Uygur Hareketi ile Uygur Araştırmaları Merkezi, Srebrenitsa Soykırımı'nın 30'uncu yıl dönümünü anmak amacıyla Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da bir konferans düzenledi.
Etkinlikte Srebrenitsa Soykırımı'nın kurbanları anılırken, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik devam eden soykırıma dikkat çekildi. Milletvekilleri, diplomatlar, akademisyenler, soykırım tanıkları ve hak savunucularının bir araya geldiği konferansta, soykırım politikaları ve otoriter baskıya karşı ortak mücadele vurgusu yapıldı.
Konferans, Uygur Çalışmaları Merkezi İcra Direktörü Abdulhakim Idris’in, Srebrenitsa’dan çıkarılacak dersler ışığında devam eden ve gelecekte olası soykırımların önlenmesinin önemini vurguladığı açılış konuşmasıyla başladı.
"Soykırıma Sessiz Kalmak Tarafsızlık Değil Suç Ortaklığıdır"
Konferansta Bosnalı milletvekilleri Şemsudin Mehmedoviç ve Adi Kalem ana konuşmaları yaptı. Mehmedoviç konuşmasında,
"…en üst düzey diyalog seviyesinde Avrupa Birliği, 24 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirile 25'inci AB-Çin Zirvesi’nde Çin’e insan hakları durumuyla ilgili ‘derin endişesini’ aktardı. Ancak bu, Uygur Türklerine gerçekten yardım edebilecek olmanın çok gerisinde. Dünyanın sessizliğini yaşamış bir halk olarak, başkalarının acılarına karşı asla sessiz kalmama sorumluluğumuz var. Bugün bu Uygur Türkleri için geçerli. Ama yarın, eğer sessiz kalırsak, bu tekrar herhangi birimiz olabilir."
ifadelerini kullandı. Kalem ise konuşmasında "aynı kader, farklı yerler ve aynı baskıcı model" sözleriyle soykırıma sessiz kalmanın tarafsızlık değil suç ortaklığı olduğunu vurguladı. Kalem konuşmasında şu satırlara yer verdi:
“Her iki durumda da amaç aynı: bir halkı yok etmek—ya oğullarını ve babalarını öldürerek ya da nesilleri kimliklerinden mahrum bırakarak. Aynı kader, farklı yerler, aynı baskı modeli… Adaletsizlik karşısında sessizlik tarafsızlık değil, suç ortaklığıdır. Sessizlik Srebrenitsa’ya izin verdi ve sessizlik Doğu Türkistan'daki kamplara izin veriyor. Bu yüzden, sevgili dostlar, bugün Saraybosna’dan çıkan mesaj net olmalı: Bir daha asla.”
"Kararlı Duruş Gösterilmezse Tarih Tekerrür Ediyor"
Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas ise kararlı bir duruş sergilenmediği takdirde tarihin tekerrür etmesine izin verileceğini hatırlatarak,
"Srebrenitsa Soykırımı’nın kurbanlarını anarken, zulme karşı kararlı adımlar atılmamasının tarihin tekerrür etmesine yol açtığını görüyoruz. Uluslararası toplumu, Srebrenitsa’da yaşananlardan ders alarak, Pekin’in suçlarını acilen ele almaya ve Uygur Türklerinin adalet ve özgürlük mücadelesinde yanlarında olmaya çağırıyoruz.”
ifadelerini kullandı. Çin’in toplama kamplarından kurtulan Uygur Türkü Kalbinur Sidik, geçmişin trajedileri ile Uygur Türklerine yönelik devam eden zulme dair tanıklıklarını paylaştı.
Konuşmalar ve tanıklıklar Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas’ın moderatörlüğünde düzenlenen bir panelde tartışıldı. Panelde Abdulhakim Idris, Bitter Winter yazarı Marco Respinti, araştırmacı gazeteci Gjergji Thanasi, Dünya Uygur Kongresi Din İşleri Direktörü Abdujelil Turan ve Türkiye Uluslararası İlişkiler Akademisi Müdür Yardımcısı Muhammed Emin Uygur yer aldı. Konuşmalarda soykırım, hafıza, direnç ve insan hakları ihlallerinde küresel suç ortaklığı temaları öne çıktı.
"Hem Anmalı Hem de Tekerrür Etmemesi İçin Çalışmalıyız"
Uygur Hareketi, Srebrenitsa Soykırımı'nı anmanın hem bir anma hem de gelecekteki zulümlerin önlenebilmesi adına taahhüt olması gerektiğini vurguladı.
Saraybosna Konferansı vesilesiyle Uygur Hareketi yeniden hükümetleri, uluslararası kurumları ve sivil toplumu, Srebrenitsa Soykırımı sonrası gösterilen kararlılıkla Çin’in Uygur Türklerine yönelik devam eden soykırımına karşı koymaya çağırdı.






