AKP-MHP-DEM ortaklığında yürütülen "ikinci çözüm süreci" kapsamında Numan Kurtulmuş'un TBMM Başkanı sıfatıyla Diyarbakır’daki bir programda Kürtçe dizeler okuması ve bu dizeleri TBMM'nin resmi hesaplarından paylaştırmasına yönelik tepkiler devam ediyor.
Oktay Vural, söz konusu dizelerin Kürtçü Hoybun örgütü mensubu "Cegerxwîn" isimli şahsa ait olduğunu belirterek sert bir değerlendirme yaptı.
Vural, sosyal medya paylaşımında söz konusu şahısla ilgili olarak tarihi bilgilere yer verdi:
"1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın tehcir ve sevk politikası nedeniyle ailesiyle Suriye’ye geçmiş olduğu (Bazı kaynaklar Şeyh Said isyanında) ifade ediliyor. Bir süre Amûdê hattında yaşamış; daha sonra bölgedeki Kürt-Ermeni diasporasında etkin rol üstlenmiştir. Amûdê, Fransız Mandası döneminde özellikle Ermeni-Kürt yerleşim kolonilerinin oluştuğu alanlardan biridir.
Cegerxwîn burada Hoybun (Xoybûn) örgütü içinde aktif rol almıştır. Hoybun, Kürt ayrılıkçı unsurlar ile Ermeni Taşnak örgütü işbirliği içinde, Fransa’nın desteğiyle kurulmuştur. Örgütün tüzüğünün ilk maddesi, Türkiye toprakları içinde bağımsız bir Kürdistan devleti kurmaktır.
Hoybun, Türkiye’nin doğusunda isyan hareketlerini desteklemiş; özellikle 1927-1930 Ağrı Ayaklanması ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. 1926 İzmir Suikastı girişimiyle ilgili bazı istihbarat raporlarında Hoybun bağlantısına dair kuşkular yer almıştır. Fransız kaynaklarında, Hoybun’un Suriye’nin kuzeyinde bir yönetim yapılanması kurma planlarından bahsedilir.
Dolayısıyla Sayın TBMM Başkanı’nın okuduğu dizelerin sahibi, yalnızca “kardeşlik ve esenlik” çağrılarıyla tanınan bir şair değil; Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı ayrılıkçı bir çizgide duran, bağımsız Kürdistan idealini savunan, Türk devletini işgalci ve zalim olarak niteleyen bir ideolojik söylemin temsilcisidir."
ifadelerine yer verdi.
"Kurtulmuş, Şiirin Tamamını Okudu Mu?"
AKP'li Numan Kurtulmuş'un şiirin tamamını okuyup okumadığına dikkat çeken Vural,
"Okunan dizeden hemen sonra şiir şöyle devam ediyor:
“Biz Kürdüz, Ermeniyiz, Asuriyiz,
Süryani’yiz, Êzidî’yiz, Fellah’ız;
Hepimiz biziz,
Bizim gönlümüz birdir.”Dikkat çekicidir ki bu dizede Türk yok. Yani Sayın Kurtulmuş “El ele, gönül gönüle; barışı ördük aramıza” derken, bu “el” de “gönül” de şiirin orijinal bağlamında Türk’e uzanmamaktadır. Şairin gönül evreninde Türk’e yer yoktur.
Cegerxwîn’in Aştî (Barış) şiirindeki “Biz Kürdüz, Ermeniyiz, Asuriyiz, Süryani’yiz, Êzidî’yiz, Fellah’ız; hepimiz biziz, gönlümüz birdir” çağrısı, onun Türk’e alternatif bir birlik ideali kurduğunu gösterir. Bu ideal, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu çizgisiyle değil; bağımsız ya da en azından özerk bir Kürdistan vizyonu içinde anlam kazanır.
Dolayısıyla şiirdeki barış ve kardeşlik vurgusu, Türk devletiyle uyumlu bir birlik anlayışına değil, tam tersine onun “tahakkümünden kurtulmuş” bir gelecek tasavvuruna dayanır. Gönül coğrafyasında Türk’e yer vermeyenin dizesinden, Türk milletini kapsayan bir kardeşlik ve esenlik çıkar mı?
Nitekim Cegerxwîn’in edebiyatında Türk Devleti’ne yönelik söylem barışçıl uzlaşmadan ziyade temelli bir reddiyeye yaslanır.
“Zîndan” (Hapishane) Şiiri:
“Zalimler zindan yaptı vatanımızı, / Dört bir yanına nöbetçi diktiler.”
— Burada Türk devleti açıkça “esaret rejimi” olarak tasvir edilir.“Dîlber” (Sevgili) Şiiri:
“Sen Türk’e gönül verdin, beni bıraktın,
Adımı, sanımı unuttun, ey Dîlber”
— Burada “Türk’e gönül vermek”, Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti içinde yer almasıyla eşdeğer tutulur ve “ihanet” anlamında kullanılır.TBMM Başkanı’nın dizelerini okuduğu Cegerxwîn, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisini kökten reddetmiştir. Ona göre Türkiye, Lozan’da Kürtleri yok sayan “işgalci bir güçtür.” Bu nedenle şairin bütün edebi ve siyasi enerjisi, bu devletin meşruiyetini tanımamaya, ona karşı mücadeleyi diri tutmaya ve nihai hedef olarak bağımsız bir Kürdistan düşüncesini canlı tutmaya adanmıştır."
satırlarına yer verdi. Vural, sözde şair Cegerxwîn’in Türkiye Cumhuriyeti’ni “zalim düzen” olarak tanımladığını ve Türk’e yönelişi “ihanet” olarak gördüğünü belirterek, “TBMM Başkanı’nın bu şairden ‘kardeşlik’ ilhamı alması, Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle bağdaşmaz” dedi. Vural paylaşımında şu satırlara yer verdi:
“Barış, ayrılıkçı bir hayalin dizelerinden değil; Türk milleti içinde birlikte yaşamayı kabul edenlerin vicdanından doğar”








