Hindistan Ordusu, geçtiğimiz ay Keşmir'in Pahalgam bölgesinde çoğu turist 26 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya karşılık olarak Çarşamba günü Pakistan’a yönelik askeri operasyonlar düzenlediğini açıkladı. Yeni Delhi yönetimi, saldırının Pakistan merkezli militanlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.
Pakistan ise Pahalgam saldırısıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını savunarak tarafsız bir soruşturma çağrısında bulundu. Saldırının sorumluluğunu ilk etapta Kashmir Resistance (Keşmir Direniş Cephesi) adlı bir grup üstlenmiş, ancak sonrasında bu açıklamayı geri çekmişti. Hint güvenlik yetkilileri, söz konusu grubun aslında Pakistan'daki Leşker-i Tayyibe ve Hizbul Mücahidin gibi örgütlerin uzantısı olduğunu iddia ediyor.
Pakistan, Keşmir’deki silahlı gruplara yalnızca "ahlaki ve diplomatik destek" verdiğini, askeri yardım sağlamadığını belirtiyor. Ancak Hindistan, bu grupların Pakistan’ın aktif desteğiyle hareket ettiğini savunuyor.
Jet Krizi: Taraflar Farklı Rakamlar Veriyor
Pakistan Ordusu, Hindistan’a ait biri MiG-29, biri Su-30 ve üçü Rafale olmak üzere beş savaş uçağının ve bir insansız hava aracının düşürüldüğünü iddia etti. "Bu müdahaleler tamamen savunma amaçlı yapıldı. Hindistan uçakları uzun menzilli silahlarla Pakistan topraklarını hedef alıyordu" açıklamasında bulundu.
Hindistan ise üç savaş uçağının kendi topraklarında düştüğünü kabul etti, ancak Pakistan’ın iddialarını doğrulamadı.
Çin ve Uluslararası Tepkiler
Çin Dışişleri Bakanlığı gelişmeleri yakından izlediklerini duyurdu ve vatandaşlarına çatışma bölgelerinden uzak durmaları çağrısı yaptı. Uluslararası toplum, nükleer silahlara sahip iki ülke arasındaki gerilimin daha da tırmanmasından endişeli.
1947'deki kanlı bölünmeden bu yana iki ülke Keşmir yüzünden iki kez savaşın eşiğine geldi. Son olaylar, bu tarihsel düşmanlığın yeni ve tehlikeli bir evresine işaret ediyor.
Sığınmacı Dalgası Korkusu
Tırmanan geniş çaplı savaş riski, bölge dışındaki ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, geçmiş örneklerde olduğu gibi bu krizin de insani yükünü taşımaya zorlanmamalı. Uluslararası toplum, yaşanabilecek olası göç hareketliliğine karşı adil ve dengeli bir sorumluluk paylaşımı anlayışı benimsemeli.








