuçlara, saray medyasının düzenlediği dünya lideri törenlerine, devlet adamı tiyatrolarına ve sözde "Türkiye milleti" yaratma çabalarına karşı artık sabrımız tükenmiştir!
Karşı çıktığımız şey yolsuzluk, yoksulluk ve kimliksizleştirme sisteminin kendisidir; hepsi tek adam sisteminin ürünüdür. Her türlü dayatmaya ve üzerimizde oynanan oyunlara rağmen, bu ucube nizama karşı başkaldırıyoruz. Vefayı boza sanıp içenlere ve onlara eşlik eden şıracılara hiçbir şekilde ihtiyacımız yok. İktidar ve yandaşlarının bol kepçeyle dağıttığı uslu çocuk şırasını da asla içmeyeceğiz.
Mehmet Şimşek, İngiliz finans sermayesinin çıkarlarını kendi vatandaşlarının çıkarlarına tercih ediyorsun. Soho caddelerinde dolaştığın kadar, bir kez olsun halkın arasında yer al. Emeklinin, asgari ücretlinin, diplomalı işsizin ve ev hanımının yaşadığı sıkıntıları dinle. Sonra kendi vicdanına sor: Asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapmamanın haklı bir gerekçesi var mı?








