AKP iktidarı döneminde eğitimde olduğu gibi sağlık alanında da yıllardır adım adım hayata geçirilen özelleştirme ve piyasalaştırma politikaları, 2025 itibarıyla Aile Sağlığı Merkezleri’ne (ASM) kadar uzandı.
BirGün'den Berkay Sağol'un haberine göre, bugüne dek ücretsiz sunulan birçok temel hizmet, yeni düzenlemelerle birlikte ücretli hale getirilirken, uygulama milyonlarca yurttaşı doğrudan etkilemeye başladı.
Sağlık Bakanlığı’nın aldığı kararla, evlilik ve askerlik raporları dışında kalan isteğe bağlı tüm sağlık raporları için ASM’lerde 250 TL ücret alınmaya başlandı. Sporcu, sürücü, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında rapor almak zorunda olan yurttaşlar için zorunlu hale getirilen bu bedel, özellikle dar gelirli kesimler açısından sağlık hizmetine erişimi ciddi biçimde kısıtlayan yeni bir engel olarak değerlendiriliyor. Hekimler ise söz konusu ücretlerin yıl içerisinde daha da artmasının beklendiğine dikkat çekiyor.
Bakanlığın düzenlemesi kapsamında sporcu, sürücü, iş sağlığı ve güvenliği, hac ve umre için parmak izi, yivsiz av tüfeği ruhsatı, akli meleke ve genel tıbbi değerlendirme raporları artık ücret karşılığında veriliyor. Bu durum, ehliyet almak zorunda olan sürücülerden amatör sporla uğraşan çocuklara kadar geniş bir toplumsal kesimi etkiliyor.
Geçtiğimiz yıl aile hekimliğinden alınan basit bir sağlık raporu için 250 TL, silah ruhsatı sağlık kurulu raporu için 1500 TL, sürücü sağlık kurulu raporu için 750 TL, psikoteknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi için 300 TL, sağlık kurulu raporu için ise 1250 TL talep ediliyordu. 2026 yılıyla birlikte bu rakamların daha da yükselmesi bekleniyor.
Uygulamaya tepki gösteren hekimler, yaşadıkları olaylardan örnekler vererek; ehliyet almak isteyen bir vatandaşı muayenesinin yapılmasına rağmen 250 TL’lik rapor ücretini ödeyemediğini, amatör spor dallarında çocuklar için istenen rapor ücretlerinin de zaman zaman aileler tarafından karşılanamadığını belirtti. Sağlığın kamusal bir hak olduğunun altını çizen hekimler, mevcut uygulamaların sosyal devlet ilkesine açıkça aykırı olduğunu dile getirdi.
Sağlık alanında her yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşın cebine uzanan bu yaklaşım, “ücretsiz sağlık” söyleminin yerini fiilen paralı sağlık düzenine bıraktığını bir kez daha gözler önüne serdi.








